Dört Eter

Dört Eter
Pirinç filizleri

Dört Eter konusunda bilgi sahibi olmaya ne dersiniz?

Dış görüngüler olarak dört unsuru algılayabilmenize karşın, doğrudan doğruya eterleri algılayamazsınız. Ancak, dört unsur yoluyla onların etkilerini algılayabilirsiniz. Dört unsur, yerde bulunur. Üstelik, ona bağlıdır ve ona çekilir. Bu, en açık halde katı durumda, en az ise ısı unsuru için böyledir.

Tersi, eterler için doğrudur. Çevreden doğarlar ve etkileri, yer çekiminkine zıt yönde işler. Evrenden etkili olurken dünyevi maddeyi çekerler. Evrenden etkili olan böyle bir eter örneği ışıktır. Bir tohum, yukarıya doğru gelişmeye ve uzamaya başlayan, asfalt yüzeyini yarıp geçen ve ışığa doğru büyümekte olan bir bitkiye çimlendiğinde ışığın kuvvetini gözlemleyebilirsiniz. Bitki, topraktan uzaklaşarak ışığa, yani evrene (kozmos) doğru büyür. Işık, bitkiye yerçekimini yenme kudreti verir. Eterik kuvvet, maddi maddenin ağırlığını yener.

Dört tür eter vardır: ısı eteri, ışık eteri, kimyasal ya da ton eteri ve yaşam eteri.

Isı eteri, ısının eterik yanıdır: eylemlerin altında yatan niyet olarak meydana gelen içteki, dürtü yaratan ısı ya da gayret ısısı. Onun dört unsursal benzeri ise ateş veya dıştan algılanabilir ısıdır. Isı eteri ve dört unsurdan biri olarak ısı yakından ilişkilidir.

Işık eteri, her şeyi aydınlatır ve tüm maddi nesneleri görünür kılar. Ayrıca, hem bitkileri yukarıya doğru büyüten hem de insanları ayakta durduran ve dik yürüten kuvvettir. Işık eteri, hava unsuruna uymaktadır.

Kimyasal ya da ton eteri, görüngülerin gelişimini yapılandıran ve örneğin, bitki topluluklarının doğal sıralı değişiminde görülebilen kuvvettir. Kimyasal eter, su unsuruna uymaktadır.

Yaşam eteri ise bir nesneyi ve çevresini birleşik bir bütün olarak görünür yapan kuvvettir. Bir nesnenin hayat yolunu birleştiren kuvvettir. Yaşam eteri, toprak unsuruna uymaktadır.

Isı Eteri

Isı, en seyreltik unsurdur ve bir maddeden ziyade bir niteliğe benzemektedir. Dört unsur ile eterler arasındaki geçişi temsil eder ve her ikisinin özelliklerini paylaşmaktadır. Unsur olarak ısı, nesnelerin dış ısısı olarak ve vücut sıcaklığı şeklinde algılanabilir. Maddi cisimler yakıldıklarında ısı meydana getirilir.

Eter olarak ısı ise, bir şey hakkında istekli olduğunuzda (ona ısındığınızda) ortaya çıkmakta ve eylemleri harekete geçirmekte olan, içteki, dürtü yaratan ısıdır. İçinizde ortaya çıkar ve hiçbir maddi özelliği yoktur. Bu, eyleme devam etmeniz için ihtiyaç duyduğunuz ısıdır. Eylemi harekete geçirdiği için, ısı eteri geleceği işaret etmektedir.

Isı eteri, dürtü yaratımıyla ve yönlendirilebilirlikle ayırt edilir.

Işık Eteri

Işık, maddi nesneleri aydınlatarak her şeyi görünür kılar. Karanlık bir yerde hiçbir şeyi göremezsiniz, ama ışık açılır açılmaz, nesneleri görebilir ve onlarla dolu renkli bir çevre ile kuşatılırsınız. Işık, nesnelerin taslaklarını çizer ve onların mekânsal sınırlarını görmenizi sağlar. Işığın kendisini göremezsiniz. Sadece, aydınlattığı nesneler ve hava ile varlığını algılayabilirsiniz.

Işığın diğer bir özelliği, bir kaynaktan yayılmasıdır. Boşlukta saçıldığı için, ışık kaynaktan uzaklaştıkça azalır. Işığın miktarı arttıkça, aydınlanan boşluk genişler. Işık doğrusaldır, yoluna yerleştirilen nesne ile iki ışın demetine ayrılabilir ve köşeleri dönemez. Havanın aksine, köşenin etrafındaki boşluğu dolduramazlar.

Işık eteri, büyümeyi ve uzamayı harekete geçirmesinin yanında (bitkiler, ışığa doğru büyürler; hayvanlardaki ya da insanlardaki kemikler, üretimi ışıkla uyarılmakta olan D vitamininin etkisi altında büyürler ve uzarlar) mekanı genişletir. Işık, bakışınızı dışarıya, nesnelere doğru çeker. Bu, size ışık eterinin cezbettiğini gösterir. Bu,  nesnenin (madde) içerisinden bakıldığında bir uzama süreci, çevreden (eter) bakıldığında ise bir çekim meselesidir.

Işık olduğu için, karanlık da vardır. Işık eteri, alacakaranlık renkleri ortada olmakla birlikte, ışık ve karanlık uçları arasında işlemektedir. Işık ve karanlık arasında hem iki ucun karışımı (loş ışık) niteliklerine sahip hem de (renkler gibi) öz nitelikleri bulunan bir alan mevcuttur.

Işık eteri; sınırlandırma ve mekân yaratımı, doğrusallık ve çekim dışında kutuplanma (polarizasyon) özellikleriyle nitelenir.

Kimyasal ya da Ton Eteri

Kimyasal ya da ton eteri, ayıran ya da birleştiren eter türüdür. Etkisi, muhtemelen en açık biçimde müzikte görülür. Müzik, birbirleriyle kaynaşmamakta olan farklı uzunluklu özgün notalardan oluşur. Notaların aralıkları (½, ¼, ⅜, ⅝, vb.) ve sıklıkları veya perde değerleri, sabit oranlara sahiptirler. Eğer hem bu oranlar mevcut değil hem de notalar rastgele veya karışık ise müzik olanaksızdır. Üstelik, müzik, zihninde onu hayal eden bir müzisyene gerek duyar. Eğer müzisyen, sadece notaları çalarsa müziği duymazsınız. Sadece, müzisyen, müziği hayal ettiğinde, yani çalmadan ya da söylemeden önce kafasının içerisinde işittiğinde onu duyarsınız. Bu, ton eterinin etkisidir. Müzik, bu nedenle, ayıran ve ayrılmış olan şeyi uyumlu bir şekilde yeniden birleştiren kuvvete dayanmaktadır. Ton eteri, oranlarla, mesafelerle ve ölçülerle işlemektedir. Ayırarak ve yeniden birleştirerek, birleşik bir bütün yaratır.

Tuzlar, asitler ve proteinler gibi bileşiklerin yanı sıra kimyasal maddeler de elementlerin kendileri arasında belirli sabit oranlar göstermektedirler. Bu nedenle, bu eter türü, kimyasal eter olarak da bilinmektedir. Bu eter, nesnelerin ayrıldıkları ve daha sonra yeni ve uyumlu oranlarla yeniden birleştirildikleri tüm süreçlerde rol oynamaktadır.

Kimyasal ya da ton eteri, ayırma, yapılandırma, oranlar yaratma ve uyumlandırma ile ayırt edilmektedir.

Yaşam Eteri

Yaşam eteri, organizmaların hayat kuvvetidir. Parçalarının toplamından daha fazlası olan organik birimleri yaratan ve her bir bileşeninin bütününün ayrılmaz parçası olduğu kuvvettir. Bütünleşmenin yanı sıra tarife neden olan eterdir. Bütünün her bir bileşeninde görülebilmesine sebep olur. Ayrıca, canlı varlık değiştiğinde, her bir bileşenin bütüne yeniden düzenlenmesini de sağlar. Yaşam eteri, hiçbir şeyi reddetmez ve her şeyi bütüne uydurur. Değişen canlı varlığın bir birey olarak tanınabilir kalmasını sağlar. O anlamda, öz geçmişte (biyografi) süreklilik ve bireysellik sağlar. Ayrıca, canlı varlığa dayanmasını ve kendi kalmasını sağlayan kuvvet olarak onun bütünlüğünü sürdürür. Onun için, bu eter, yaraları iyileştirerek ve zamanı gelince tamamen yok ederek canlı varlığın sağlığını eski haline getirebilir.

Yaşam eteri, şunları sağlayan kuvvettir:

  1. Canlı varlık, mekânsal olarak tanımlanmış bölünmez bir birimdir.
  2. Değişimlerden veya yaralanmadan sonra dahi canlı varlık kendidir ve öyle kalır.
  3. Canlı varlık bireydir.
  4. Onun tüm bileşenleri, bütünün ifadeleri olmakla beraber tam yerleri ve işlevleri bütünden gelmektedir.

Yaşam eteri bireyi etkiler. Bütünlük ve bireysellik yaratan ilkedir.

Eterler ve Gözlemsel Tutum

Gördüğümüz gibi, dört unsurla bağlantılı gözlemsel tutumlar, nesne üzerinde yoğunlaşmaktadır. Toprak, su, hava ve ısı unsurları, sizi nesnenin dış gözlemlerinden simgesel şeklin iç gözlemine götürmektedir. Daha fazla içe gitmek imkansız olduğu için, sonradan geniş bakış açınızı yeniden dışarıya döndürmeniz gerekir. Eterler, çevremizin nesnede sahip olduğu etkiye odaklanmanıza yardımcı olur. Artık kendinize şunu sormanız gerekir: nesnenin çevresinin doğası nedir ve nesneyi nasıl etkiler?

Çevre terimi, burada hem kendi başına mekânsal çevreyi hem de onun zamanla gelişiminin yanında çevrede meydana gelen ve nesnenin gelişimini kesin olarak etkileyen önemli olaylar dahil geniş anlamda kullanılmaktadır.

Sadece çevresini inceleyerek de bir saplı meşenin görünümünü anlayabilirsiniz. Meşe, çevresi ile biçimlendirilmesine karşılık onu şekillendirir de. Meşeyi, tohumda bulunan potansiyel nitelikler ile çevresinin etkisinin birleşik sonucu olarak görebilirsiniz. Meşe, farklı topraklarda değişik düzeylerde kuvvet gösterecek ve açık bir arazide ormana göre daha geniş bir şekil alacaktır. Eğer çevresi zamanla kurumuş veya orman herhangi bir safhada seyrekleşmiş ise, ağaç bunu meydana çıkarır. Yıldırım düşmesinin ya da dip kütük kesimi ile gençleştirmenin (coppicing) sonuçları, uzun bir süre boyunca görünür kalacak ve ağacın görünümünü katı surette etkileyecektir.

Bir Örnek

İlkbahardaki güneşli bir gün, meralarla ve tarlalarla kaplı düz, yarı açık bir manzarada gezinti yapıyorsunuz. Çepeçevre görüşü sınırlayan ağaçlıklardan ve çalılıklardan dolayı çok uzağı göremiyorsunuz. Tepeleri yolun üzerinde bir tünel gibi kemer oluşturan ve güneş ışığını süzen ağaçlarla sınırlandırılmış bir yol boyunca yürüyorsunuz. Yolun kenarları boyunca, dallar, çok alttan sarkıyorlar ama ortası boyunca daha fazla kafa boşluğu var. Yapraklar ise ağacın üst dallarının dışında daha yoğun ve daha koyu renkli. Kayınlar, sağlıklı görünüyorlar. Ardıç kuşlarının ve baştankaraların öttüğünü duyarken bir ağaçkakan, ağacın gövdesine gagasıyla vuruyor. Düz ağaç gövdeleri, yaklaşık 50 cm çapında ve üzerinde olup muhtemelen ağaçkakanların açtıkları deliklerin yanı sıra, dalların kesildiği yerlerdeki azman yara yerlerini sergilemektedir. Bir süre yol boyunca yürüdükten sonra, sonunda bir malikane köşkü fark ediyorsunuz.

Artık çeşitli eterlerin etkilerini ayırt edebilirsiniz:

  1. Işık eteri: Ağaçların farklı bir şekli olduğunu ve dış kısımlarında merkezlerinden farklı renkte yaprakları olduğunu gözler önüne sermektedir. Ayrıca, ağaçların canlılığı, nesne ile çevre arasındaki ilişkinin ilişkinin bir yönüdür: ağaçlar uygun yerlerindedir. Jochen Bockemühl, ağaçlı yol ile çevresi arasındaki ilişkiyi, görüngüler bağlamı, yani nesne ve mekânsal çevresi arasındaki ilişki olarak adlandırmaktadır.
  2. Ton eteri: Nesnenin geçmişini belli eder: düzgün gövdeler, azman yara yerleri ve ağaçkakan delikleri. Zamanla gelişen bu ilişkilere dönüşüm bağlamı denir.
  3. Yaşam eteri: Ağaçlı yol şeridinin yani malikanenin görüş çizgisinin önemini gözler önüne serer. Bu, yaşam bağlamı, yani bir nesnenin hayat yolu ya da yaşam öyküsü içerisindeki tutarlılık olarak bilinmektedir.

Eterler görünür değildirler ve aynı şey, bağlamlar, yani ilişkiler ve tutarlılıklar için de doğrudur. Ancak, onları hayal edebilirsiniz. Şu halde, onları görebildiğinizi düşünebilirsiniz, ama bu, daima bir yorum meselesidir. Eğer bakış açınızı değiştirirseniz, en az diğerleri kadar mantıklı olabilecek farklı ilişkilere ulaşabilirsiniz.

Kaynak: https://tomvangelder.antrovista.com/the-four-ethers-116m37.html

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir