Faust’un Pek Çok Yüzü

Yazar: John Kinsella
12 Mayıs 2011

Goethe’nin İngilizce’ye çevrilen “Faust” kitabının kapağı

Evrenin çalışmasının şeklini bilme ve kavrama karşılığında Şeytan’a ruhunu satan alim ve doktor Faust’un efsanevi hikayesi, ahlaki kelime oyununun, yanlış kazancın ve kaçınılmaz cezanın Batıdaki önde gelen kültürel mecazlarından ve simgelerinden birisidir.

Londra’daki Wellcome Library’de bulunan ve 1825 dolaylarında Orlando Hodgson’un yayınladığı Ünlü Dr. Faustus’un Yaşamı ve Korkunç Maceraları kitabında yer alan “Şeytan ve Dr. Faustus’un Buluşması” resmi.

Pek çok yönden kilise ile devlet arasındaki bir krizden ve aslında 15. yüzyıl sonu ve 16. asırdaki Hristiyanlıktan kaynaklanan bu hikâyeyi böyle çekici yapan şey ise büyük ve anlaşılmaza, ünlü ve isimsize eşit ölçüde uygulanmasıdır.

Yanlıştan menfaat sağlamak üzere vicdanımıza, içten doğru bildiğimiz şeye karşı gelindiğinde aslında ruhumuzu satıyoruz.

Dinin onunla bir ilgisi olması gerekmez. Böyle ahlaki alçaklık hikayeleri denetim ile ilgilidir. Onlardan edebi eser yaratılması bu denetimin doğasını araştırma konusundadır.

Faust hikayesinin Adanalı Theofilus’un (Theophilus) 6. yüzyıldaki hikayesi gibi pek çok kökeni vardır ama onun en aslına uygun ve en somut olanı, Johann Spies tarafından yayınlanan ve 1587 Eylül ayındaki Frankfurt Kitap Fuarı’nda piyasaya sürülen Faustbuch ya da Historia von D. Johann Fausten eseridir. Spies, 15. yüzyıl sonlarında doğmuş ve 1541’de ölmüş, kötü şöhretli ve yıldız falcısı gerçek Dr. Faust’un sözlü ününün üstünlüğünden yararlanmıştır. Bu, korkunç cadı yakma olayları devriydi.

Konunun uzmanı John Henry Jones’un İngiliz edebiyat eleştirmeni ve şairi William Empson’ın inceleme eseri Faustus ve Sansürcü’nün önsözünde yazdığı gibi, Faust, muhtemelen Heidelberg Üniversitesi’nde okuyor, tutuklanmanın eşiğine gelen bir doktor ve övüngen bir gösteri adamı olmakla beraber kentten kente göç ediyor, kehanette bulunuyor ve büyücülük icra ediyordu.

Faust hikayesi ve doğrusu gerçek Faust’un hayatı, içinde bulunduğu aşırı değişken zamanlara göre yorumlanmalıdır.

Batıl büyü ve simya dünyasının yerini Şeytan’la savaşın tüm cephelerde olduğu şüpheli biçimde aynı derecede batıl bir dünya alıyordu ve bilimsel keşifler dine karşı artan bir tehdide dönüşüyordu.

Kötülük, sadece ruhların savaşının parçası olarak değil aynı zamanda zenginlik ve güç kazançları için yapılan çok dünyevi bir savaşın parçası olarak ortaya çıkarılıyordu.

18 yaşında iken Faust hakkındaki ilk şiirimi yazdım. Krakov’da da Faust denen biri vardı. Tanrı bilimci Philipp Melanchthon’a göre, bahsedilen Faust, Polonya’da büyü ve simya öğrenimi görmüştü.

Epey yıl önce, Comus şahsiyetinin Faust ve Mefistofeles ile ilgili anlamlara sahip olduğu Milton’un Comus oyununun bir uyarlamasını yazdım: kendi kabulümde bir kalıtım bilimcisi olan Comus, şarap tanrısı Baküs ile ilgili zevklerinin parçası olarak cümbüşü için hayvanlar yaratıyordu. Bilim ise onun hazzına hizmet ediyordu. Ayrıca, aslında düzelme ya da iyileşmeden ziyade bir haz arzusu bulunan bilim, Faust ile ilgili örneklerin özüdür.

Yakın zamanda, gerçek Faust kitabına ve sessiz bir filme dayanarak eşlik edeceği müzik hakkında Avustralyalı besteci Gordon Kerry ile tartıştığım bir Faust operası metni üzerinde çalışıyordum. O, gen değiştirme, hadron çarpıştırıcısı ve hatta gıda boyaları gibi çağdaş sorunlar ile ilgilenmektedir.

Faust hikayesinin en tanınmış uyarlamaları İngiliz oyun yazarı Marlowe ve Goethe’ninkilerdir.

Marlowe’un “Doktor Faust’un Talihsiz Tarihi” adlı oyunu, ilk olarak 1604’de ve daha sonra yeni parçalar eklenerek 1616’da yayınlandı. Marlowe’un 1593’te öldüğü düşünülürse, daha gerçek uyarlaması konusunda çok fazla tartışmaya neden olmuştur. 1604 yılındaki “A” metninin temsili olduğu ve sonraki uyarlamanın oyun yazarı Samuel Rowley’e atfedilen eklemeler içerdiği artık yaygın olarak kabul edilmektedir.

Açık bir biçimde (Spies’ın yayınının garip ve hata dolu çevirisi olan) English Faust Book kitabına dayanan bu büyük edebiyat eserinde, Faustbuch’da olduğu gibi, Dr. Faust’un Şeytan ile 24 yıl boyunca şeytani ruh Mefistofeles tarafından hizmet edildiği ve daha sonra cehenneme lanetlendiği bir sözleşme imzaladığını görürüz.

Ayrıca, Marlowe’un Faustus’u, ahlaki kaçamaktan Dünya’daki göksel kudretin tecellileriyle sözleşmelere kadar yolculuk eder: Yedi Ölümcül Günah’tan Papa’ya saldıran Faustus’a, Kutsal Roma İmparatoru V. Karl uğruna Büyük İskender’e gözbağcılığına kadar gideriz.

24 yılının sonunda ise Truvalı güzel Helen’i büyüledikten sonra ve ruhu için yalvaran alimlere rağmen, Faustus lime lime edilir ve cehenneme götürülür. Bedeli ödetilir.

Pek çok kimse, Goethe’nin Faust oyunu ve özellikle de Birinci Bölümü’nün Alman edebiyatının en büyük eseri olduğunu iddia eder. Faust’un Birinci Bölümü’nün tam uyarlaması, 1808’de yayınlandı ve ilk kez 1827’de oynandı. Oysa, İkinci Bölümü’nün son uyarlaması, 1832’deki ölümünden hemen önce Goethe tarafından tamamlandı ve ilk kez 1854’de sahnelendi. Tüm eser, 1872’ye kadar canlandırılmadı. Goethe, uzun yetişkin hayatını Faust üzerinde çalışarak geçirdi.

Goethe’nin Faust eserindeki anahtar kadın şahıs, Mefistofeles ile sözleşmesini imzaladıktan ve bir cadının zehirli içkisiyle ona bağışlanan mücevherlerle ve genç soylulukla baştan çıkardıktan sonra (Birinci Bölüm’de) karşılaştığı Margaret ya da Gretchen’dir. İlk Bölüm’ün özünde bu olur: Faust’un Gretchen’i baştan çıkarması, onu hamile bırakarak terk etmesi, bebeğini öldürüp hapse atıldıktan sonra Mefistofeles’in yardımıyla onu kurtarma teşebbüsü ve kefaret için Şeytan’ı kabulü, bunun için yalvarması.

Faust’un kefaretinin uzun bir yolculuk ve şehvet yaşamı geçene kadar gelmemesine rağmen, o, sonunda kendisinin dışındaki insanlar için bir şeyler yaparak anlaşmayı bozar ve nihai coşkunluk ya da hazzı vermekte başarısız olan Mefistofeles’i gölgede bırakarak gökte kendisini Hazreti Meryem’e götüren Gretchen ile buluşur. Bu, tamamen bir kefaret hikayesidir. Goethe’nin Faust’u, Marlowe’un yapamayacağı biçimde kefaret bekleyebilir.

Goethe, döneminin yazarıydı ama o, ayrıca, zamanının tanımlanmasına ve yeni bir dönem açılmasına da yardım ediyordu. Üstelik, Faust hikayesi bunun araçlarından birisiydi. Bilginin değeri (Goethe, ayrıca bilimsel konular hakkında da yazıyordu) ve bilgi arayışının sadece olumlu olabileceği gerçeği, Tanrı bazı bilgileri kendine saklasa bile Faust hikayesini sık sık yeniden canlandırmıştır.

Faust’un sanattaki, müzikteki ve sinemadaki tecellilerinden özellikle büyüleniyorum. Şu anda, Liszt’in “Bir Faust Senfonisi” eserini dinliyorum. 1846’da Paris’te oynanan Louis-Hector Berlioz’un dört tek sesli operası Faust’un Lanetlenmesi (La Damnation de Faust) ve 1859’da Paris’te galası yapılan Gounod’un Faust operası sık sık yenilenen ve yeniden uydurulan Faust’un diğer dönüm noktalarıdır.

Bana göre, Faust hikayesi hakkında Goethe’den sonraki en büyük eser, yönetmen Friedrich Wilhelm Murnau’nun 1926 tarihli Alman sessiz filmi Faust’tur. Faust’taki Mefisto’yu (yaşamının gösterebildiği gibi) Emil Jannings’in canlandırmasının yanı sıra görsel olarak dikkat çekici olan Goethe’nin başyapıtının bu uyarlaması çok insanidir. Veba sırasında kurgulanan bu filmde Faust, diğerlerini iyileştirmek ve gençliğe yeniden kavuşmak için ruhunu (Şeytan’a) satar. Bu, pek çok kimsenin yapabileceği bir anlaşmadır.

Ayrıca, ruhunu Nazilere satan ve böyle yaparak bizzat Faust olan Mefisto’yu oynamak isteyen bir aktörün ikili oynadığı Macar film yönetmeni İstvan Szabo’nun 1981 yapımı Mefisto filmine de bayıldım.

Pek çok 20. yüzyıl Faust hikayesi gibi kahramanı Adrian Leverkühn’ün müzik dehası karşılığında Şeytan ile anlaşma yaptığı Thomas Mann’ın 1947 romanı Dr. Faustus, Almanya’da Hitlerciliğin olduğu döneme dayanmaktadır.

Eşim şair Tracy Ryan, Perth’de 1980’lerin sonunda Marlowe’un Doktor Faustus eserinin kukla gösterisini izledi ve “o, 20 yılı aşkın bir süredir halen üzerimde etkisi kalan sert ve rahatsız edici bir kukla oyunuydu.” diye açıklıyor. Kukla gösterileri ve sokak tiyatrosu, uzun bir zamandır Faust hikayesinin araçlarından olmakla birlikte Goethe de genç bir adam iken böyle bir kukla oyununu izlemiş olduğunu söylüyordu.

Tiyatro dışında, Dennis Joseph Enright’ın (1979) A Faust Book (Bir Faust Kitabı) ve Chris Hamilton-Emery’nin yakın zamandaki Dr Mephisto (Dr. Mefisto) (2001) şiirleri gibi şiir sanatında da Faust hikayesinin tecellileri bulunmaktadır.

Yaklaşan Queensland Theatre Company ve Bell Shakespeare Company yapımı Faustus, hikayesi ve mitolojilerine güçlü bir katılım sağlama umudu veriyor. Yönetmen Michael Gow, hikayenin Marlowe ve Goethe sahne uyarlamalarını Kral James İncili, Gustav Mahler, Franz Liszt, ilave olarak biraz ölüm metal müziği ve daha fazlasının görünümleri ile birlikte hep birden karıştırmaktadır. Marlowe’un lanetleme örneği ile Goethe’nin kurtarıcı örneğinin neden karıştırıldığı sorulduğunda, Gow, her iki uyarlamanın da “ölümlülükten kaçmayı arzulayan bir kahramanı oynadığı”nı belirtmektedir. Onun Faustus’u çağdaş zamanlara güncellenmiş olmayıp o, şeytani dünyanın sahnede “biraz mazi” olarak canlandırıldığını söylüyor ve şunu ekliyor: “Ama John Bell, Mefistofeles’i biraz sert, sahtekar bir polis olarak canlandırmaktadır. Kullanılan pek çok oyun biçiminden biri olan kucak dansı var. Ve 70’lerden gelen Krautrak denen bir müzik kuşağı bulunuyor: aslında, Faust adlı bir müzik grubu da bu deneysel rak tarzında müzik yapıyordu.”

Gow’un belirttiği gibi, “Ruhunu sattığı için cehenneme giden bu adamın o kadar büyük sanata ilham vermiş olduğu gerçeğinde güzel bir ironi vardır.” Gerçekten ve o böyle yapmaya devam edecektir.

Kaynak: https://amp-theaustralian-com-au.cdn.ampproject.org/v/s/amp.theaustralian.com.au/arts/the-many-faces-of-faust/news-story/4584991052071599cd6b7b4e319d8ec5?amp_js_v=a2&amp_gsa=1&usqp=mq331AQCCAE%3D#referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com&amp_tf=%251%24s%20alan%C4%B1ndan&ampshare=https%3A%2F%2Fwww.theaustralian.com.au%2Farts%2Fthe-many-faces-of-faust%2Fnews-story%2F4584991052071599cd6b7b4e319d8ec5

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir