İrlanda Keteninin Tarihi

İrlanda Keteninin Tarihi
Kuzey İrlanda’nın Cookstown kasabasındaki Wellbrook Tokmaklama Fabrikası’nın (Wellbrook Beetling Mill) tezgahında dokunan keten

İrlanda Keteninin Tarihi adlı makalemizi severek okumanızı diliyoruz.

Keten Nedir?

Keten, Linum usitatissimum denen ekilip biçilen keten bitkisinden yapılan iplik ya da kumaştır. Bu evcil türün, yetiştirme sırasında geliştirilmiş olduğuna inanılmaktadır. O, selülozlu bitki lifi ya da sak lifine sahip bir bitki olup bitkinin gövdesinin iç kabuğunda lifli demetler oluşturur. Nebat, yaklaşık olarak 1 m boyuna ulaşan tek yıllık bir bitki olup lifleri gövdenin tüm boyunca uzanır ve onun dik durmasına yardımcı olur.

Lif telleri, normalde havuzlama (denetlemeli çürüme) olarak bilinen bir işlemle hücresel ve odunsu gövde dokusundan uygun şekilde ayrılırlar. İrlanda’da, bu, geleneksel olarak su birikintilerinde, nehirlerde, göletlerde ve havuzlama büğetlerinde gerçekleştirilir.

Lifinden yararlanılan ilk keten bitkisi, yabani Linum angustifolium türüdür. Bu, ticari olarak yetiştirilmemekte ve Britanya dahil kuzey Avrupa’da, Portekiz’de, Madeira ve Kanarya Adaları’nda, Akdeniz havzasında bulunmaktadır. Uzmanlar, onun kendi başına ayrı bir tür ve büyük bir olasılıkla ekili Linum usitatissimum’un atası olduğunu kabul ederler. Linum angustifolium ise eski ismidir ve artık Linum bienne Mill olarak adlandırılmaktadır.

Genel Tarih

Keten bitkisi, neredeyse kesin olarak dokuma maddelerinin yapımında kullanılan ilk bitki liflerinden birisiydi. Bütün dünyadaki pek çok ülke, bu lifle kendi tarihlerini ilişkilendirilebilir. Eski İsviçre göl kıyısı yerleşim yerlerinde yapılan arkeolojik kazılarda, MÖ 8000 yılı dolaylarında sicim ve ağ yapımında Linum angustifolium türü keten bitkisinden yararlanıldığını gösteren kanıtlar bulunmuştur.

Eski Mısır’da keten bitkisinin ve ketenin yaygın kullanıldığı daha iyi bilinmektedir. Giyim, yelken bezi, döşemelik kumaş ve cenaze kumaşına gösterilen yoğun talebin karşılanması için burada MÖ 4000 dolaylarında ticari ölçekli üretim gerçekleştiriliyordu.

Keten, muhtemelen MÖ 900 dolaylarında Fenikeli tüccarlar tarafından Britanya Adaları’na getirilmiştir. Bazıları ise onun Romalılar tarafından buraya getirilmiş olduğunu düşünmektedirler. Her nasıl olursa olsun, koloni kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için Britanya’da ve Galya’da keten fabrikalarını kuranlar Romalılar idi.

Onun Orta Çağ’a kadar bu adalarda genel kullanıma girdiği düşünülmemektedir.

İrlanda Keteninin Tarihi

Ünlü markanın tarihiyle ilgilenildiği zaman, sürekli olarak aşırı iç gözlemsel olunmaması gerektiği hatırlanmalıdır. İrlanda keteninin tarihinin önemli bir kısmı, dış unsurlar ve etkilerle belirlenmiştir. Mit ve masaldan, korumacılık, savaş ve siyasal etkenler, pamukla rekabet, teknolojik gelişmeler, sanayi casusluğuna ve dahasına kadar her şey.

İlk Dönemler

Lady Wilkinson’ın, 1858 tarihli “Weeds And Wild Flowers” kitabında ana hatları çizilen ilk mitler ve efsaneler, keten giyinmenin kökenlerinin, İrlandalıların doğaüstü öğretilere atfedildiğine inandıkları ekonomik sanatlardan biri olduğunu göstermektedir. 19. yüzyıla kadar, İrlandalı köylüler, onun, adalarına, “Shahbna dağı” ya da Shliabh na Mann (günümüzde, İrlanda’nın güneyinde bulunan, ‘Sliav ne Men’ diye söylenen, Slieve na Mann?) dağı yerlileri tarafından getirilmesinin mitsel hikayesini tekrarlıyorlardı. Bu ‘Men’ (Mann) denen yetenekli halkın, uzak bir yerden (Man adası?) gelen, uzun zaman önce bu dağa yerleşmiş ve yerel halkı sanat, keten ile kenevir idaresi hakkında ilk kez eğitmiş yabancılar olduğu söylenmektedir.

Eğer bunun hakkında herhangi bir gerçek varsa hiçbir zaman bilemeyeceğiz ancak daha geleneksel bilim, MÖ 1000 yılı kadar eski zamanlarda İrlanda’da ketenin yetiştirildiğine inanıyor görünmektedir. Ketenin tedavi ettiğine dair kanıtlar İrlanda’nın her yerinde bulunmaktadır ve 2000 yıl öncesine dayanmaktadır. Keten üretimi, Orta Çağ başlarında İrlanda’daki günlük yaşamı yöneten yasaları kapsayan İlk Orta Çağ İrlanda Yasaları’nda (Brehon Yasaları) ayrıntılarıyla açıklanmakta olup keten giyimine ve cüppelerine İlk Hıristiyanlık dönemlerinde yaygın olarak değinilmektedir. Eski İrlanda Brehon Yasaları, çiftçilerin keten tarımını öğrenmelerini ve uygulamalarını zorunlu kılıyordu.

16. Yüzyıl

İngiltere’nin Tudor Hanedanlığı dönemlerinde, ketenin bol miktarda bulunması zorunluydu çünkü İngiltere Kralı VIII. Henry, Galway şehri sakinlerine gönderdiği fermanda hiçbir erkeğin, kadının ya da çocuğun gömleklerinin veya önlüklerinin ya da diğer herhangi bir giysisinin içerisine 5,71 m’lik (5 İngiltere ‘ell’i; 1 Ell= 1,143 m=45 inç) o ülke giysisinden başka ne safran renkli ne de başka herhangi bir kıyafet giyinmeyeceğini yazmıştı.

Ayrıca, Tudor Hanedanlığı döneminde, keten yetiştiriciliğinin muhtemelen gömleklerinin altındaki aşırı derecede uzun boylu ketenlerden dolayı son derece dev boyutta olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bu nedenle de parlamento, balık yaşamını atık sulardan korumak için ketenin nehirlerde havuzlanmasını yasaklayan bir yasa çıkarttı. O yasa, hiç şüphesiz havuzlama işleminin sonucunda suyun oksijensizleşmesinden kaynaklanıyordu.

17. Yüzyıl

1632’de, İrlanda Krallığı döneminde, İngiltere kralının resmi vekili ve İrlanda hükümetinin başları olan İngiliz devlet adamı, 1. Strafford kontu Thomas Wentworth ile onun selefi 1. Ormond dükü, 12. Ormond kontu, devlet adamı ve asker James Butler, İrlanda keten sanayini kurdular ve teşvik ettiler. Onlar, bununla esasen ketenin İrlanda’nın İngiliz ticareti ile rekabet etmekte olan yün ticaretinin yerini almasını planlıyorlardı. Thomas Wentworth, üstün nitelikli keten tohumu ile Hollanda donatılarını ithal etti ve yeni tezgahlar yaptırdı. Üstelik, kendisi bunları çiftçilere maliyet bedeline sattı. O, ayrıca Avrupa’dan İrlandalılara danışmanlık yapması için konu ile ilgili uzmanları getirtti. Ancak yeni yöntemlere karşı direnç vardı ve Thomas Wentworth eski geleneksel yöntemleri kullanmaya devam edenleri para cezasıyla cezalandırmak zorunda kaldı. Bu da sefalete ve yoksunluğa neden oldu.

James Butler ise bu çalışmaya devam etti ancak Parlamento’nun yardımını sağladı ve daha çok Protestan göçmenlere odaklandı. Yavaş yavaş, verimlilik özellikle İrlanda’nın kuzeyinde arttı. Bu da Huganat (16. ve 17. asrın Fransız Protestanı) göçmenlerin gerçekleştirdiği daha büyük ilerlemelerin temelini oluşturdu.

İngiltere, İskoçya ve İrlanda kralı II. Charles (29 Mayıs 1630 – 6 Şubat 1685), İrlanda yününün, sığırlarının, vb. İngiltere’ye ve kolonilerine ihracını yasaklamakla beraber farklı koloni ürünlerinin İrlanda’ya doğrudan ithalini engelleyen bir dizi yasayı onayladı.

İrlanda ise ihracatını Fransa’ya ve İspanya’ya yönlendirdi ve yünlü ihracatı artmaya devam etti.

İrlandalıların zenginleşmelerinden ve dış satımları sayesinde güçlü biçimde rekabet eder hale gelmelerinden dolayı İngiliz ticareti daha fazla endişelenmeye başlamıştı. İngiliz tüccarlar, endişelerini İngiltere, İskoçya ve İrlanda kralı III. William’a (1650-1702) söyleyerek İrlanda’daki yünlü üretiminin büyümesine ve artmasına İngiliz vatandaşlarının uzun zamandır büyük kıskançlıkla bakmalarının yanı sıra hep öyle bakacaklarını belirterek çok katı yasalarla onu bütünüyle engellemeleri ve bastırmaları için kendisine yalvardılar. Avam Kamarası da aynı şeyleri ifade etti ve William ise onlara rahatça şu cevabı verdi:

İrlanda’da yün üretimini yıldırmak ve orada keten ticaretini artırmak ve İngiltere’nin ticaretini desteklemek için var gücümle çalışacağım.

O, sözünün eriydi ve geniş kumaşlara %20, dar kumaşlara ise %10 vergi koymakta olan bir yasayı geçirmesi için İrlanda Parlamentosu’nu teşvik etti. Ancak bu, 20 Haziran 1699’dan beri yünden yapılmış ve yün katkılı tüm ürünlerin İngiltere ile Galler hariç İrlanda’dan ihracını yasaklamakta olan kalıcı bir yasanın yapıldığı İngiltere Parlamentosu’nu tatmin etmedi ve hazine görevlilerinin lisansıyla İngiltere’ye ithalatına yasağa eşdeğer gümrük vergisinin önceden konulmuş olması yüzünden, bu yasa, ihracatın toptan yasaklanması olarak işlev gördü.

Bu yüzden, yün ipliği, hem yerel kullanım hem de İngiliz üreticiler için halen üretilmesine rağmen, Westminster Parlamento Sarayı, üretilen yünlü ürünlerin İrlanda’dan ihracatını yasakladı. Yün ticaretindeki sınırlamalar, özellikle İrlanda’nın kuzeyindeki Ulster bölgesinde keten sanayinin önemini artırdı. 1696’da, İngiliz Parlamentosu, İrlanda’da keten üretimini destekleyen bir yasa tasarısını onayladı.

18. Yüzyıl

18. yüzyıldan itibaren, İrlanda keteni, gümrük vergisiz İngiltere’ye ve Amerika’daki İngiliz sömürgelerine ithal ediliyor ve 18. yüzyıl sonlarına kadar keten, İrlanda’nın toplam ihracatının yaklaşık yarısını oluşturuyordu. 18. yüzyıl başlarında, İrlanda keteninin çoğu, Chester limanından geçiyordu ve bu durum, ticaretin büyük bölümünün Liverpool’a kaydığı 18. yüzyılın ortalarında zirveye ulaştı.

House of Lords dergisinin 17 Mart 1704 tarihli 17. cildinin 484-487 no.lu sayfalarında şöyle yazılmaktadır:

Komisyon, kendilerine şunu bildiren İrlandalı efendilerin birçoğunu dinledi: ” İrlanda’daki halka keten üretiminin uygulanması, tercih meselesi değil, İngiliz halkının arzularına ve İngiltere’den bağımsızlığını ilan ettikleri şeklindeki kötü niyetli ve asılsız bir karalamayı susturmaya yönelikti. İrlanda’daki tüm ticaret, bir dereceye kadar İngiltere’nin ticaretini etkiliyordu ama yine de onun İngiltere’nin bizi tüm ticaretten men etmesine sevk etmeye yetecek bir iddia olmadığını umuyorduk. Destek, bize bir pazar sağlayacak kadar genel olmadıkça keten ticaretinin ulusal hale gelmesini beklememiz mümkün değildir. Gümrük vergisi olmadan ketenlerimizi İngiltere’ye ihraç edilebilmemize rağmen yine de kar çok düşüktü. Tüccarlardan yararlanarak tümünün Karayip Adaları’na peşin ödenmesi gereken taşıma ücretini, zaman kaybını ve stok gereksinimini göz önüne alırsak, ticaret, daha İngiltere’den gitmeden önce üretim maliyetini aşan masrafı karşılayamıyordu. Hile sakıncasına gelince, gemilerimiz, artık, doğrudan doğruya İrlanda’dan gelen erzak ile gidiyordu ve gümrük görevlilerinin İrlanda’dan sömürgelere erzakla gitmekte olan gemilerimizin, böyle yaptıklarına verilecek bir örnek olmamasına rağmen erişebildiklerini düşündükleri yerlerde İngiltere ile temas etmeyi alışkanlık haline getirdiklerini söylemeleri bir hataydı ama İngiliz gemilerinin erzak almak için sıkça İrlanda ile temas ettikleri doğru olabilir.” Ayrıca, sözlerine şunu eklediler: “İskoç keteninin İrlanda’ya ithali, İskoçlar için olabilecek en büyük zarardır. Bu durumda, İrlanda’da ona yasak düzeyinde gümrük vergisi konulmaktadır ve bunun intikamıyla, İskoçlar, krallıklarına İrlanda’dan mısır ithal edilmesini yasaklamış olup İskoç keteninin daha fazla yasaklanmasını kabul etmeye isteklidirler. Üstelik, böyle bir özgürlüğün yürürlüğe konması karşılığında, hilenin önlenmesine yönelik herhangi bir düzenlemeye boyun eğmeye hazırdırlar ama onun, üretimi geniş kapsamlı engelleyecek kadar ihtiyatlı olmamasını istemektedirler.

Fransa kralı XIV. Louis, 1685’te Nant Fermanı’ndan vazgeçtikten sonra ülkeyi terk etmek zorunda kalan Fransız protestanı Hügenoların (Huguenot) çoğu Britanya adalarına yerleştiler. Fransa’nın Kambre (Cambrai) şehrinde doğan ve ince keten dokumacısı olarak yetiştirilen Louis Crommelin de onlardan biriydi.

Keten sanayi, Ulster’de zaten kurulmuş olmasına rağmen, Louis Crommelin, dokumada ilerleme olanağı buldu ve girişimlerinde Hükumet tarafından sanayiyi Lisburn çevresindeki bölgeden daha geniş bir sahaya geliştirmekle görevlendirilecek kadar başarıya ulaştı. İyi işinin doğrudan sonucu, 1711 yılında yasa ile İrlanda Keten Üreticileri Mütevelli Heyeti’nin (Board of Trustees of the Linen Manufacturers of Ireland) kurulmasıydı. 100 yılın üzerinde geçmişi (1711-1823) olan Keten Üreticileri Mütevelli Heyeti, İrlanda keten sanayini büyüttü ve denetledi. Kurulun mirası ise günümüzdeki İrlanda keteninin dünyaca tanınmış standartları ve niteliğidir.

18. yüzyıla kadar yüzlerce yıl boyunca, ketenin, giyimde, döşeme kumaşlarında ve yelken kumaşı gibi sanayi kumaşlarında çok kuvvetli bir varlığı bulunuyordu. Kuzey Amerika’nın güney eyaletlerinde pamuk çiftliklerinin kurulması ve dev miktardaki düşük maliyetli pamuğun Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarına akınıyla ketenin konumu tehlikeye girdi.

Pamuk ipliği eğirme makinesi

Bu değişiklik, büyük oranda artan pamuk tedarikinden değil, aynı zamanda elle iplik eğirmenin yerini makineyle iplik eğirmenin almasından kaynaklanıyordu. Keten iplik eğirme makinelerinin gelişimi, pamuğunkilerinin on yıllarca gerisindeydi. Keten sanayi, düzenli iplik tedariki sorunundan muzdaripti. İngiliz mucit James Hargreaves, 1767’de pamuk ipliği eğirme makinesini icat etti. Makineyle keten ipliği eğirmenin temelini ise Darlingtonlı bir Kuveykır olan mucit John Kendrew ile yerel bir saat üreticisi olan Thomas Porthouse attı. Onlar, Lancashire kontluğunda kullanılan pamuk ipliği eğirme makinesini gördükten sonra bir keten ipliği eğirme yöntemi geliştirdiler ve James Backhouse’un mali desteği ile 1788’de onun patentini aldılar. John Kendrew ile arkadaşları, yaptıkları yoğun çalışmalarla zorluğuyla ün salmış lifi değerli özelliklerinden yoksun biçimde işlenmesine gerek duyulmadan eğirebilen bir makine yarattılar. İlk makine, Darlington’daki Skerne Nehri kıyısındaki Low Mill’de (Bazen Lead Yard ya da Bishop’s Mill de denmektedir) kuruldu. Daha sonra, ikisinden Kendrew, Haughton-le-Skerne varoşunda, Porthouse ise Coatham köyünde kendi fabrikalarını kurdular. Onlar, ayrıca izinler yayınlayarak diğerlerinin de kuzeydoğu İskoçya’da dahil fabrikalar kurmalarını sağladılar.

