Türk Kültüründe Sarı Rengi

Çeşitli ülkelerin simgeciliğinde sarı rengi güneşe ait ışık ve altın sarısı rengini ifade eder. Bu bağlamda akıl, zihin, idrak, sezgi gibi anlamlar taşır. Bunun aksine, koyu sarı rengi kıskançlık, açgözlü davranmak, vefasızlık, ihanet, inançsızlık (imansızlık) ve ağzı sıkılık (ketumluk) gibi anlamları simgelemektedir. Sarı ya da “sarı ve siyah” bayraklar ayrılığın (karantinanın) göstergesidir.

Çintamani desenli dokuma. Sanskritçe “arzu doyurucu mücevher” anlamına gelen “Devanagari”den (देवनागरी) türeyen Çintamani Osmanlılar ile ilişkili en ayırt edici motiflerden birisidir. Üç küre üçgen örneği halinde düzenlenmekte olup motif Türk halkı arasında kötülük savuşturma simgesi olarak görülmektedir. Çin ve Japon sanatında Buda’nın simgesi olarak kullanılan “çintamani”den Osmanlı süslemesinde bu işlevi dışında geniş ölçüde yararlanılmıştır. Özellikle kumaşlarda ve çinilerde rastlanmaktadır.

Büyük Hun Devletinde kara, sarı, beyaz veya kızıl renkler oldukça önemliydi. Söz konusu renkler eski Türk ve Çin inanışındaki yer, ağaç, su, ateş, gök ve bunun gibi 8 unsurun simgelenmesi için kullanılmıştır.

Türklerde at kullanımına dair renk simgeciliğinin işlendiği anlatımlara Hun Hakanı Motun’un batıya beyaz, doğuya mavi (kır), kuzeye kara, güneye de kırmızı atlarla saldırıya geçmesi örnek verilebilir. Merkez ise sarı renkle temsil edilmiştir. Türklerde sarı renk merkezin (yön) rengi olarak kabul edilir. Toprağın yani oturulan yerin simgesidir. Altın (sarısı) rengi de bu renkle ilişkilidir. Egemenlik simgeciliğinde geçerli olan pek çok şey gibi sarı renk dinsel anlamda da egemenliği ve gücü simgeler. Buna en güzel örnek, XIII. yüzyılda Anadolu alp-erenlerinden önemli bir din adamının “Sarı Saltuk” adını taşımasıdır.

Çin medeniyetinde sarı renk kutsallık simgesi olmuş ve imparatorlar sarı renkte elbiseler giymiştir. Türklerin destanlarında Çin uygarlığı her zaman, düşman ve mücadele edilen bir unsur olduğundan (Çinlilerde önemli bir renk olan) sarı rengi Türklerde alegorik olarak kötülük, felaket ve hastalığı temsil etmiştir. Sarı ejderha Türk masallarında kuşku ve kötü duygular uyandıran bir motif olmasının yanında hastalık simgesidir. Bunun birlikte, sarı rengi yer unsurunu ifade ettiği için ateşin, albastının, hastalığın rengi olmuştur. Türk kültür çevresinde biri kara, öteki sarı olmak üzere iki tür albastıya inanılıyordu. “Betin benzin sarardı” deyimi bundan ileri gelmektedir. Aslında, sarı renk Türklerde olumsuz anlamlarıyla öne çıkmıştır.

Cengiz Han ile birlikte sarı rengi devlet simgesi halini almıştır. Birçok sarı tonu yanında kullanılan Türk Sarısı altın sarısı rengidir. Altın bilindiği gibi gücün ve kudretin, egemenlik ve zenginliğin simgesidir. Yine bu anlayışa uygun şekilde tarihteki güçlü hükümdarların tamamı altın tahtla birlikte tasvir edilmişlerdir. Bunun yanında, (altın sarısı) “Altın Yış” (Altın Orman) ya da “altın yapraklı kayın ağacı” tasvirlerinde olduğu gibi ağaç ve orman kültleriyle (inanç) da bağlantılıdır. Diğer yandan, beyaz ve kırmızı ile de ilişkili olduğundan ateş, güneş, ışık kültleriyle de bağlantılıdır.

Anadolu’daki Türkmen ve Yörük aşiretlerinin halılarında sarı rengi nazarı simgelemektedir.

O yılki ürününün daha bereketli olmasını arzulayan ya da gurbette sevdiği biri olduğundan ayrılığının üzüntüsünü yansıtmak isteyen kadın dokuduğu kilimlerde sarı renk ile bunu tasvir eder.

Eski Yugoslavya’daki Türk grupları, Hristiyan Gagavuz ve Çuvaş Türklerinin yanı sıra Doğu Avrupa’daki Türk topluluklarında geleneksel olarak nevruzdan bir gece önce çocuklara sarı kurdele takılmaktadır. Bu bağlamda hastalığı simgeleyen sarı renkli kurdele atılmakta ve yerine sağlığı simgeleyen kırmızı renkli kurdele takılarak yeni yıla girilmektedir.

Kaynaklar:
Çoruhlu, Y., Türk Mitolojisinin Ana Hatları, s.215, 2010
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/1146/13441.pdf
http://edergi.sdu.edu.tr/index.php/tsad/article/viewFile/2118/2110
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir