
Bilime Göre Mısırlılar Neden Güneş Tanrısı Olarak Bok Böceğine Tapınmışlardır adlı makalemizi zevkle okumanızı diliyoruz.
Annem, bana hayvan bilimci Emily Baird’in bok böcekleri hakkındaki araştırması ile ilgili büyüleyici Scientific American makalesinin bir bağlantısını gönderdi. Mısır bilimciler, bu dışkı itme böceklerine (şampiyon) kökeni eski Yunancada “kın kanatlı” anlamına gelen κάραβος (karabos) sözcüğü olan daha itibarlı “skarab” (scarab) ismini vermişlerdir.
Dr. Baird’ın uzmanlık alanı; böceklerin görmesi, uçması ve yön bulmasıdır (Lund Üniversitesi’ndeki profiline bakınız). Tezini, balarıları konusunda yazmıştır. Araştırmasını, mütevazi bok böceği Kheper nigroaeneus’a yöneltmeye karar vermesinden ötürü kendisine minnettarım. Çalışması, eski Mısır’ın daha da acayip tanrılarından birini aydınlatabilir.
Eski Mısır Böcek Tanrısı
Eski Mısırlılar, neden dışkı topağını oluşturan, içerisine yumurtalarını bırakan ve sonra topağı toprak üzerinde iten büyük bir böceğe tapıyorlardı? Mısırlılar, bu böceği neden mecazi anlamı “oluşmak, vücuda gelmek” olan kheper olarak isimlendiriyorlardı? Neden mertebe olarak aşağıdaki bok böceğini en yüksek varlıkları ve güneş tanrıları olan Ra ile ilişkilendiriyorlardı. Ra’nın böcek tanrılarının biçimini almış olan yeryüzündeki görünümlerine Khepri adını veriyorlardı?
Pek çok firavun, taç giyme törenlerinde üstlendiği resmi ismi olan taht adına kheper sözcüğünü ekliyordu. Kral Tutankhamun’un hazineleri, “Oluşma/ Belirme/ Yaradılışların Efendisi Ra’dır” anlamına gelmekte olan taht ismi Neb Kheperu Re’nin dikkatle işlenmiş kartuşlarıyla süslüdür. Mısır’ı ziyaret eden turistler, bok böceklerine saygı gösterdiklerini anlamaksızın Kral Tutankhamun’un bok böceği mücevherleri örnek alınarak yapılmış bok böceklerini satın alırlar. Barbie bebekleri bile bu türden aksesuarlarla bezenmiştir.

Kheper’in Mitolojik Yorumları
Bu alışılmamış tanrıya zihnini yormakta olan Mısır bilimciler, çeşitli açıklamalar ortaya atmışlardır. Genç kın kanatlılar; dışkı kozalarından ufuktan doğan güneş gibi zuhur etmektedirler. Bu nedenle, yaratılışın ve ortaya çıkmanın simgeleridirler. Khepri olarak, her gün güneşin yeniden doğuşunu temin ederler. Dönemindeki Mısır dini hakkında geniş bir şekilde yazı yazmış olan eski Yunan doğa bilimcisi Plutarkhos, bok böceklerini şu sözlerle ifade etmiştir:
(Eski Mısırlılar arasında,) bu çeşitlerin, sadece erkek kın kanatlılar oldukları, topak oluşturan tohum maddelerini (meni) yere koydukları ve kın kanatlının; sabahları – batıdan batarken ve doğudan doğarken güneşin izlediği yolu taklit edecek biçimde- geniş aralıklı arka bacaklarıyla onu ileriye doğru yuvarladığı kabul edilmektedir.
Dr. Baird’ın araştırması, eski Mısırlıların bok böceğini güneş ile ilişkilendirmelerinin bir nedenini daha gerçekten açıklığa kavuşturabilir.
Güneş Yön Bulucuları olarak Bok Böcekleri
Bok böcekleri, kendi bilmecelerini böcek bilimcilere sunmaktadırlar. Bok böcekleri, neden sık sık duraklıyorlar, dışkı topaklarının tepesine tırmanıyorlar ve yürüyüşlerine yeniden başlamadan önce biraz dans ediyorlar?


Eğer haklıysa, kın kanatlılar, güneşin ışınlarına uyum sağlıyorlardı. Kral Tutankhamun (Tut) dönemindeki Mısır sanatında yaygın “ışınlı güneş diski” olan güneş tanrısı Aten’i düşünmekten kendimi alamıyorum. Yukarıda, son dönem Mısır heykeli, babunların tapınmakta olduğu bu ışınlı diskin değişkesini (varyant) göstermektedir.
Bok böceği tasviri, artık daha kusursuzdur: bok böcekleri, topağı arka ayakları ile itmektedirler. Kın kanatlının üzerindeki yıldız, muhtemelen Nil nehrinin yıllık taşkınlarının hemen öncesinde tam güneş doğmadan evvel ortaya çıkmış olan Akyıldız (Sirius) çift yıldızıdır (Mythphile tarafından daha önce yazılan “Sopdet: Egypt’s Herald of the New Year,”a bakınız).
Mısırlılar, kendi doğal çevrelerinin sıkı gözlemleyicileriydiler. Plutark’ın zamanında, ilk önce dişinin içerisine yumurta bırakmış olduğunu ihmal etmelerine rağmen, topağı iten kın kanatlının erkek olduğunu biliyorlardı. Muhtemelen böceklerin dansının, güneşin yönlerini tayin etmenin bir yolu olduğunu hesaplamışlardı. Onlara göre, kın kanatlı, kendisini en yüksek varlık olan güneş tanrısıyla temasa geçiren özel kutsal bilgilere sahip bulunmuş olmalıydı.
Benzer biçimde, Mısırlılar, çoğunlukla kendi dillerindeki kutsal ilahilerle güneşin doğuşunda kendisine tapınmakta olan, yan yana pençelerini güneş diskine doğru yukarı kaldıran babunları tasvir ediyorlardı. Gerçek hayatta da babunlar, konuşur gibi sesler çıkartmakta ve bazen güneşin doğuşunu izlemek için sıraya dizilmektedirler.
Bilimin Habercisi olarak Mitoloji
Mitoloji uzmanı Joseph Campbell, “geleneksel mitolojinin ikinci işlevi”nin bilimsel açıklama olduğunu belirtmektedir. Mantıksal ve bilimsel deneme icat edilmeden evvel, insanlar, çevrelerindeki dünyayı açıklamak üzere, mitler – kutsal hikayeler – yarattılar ve onları anlamlarla doldurdular.
Bunun ötesinde, Campbell, bu yalancı-bilimsel açıklamaların, rahatlatıcı biçimde tutarlı “evrenin düzeni”ni [Yunanca κόσμος (kosmos) sözcüğü; “düzen, şekillerin düzeni, düzgün düzen, süsler” anlamına gelir] gözler önüne sererek keyfinde davranan, mantıksız dünyayı anlamlandırmaya yardım ettiğini belirtmektedir.
Yaşamları, tek su ve gıda kaynakları olan Nil nehrinin her yılki yükseliş ve alçalışlarına bağlı olduğundan ötürü Mısırlılar, doğal dünyadaki tekrarlamalı düzenlere karşı hevesli ve duyarlı idiler. Herhangi bir anda dünyayı yeniden altüst edebilen düzensizlik (kaos) güçlerinden korkuyorlardı. Eski Mısırlılar için ilerleme lanetliydi. Kararlılığa çok değer veriyorlardı. Bilge babun ve tanrı bok böceği, kendilerine doğanın temelini teşkil eden düzenin güvencesini sağlıyorlardı.
Kaynak: http://www.mythphile.com/2012/01/ancient-egyptian-scarab-beetle/
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
