Sanayi Keneviri Tarımı Taranto Topraklarını Temizliyor adlı makalemizi severek okuyacağını bekliyoruz.
Yazar: Sara Manisera

Taranto yoluna 100 yıllık zeytin ağaçları ve alçak taş evler yayılmış. Puglia bölgesindeki şehir, çizme şeklindeki İtalya yarımadasının topuğundadır. “İki deniz arasındaki şehir” Mar Grande olarak bilinen güney Akdeniz’i de Mar Piccolo denen küçük bir körfezi de kucaklar. Havası, ağır metal kokuludur.
Şehrin kenarında 1800’lerden beri geleneksel peynirleriyle tanınan bir çiftlik vardır. İnsanlar, tüm dünyadan eski, odun ateşiyle ısıtılan pişirilmiş toprak fırınlarda elle yapılan süt ürünlerini satın almaya geliyorlardı. Göğüs boyundaki sanayi keneviri bitkileriyle çevrili bir arazide dururken, çiftliğin sahibi Vincenzo Fornaro, o günlerin çok önceden bittiğini açıklıyor.
2008’de, yerel yetkililer, Fernaro’yu artık insan tüketimi için güvenilir olmayan hayvanlarını öldürmeye zorladılar. Onlar nikel, kurşun ve diğer zehirli maddelerin tehlikeli bir karışımı ile kirlenmişlerdi. Bu, peynirin sonuydu. Sadece 1,61 km ötedeki suçlusu ise Avrupa’daki en büyük çelik fabrikası idi. Sanayi keneviri bitkileri, çevresel zararı telafi etmek için süt ürünleri çiftliğinin yerine geçtiler.
Fornaro, fabrikanın havaya ve toprağa zehirli kimyasal maddeler yaydığının bilincinde olduğunu İtalyanca şöyle söylüyordu: “Bu korkunç fabrikanın üzerimdeki etkilerini görebiliyorum.” 20 yaşındayken bir böbreğini aldırttı. İtalyan La Stampa gazetesine annesinin ur tanısı konduktan sonra öldüğünü anlatıyordu.
İlva çelik fabrikası, şehrin kendi büyüklüğünün hemen hemen üç katını bulan 15 milyon metrekarelik bir alanı kaplıyor. 1965’te açıldı ve 1970’lere kadar boyutu ikiye katlandı. Eskiden İtalya’nın çeliğinin neredeyse üçte birini üretiyordu. Fabrika, Taranto’nun kirli bir sanayi şehrine dönüşmesine katkıda bulundu. Tüten bacaları, yüksek fırınlar, dışık bahçeleri şimdi eski kırsal şehre hakim oluyor. Bugün bile kocaman bir petrol rafinerisi ve dev bir çimento fabrikası ziyaretçileri karşılıyor.
Fabrikadaki üretim, zirvesindeki 9 milyon tondan 2015’teki 4,7 milyon tona kadar sürekli azalmıştır. Ama onun çevresel etkileri yıkıcı olmuştur. Bir çalışma, 11.000 yerel sakinin 2005’ten 2012’ye kadar fabrika serpintileriyle şiddetli toksin zehirlenmesi sonucu öldüğünü bulmuştur. Fabrika civarında yaşayan yerel halkın idrarında ve kanında yüksek düzeyde kurşuna ve (kanser yapıcı bileşikler olan) dioksine rastlanmıştır. Kalp hastalığı ve kanser oranları ise daha yüksek olmuştur.
İkilem, fabrikanın yerel ekonomiye egemen olmasıdır. Doruğunda, burası 40.000 insan çalıştırmakla birlikte bir Avrupa Birliği raporu fabrikanın 2008’de Taranto’nun gelirinin %75’ini oluşturduğunu keşfetmiştir.
Bölgedeki işsizlik, daha geçen yıl hemen hemen %20 idi; öyle ki çoğu yerel sakine göre işler adeta kirlilikten geliyordu. Başlangıçta, yerel hükumet, çelik fabrikası çok önemli olduğu için hiçbir şey yapmıyordu.
Domenico Finiguerra, “Uzun bir zaman önce, İtalya’nın bu kısmı kurban edecek bir seçim yapıldı ve Taranto vatandaşları ve toplumu ile iki denizin biyolojik çeşitliliği tehlikeye atıldı.” dedi ve ekledi: “Sanayisinin ihtiyaç duyduğu tüm çeliğin tedarik edilerek bu bölgenin İtalya’nın ekonomik geleceği adına feda edilmesine karar verildi.”
Finiguerra, Taranto’nun artık sürdürülebilir olmayan çimento, çelik ve petrole dayanan bir ekonomi örneğini temsil ettiğini şöyle belirtiyordu: “Bu zehirli bölge, acilen çevre dostu bir yenilenme projesine gerek duyuyor.”
Çevresel hasarın tam boyutu belirginleştikçe yerel sakinler harekete geçmeye karar verdiler. 2012’de, yerel soruşturma hakimleri, fabrikaya el koydular ve onu özel idare yönetimine geçirdiler. Geçen sene, kamu güvenliği cürümleri, yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihmal yüzünden cinayet ve zararın dahil olduğu suçlardan 47 kişiye dava açıldı.
Dava açılanlar arasında bölgenin eski valisi ve Taranto şehrinin önceki belediye başkanının yanı sıra fabrikanın kudretli sahibi Riva ailesi, fabrikadaki yöneticiler yer alıyordu. Fabio Riva, 2012’den beri kaçaktı ve Birleşik Krallık’tan zorunlu olarak iade edildi. Onun milyarder babası ise 2 yıllık ev hapsinden sonra 2014’te öldü.
Ama yasal işlem, tarım sektörünü kurtaramadı. 2012’den beri 1.000 dolaylarında işletme kapandı ve bölgedeki 1.000 hayvanın kesilmesinden dolayı et üretiminde %10 azalma oldu. Toprak tamamen kirlendi ve çiftçilerin çelik fabrikasının 19,31 km yarıçapı içerisinde hayvanlarını otlatması yasaklandı.
Kenevir bize burada geliyor.

Vincenzo Fornaro, “Kendimizi bir dönüm noktasında bulduk; ya terk etmeye ya da kalmaya karar vermek zorundaydık.” dedi ve ekledi: “Toprağımızı savunmayı kararlaştırdık.” Bunu gerçekleştirmek için, o, topraktan zehirli maddeleri emerek onları etkisizleştirebilen sanayi bitkilerini ekti. 1986 yılında Ukrayna’da meydana gelen nükleer felaketten sonra çevresel ıslah için sanayi kenevirinden ilk kez yararlanıldı.
Sanayi keneviri bitkilerinin arasında dururken, Fornaro kıvançla şunu diyordu: “Sanayi kenevirini kullanarak toprağımızı kurtarmaya başladık.” Ziyaret ettiğimde, üç aylık ürün yemyeşil ve kokuluydu. Üç hektarlık sanayi keneviri tarlasından gelen kuvvetli, hoş koku halen 14.000 kişi istihdam eden yakındaki çelik fabrikasından çıkan dumanlarla fazlasıyla çelişiyordu.
Fornaro, sanayi keneviri hayranı Claudio Natile’nin kurduğu yerel bir filiz şirket (startup) olan CanaPuglia’nın yardımıyla tartışmalı bitkiyi iki yıl önce yetiştirmeye başladı. Natile, “Sanayi keneviri, yıllar içinde yasa dışı ilan edilen, binlerce özellikli, İtalyan geleneği ile güçlü bağlantıları olan çok yönlü bir bitkidir.” dedi.
Sanayi keneviri, yüzlerce yıldır İtalya’nın önemli bir tarım ürünüydü. 1950’lerde, ülke, Sovyetler Birliği’nin ardından dünyanın ikinci büyük sanayi keneviri üreticisiydi. İtalyan kenevir tohumları, giysiye dönüştürülen en dirençli liflerden bazılarını sağlıyordu. Bununla birlikte, sanayileşme ve naylon gibi yapay liflerin ortaya çıkmasıyla birlikte sanayi keneviri ortadan kaybolmaya başladı.
Natile, halka bu tarihi öğretmenin CanaPuglia’nın işinin parçası olduğunu söyledi ve ekledi: “Bu bitkiyi neden kullanacağımızı açıklamak için okullara gittik, papazlarla, çiftçilerle ve hatta yerel jandarmayla konuştuk. Tohumları ektiğimiz gün hepsini davet ettik.”
Çiftçiler, polise sınai kullanım için yetiştirdiklerini ve zihni değiştiren kimyasal maddesi THK’yi düşük düzeylerde içeren yasal çeşidini ektiklerini bildirdikleri sürece İtalya’da kenevir yetiştirmek yasaldır (İtalya bugünlerde keyif amaçlı Hint keneviri tüketimini yasallaştırmayı düşünüyor).
Bölgede 100 civarında çiftçi tohumlarını ekmekle birlikte, yalnızca beş yılda Puglia’daki sanayi keneviri üretimi 3 hektardan 300 hektara yükseldi. Bu, hatta sanayi kenevirini ayakkabılara, çantalara, giysiye ve inşaat tuğlalarına bile dönüştürülebilen liflere çeviren Güney İtalya’daki ilk sanayi keneviri işleme fabrikası gibi yeni yatırımları bölgeye getirmiştir.
Sanayi keneviri tohumları, makarna yapımının yanı sıra pişirmede kullanılabilen yüksek proteinli, lifçe zengin, glütensiz un halinde öğütülürler. Ama Fornaro gibi bölgedeki çoğu çiftçi, topraklarını toksinlerden arındırmalarına katkıda bulunmaları için sanayi keneviri ekiyorlar. Fornaro, işlenmeleri için bitki liflerini satabiliyor çünkü toksinler bitkinin kendisinde ortaya çıkmıyorlar, ancak kirlenebilmelerinden ötürü (örneğin, un halinde öğütülmek üzere) tohumları satamıyor.
Fornaro, “Çevreden aldıklarımızı ona geri vermeye başlamalı ve çocuklarımıza farklı bir iş temin etmeliyiz.” dedi ve ilave etti: “Şimdilik, sanayi kenevirinden sadece endüstriyel işlem için yararlanıyoruz. İleride, onu gıdaya yönelik de kullanabileceğimizi umuyorum. Fakat kesin olan şey, İlva fabrikasını sanayi keneviri ile kuşatacağımızdır.”
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.

Pingback: Kurşun | Hayli Bilgi