
Ceza Hukukunda Avukatın Zorunlu Olduğu Durumlar adlı makalemizi severek okuyacağınızı umuyoruz.
Türk hukuk düzeninde aile, iş, ticaret gibi özel hukuk davalarında, taraflar, süreci bir avukat yardımı olmadan da ilerletebilirler. Ancak ceza hukukunda, bu durum biraz farklıdır. Bu farklılıklar, hem ceza davaları sonunda verilen yaptırımların ağırlığından kaynaklanır hem de adil yargılanma hakkının bir uzantısıdır.
Bu yazımızda, hem zorunlu müdafilik gerektiren durumlardan hem de şüpheli veya sanık ile müdafilerin haklarından ve bu hakların hangi durumlarda kısıtlanabileceğinden bahsedeceğiz.
Müdafi Nedir?
Öncelikle müdafi nedir sorusunun cevabını vererek başlayalım:
Müdafi, ceza muhakemesi süresince sanık veya şüphelinin savunmasını yapan avukatı ifade etmektedir. Anlaşılacağı üzere, avukatın sıfatı, ceza hukukunda değişmekte ve müdafi olmaktadır.
Müdafilik, iki şekilde görülmektedir:
1. İhtiyari Müdafilik
2. Zorunlu Müdafilik
Hukuk sistemimizde, ihtiyari müdafilik ilkesi geçerlidir. Buna göre, kişiler, müdafileri olmadan da kendileri bizzat dava yürütebilirler.
Ancak ceza hukukumuzda belirli durumlarda, zorunlu müdafilik öngörülmüştür. Ceza Muhakemesi Kanunu 74, 101, 150, 204 ve 247. maddelerinde müdafinin zorunlu olduğu durumlar sayılmıştır. Bu hallerde ya şüpheli veya sanık müdafi seçecek ya da barodan müdafi görevlendirilecektir.
Bu durumlar aşağıda sıralanmıştır:
Avukat Görevlendirilmesinin Zorunlu Olduğu Durumlar
1. Çocuk, kendini savunamayacak derece malul veya sağır ve dilsiz şüpheli veya sanığın avukatı bulunmuyorsa, bu kişilerin ifadesi, müdafisi olmadan alınamaz. Bundan dolayı, bu kişilerin talebi olmasa dahi kendilerine müdafi atanır.
2. Kovuşturma veya soruşturma konusu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi durumunda, müdafi olmadan sanık veya şüphelinin ifadesi alınamaz, sorgusu yapılamaz ve duruşmada savunması alınamaz.
3. Sanığın resmi bir kurumda kusur yeteneğinin araştırılması için gözlem altına alınmasına karar verilecek olması halinde, sanığın veya şüphelinin bu sebeple gözlem altına alınabilmesi için, fiili işlediğine ilişkin kuvvetli şüphelerin bulunması gerekir. Gözlem altına alınacak kişinin talebi olmasa dahi müdafi görevlendirilecektir.
4. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen şüpheliye talebi olmasa bile zorunlu müdafi görevlendirilir. Yine, tutukluğu uzatma kararı verilmeden önce, Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve müdafisinin görüşü alınması gerekir. Bu süreçte de müdafisi bulunmayan şüpheliye zorunlu müdafi atanacaktır.
5. Kaçak sanık hakkında duruşma yapılabilmesi için, sanığın müdafisinin bulunması gerekir. Eğer sanığın müdafisi bulunmuyorsa, baro tarafından dosyaya müdafi atanacaktır.
6. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 204, sanığın duruşma salonundan çıkarılmasını düzenlemiştir. Buna göre, davranışları nedeniyle hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanık, duruşma salonundan çıkartılabilir. Ancak bu durumda, sanığın müdafisi yoksa kendisine müdafi atanması zorunludur.
7. Gözaltına alınan şüphelinin sorgusu sırasında müdafinin hazır bulunması gerekir. Eğer şüphelinin bir müdafisi bulunmuyorsa, baro tarafından görevlendirme yapılır.
Görüleceği üzere, aslında zorunlu müdafilik müessesesi, sanık veya şüphelinin haklarını daha iyi savunabilmesi için getirilmiş bir müessesedir. Bununla, adil yargılanma hakkının ceza hukuku gibi sonuçlarında ağır yaptırımların söz konusu olduğu bir hukuk dalında daha fazla korunması amaçlanmıştır.
Yukarıda sayılan durumlarda, sanık veya şüpheliden kendisine bir avukat seçmesi istenir. Ancak şüpheli veya sanık, ekonomik zorluk gibi sebeplerle kendisine avukat seçemeyecekse şayet, avukat seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse kendisine avukat atanır. Anlaşılacağı üzere, yukarıdaki durumlarda sanık veya şüpheli talep etmemiş olsa bile müdafi atanacaktır.
Bu avukat atama işlemi, soruşturma evresinde ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hakimin talebi üzerine; kovuşturma evresinde mahkemenin istemi üzerine soruşturma veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca yapılır.
Eğer şüpheli veya sanık, atama işlemi sonrasında kendisine avukat seçmişse, bu durumda baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer.
Zorunlu Görevlendirilen Avukatın Görevini Yerine Getirmemesi
Baro tarafından görevlendirilen avukatın görevini gereğince yapması gerekir. Şayet görevlendirilen avukat, duruşmada hazır bulunmadıysa veya vaktinden önce duruşmadan çekilirse ya da görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hakim veya mahkeme, derhal başka bir avukatın görevlendirilmesi için gerekli işlemlere başlar.
Avukat görevlendirilmesinin zorunlu olduğu durumlarda, tekrardan avukat görevlendirilmesi için oturuma ara verilebilir ya da oturum ertelenebilir. Ancak yeni görevlendirilen avukat, savunma yapmak için yeterli zamanı olmadığını beyan ederse, bu durumda oturumun ertelenmesi gerekir.
Avukatın Görevden Yasaklanması
Şüpheli veya sanık, avukatlık mesleğini icra eden herkesten kendisini savunmasını isteyebilir. Ancak avukat, ister şüpheli veya sanığın bizzat kendisi tarafından seçilmiş ister baro tarafından görevlendirilmiş olsun, dava konusu, aşağıda belirtilen suçlardan biri olan bir dosyada kendisi hakkında da bu suçlara ilişkin kovuşturma bulunması halinde müdafilik görevini üstlenmekten alıkonulabilir.
Peki hangi dava konusu suçlarda bu hüküm geçerlidir?:
1. Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma
2. Silahlı Örgüt
3. Terör Suçları
Yani bir avukat, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, silahlı örgüt veya terör suçlarına ilişkin bir dosyada kendisi adına da bu suçlara ilişkin kovuşturma bulunması halinde, bu dosyadan yasaklanacak ve bu dosyada müdafilik yapamayacaktır.
Cumhuriyet savcısı, somut olayda böyle bir durum söz konusu olduğunda yasaklamaya ilişkin talepte bulunabilir. Cumhuriyet savcısının bu talebini hakim veya mahkeme gecikmeksizin karar bağlar.
Verilen kararlara karşı, itiraz yolu açıktır. İtiraz sonunda karar ortadan kaldırılmışsa, bu durumda yasaklı avukat görevini icra etmeye devam edebilir.
Müdafilik görevinden yasaklanma kararı, kovuşturma konusu suçla sınırlı olmak üzere bir yıl süre ile verilebilir. Ancak bu süreler, altı aydan fazla olmamak üzere en fazla iki defa uzatılabilir.
Soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi veya kovuşturma sonunda mahkumiyet kararı haricinde bir karar verilmesi durumunda, müdafilik görevinden yasaklanma kararı kendiliğinden ortadan kalkar. Yasaklama kararının kendiliğinden ortadan kalkması için, soruşturma veya kovuşturma sonunda verilen kararın kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
Zorunlu müdafilik durumlarından birinde avukat görevden yasaklanmışsa, bu halde, yeni bir müdafi tayin edilmesi için baro başkanlığına ilgili durum bildirilir.
Müdafilik görevinden yasaklanma kararının bir sonucu da müdafinin başka davalarla ilgili olsa dahi vekilliğini üstlendiği kişiyi ceza infaz kurumunda veya tutukevinde ziyaret edemeyecek olmasıdır.
Avukatın Dosya İnceleme Yetkisi
Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve dosya içerisindeki istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
Ancak eğer soruşturmanın amacı tehlikeye düşecek ise, müdafinin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi kısıtlanabilir. Bu yetkinin kısıtlanması, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim kararıyla olacaktır.
Ancak dosya inceleme yetkisinin veya örnek alma yetkisinin kısıtlanması, her somut olayda mümkün değildir. Bu yetkiler, ancak belirli suçlar ile ilgili olan dosyalarda kısıtlanabilir.
Bu suçlar şunlardır:
1. Kasten öldürme suçu
2. Cinsel saldırı suçu
3. Çocukların cinsel istismarı suçu
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaret suçu
5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu
6. Devletin güvenliğine karşı suçlar
7. Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar
8. Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçu
9. Silah kaçakçılığı suçları
10. Bankacılık Kanunu madde 160’ta hüküm altına alınan zimmet suçu
11. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda tanımlanan suçlar
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise şudur: Kısıtlama kararı, dosya içeriğindeki her evrakı kapsamamaktadır. Soruşturma konusu, yukarıda belirtilen suçlar olsa dahi kısıtlama kararı, şu belgeleri kapsamaz:
- Şüphelinin ifadesini içeren tutanak
- Bilirkişi raporları
- Adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar
Müdafinin dosya inceleme ve belgelerden örnek alma yetkisinin kısıtlanması kararı, sadece soruşturma evresi için geçerlidir.
Müdafi, kovuşturmanın başladığı yani iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosya içeriğini inceleyebilir ve yine harçsız olarak ilgili belgelerin örneğini alabilir.
Şüpheli ve Sanığın Avukatla Görüşme Hakkı
Şüpheli veya sanık, bir avukat ile konuşulanların başkaları tarafından duyulmayacağı bir ortamda her zaman görüşebilir ya da yazışabilir. Şüpheli veya sanığın yazıştığı veya görüştüğü avukatın vekaletnamesinin olup olmadığına bakılmaz. Ayrıca şüpheli veya sanığın avukat ile yaptığı görüşmeler, denetime tabi tutulmaz.
Ancak şüpheli veya sanığın avukat ile görüşme hakkı belirli suçlarda kısıtlanabilir. Bu durum, Ceza Muhakemesi Kanunu madde 154/2’de şöyle açıklanmıştır:
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine, hâkim kararıyla yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman zarfında ifade alınamaz.
Görüleceği üzere, sanık veya şüpheli, her zaman müdafi ile görüşemeyebilir. Aşağıda sayılan suçların olduğu dosyalarda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakim kararıyla müdafi ile görüşme hakkı kısıtlanabilir:
- Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (TCK Md. 302)
- Düşmanla iş birliği yapmak (TCK Md. 303)
- Devlete karşı savaşa tahrik (TCK Md. 304)
- Temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama (TCK Md. 305)
- Yabancı devlet aleyhine asker toplama (TCK Md. 306)
- Askeri tesisleri tahrip ve düşman askeri hareketleri aleyhine anlaşma (TCK Md. 307)
- Düşman devlete maddi ve manevi yardım (TCK Md. 308)
- Anayasayı ihlal (TCK Md. 309)
- Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı (TCK Md. 310)
- Yasama organına karşı suç (TCK Md. 311)
- Hükümete karşı suç (TCK Md. 312) Ve TCK Md. 313-339 arasında düzenlenen suçlar
- Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçları
Yukarıda sayılan suçlar ile ilgili dosyalarda, avukat ile görüşme hakkı, sadece 24 saatlik için kısıtlanabilir. Bu süre zarfında da şüphelinin ifadesinin alınamayacağı madde metninde belirtilmiştir.
Bir Avukat Aynı Dosyada Kaç Şüpheli ya da Sanığın Müdafiliğini Yapabilir?
Şüpheli veya sanık, aynı dosya içinde birden fazla müdafinin yardımından yararlanabilir. Aynı şekilde, bir avukat da dosya içerisinde birden fazla şüpheli veya sanığın müdafiliğini üstlenebilir.
Ancak burada, Avukatlık Kanunu madde 38/b fıkrasına dikkat edilmesi gerekir. Madde metnine göre:
Avukat…
b)Aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olursa,
Teklifi reddetmek zorunluğundadır.Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları da kapsar.
Buna göre, bir avukat, aynı dosyada menfaatleri birbiri ile çatışan birden fazla şüpheli veya sanığın müdafiliğini yapamayacaktır.
Görüleceği üzere, ceza dava süreçleri, hukuki usulün bilinmesini gerektiren süreçlerden biridir. Aksi takdirde, usulen yapılan bir hata ile büyük hak kayıpları yaşanabilir. Bundan dolayı, deneyimli ceza avukatlarından hukuki destek alınmalıdır.
Siz de ceza davalarında destek talep ediyorsanız, avukatınızla iletişime geçebilirsiniz.