Leedsli John Marshall (1765-1845), cam değirmencisi John Kendrew ile saat üreticisi Thomas Porthouse adlı iki Darlingtonlunun yeni bir keten eğirme makinesinin patentini tescil ettiğini duydu. Bunun üzerine, Marshall, onları ziyaret ederek icatlarının kopyalarını yapma hakkını satın aldı.

Marshall, bir tuhafiyeci olan Üniteryen mezhepli Samuel Fenton’ı ve keten kumaş tüccarı Knaresboroughlu Ralph Dearlove’ı ortak aldıktan sonra Leeds’in kuzeyindeki Adel varoşundaki Scotland Mill’i kiraladı. 1788 yılı başlarında Marshall, Fenton and Co adıyla keten ipliklerini eğirmeye başladılar. Ancak makineler iyi çalışmıyorlardı. Kırılmalar sıkça meydana geliyor ve iplikler topaklanıp tüyleniyordu. Marshall ise makineler daha hızlı ve daha ucuz olmalarına rağmen niteliğin elle eğrilenden daha iyi olmadığına inanıyordu. Gerçi, o dönemlerde kadın elle eğirmecilerin maaşları çok düşük olduğundan bu şüpheliydi. Ticaretteki diğer bir sürekli sorun, yün, keten ve kumaş üreticilerinin, eğirmeciler hasattayken dokumacıları işte tutmayı çok zor bulmalarıydı. Bu sorun, John Kay, uçan mekiği icat ettiğinde daha da arttı. Bu yüzden, eğirme makinesinin geliştirilmesi epey bir yıl beklendi. Gerçekten, 1761’de Birleşik Krallık Sanat Cemiyeti (Royal Society of Arts) şu ilanı yayınladı:

16 Mart 1761: En çok (önem bakımından ucuzluk ve basitliği değerinin parçası kabul edilecek olmakla birlikte) altı yün, keten veya pamuk ipliğini aynı anda eğirecek ve bir kişi dışında çalıştırılmayacak ve eşlik edilmeyecek en iyi makine icadına elli sterlin, ikincisine de yirmi beş sterlin.

Marshall’ı teknik deneyimi azdı ama sonraki birkaç yılını onun verimliliğini artırmaya çalışarak harcadı. Kendisine yardım etmesi için mühendis Matthew Murray’i (1765-1826) işe alana kadar ilerlemesi yetersizdi. Matthew Murray ile yaptığı 3 yıllık denemesi sırasındaki belirli bir noktada, onun ve Murray’in makinesinin Darlington ilk örneğinden teknik olarak alakası olmadığını iddia ettiği için Kendrew’e daha fazla patent ücreti ödemeyi reddetti. Kendrew ise, Marshall’a 900 £ dava açtı ama sadece 300 £ almasına hükmedildi. Kırgın şekilde Low Mill’den ayrıldıktan sonra Kendrew, 1800’de Haughton köyünde vefat etti.

Her ne pahasına olursa olsun, Marshall ve Murray 1790 Haziran’ına kadar iyi nitelikli iplik üreten etkin bir keten eğirme makinesi yarattı. Ancak o, yavaş olmakla birlikte pamuk eğirmeye uygun değildi ve sadece kaba iplikleri eğirebiliyordu.

İnce iplikler, evlerindeki kadınlar tarafından daha düşük ve daha değişken maliyetlerle, yeterli miktarlarda eğrilebildikleri için, İrlanda’da çoğu kimse, pahalı makineleri kurmanın hiçbir üstünlük kazandırmadığını görüyordu. Ama 1711’de kurulan İrlanda Keten ve Kenevir İmalatı Vakfı Yönetim Kurulu’nun çalışmaları sayesinde böyle büyük ilerlemeler elde edilmişti ve 1764’te, Lurganlı Thomas Turner adlı bir manifaturacı, eski çıkrıkta yaptığı bir ilerleme ile bir çocuğun bile eski makineyle yetişkin bir insanın yapabileceğinin iki misli miktarda iplik eğirebilmesini sağlayan bir çıkrık üretti.

1780’lerde, İrlanda, daha fazla ticari bağımsızlık kazandı ama 1798’te, ihracatlar, ülkedeki isyandan dolayı düştü. Yüzyılın sonu, zorluklar ve bunalım getirdi. Ancak, sorunlar geçiciydi ve bir yasama meclisi altında iki ülkenin toplanmasını sağlayan İrlanda ve İngiltere parlamentolarının arasındaki bir anlaşma ile sonuçlandı.

Siyasi konularını saymazsak bu karar, ticari özgürlüklerin artmasına yol açtı.

19. Yüzyıl

Mayıs 1810’da, I. Napoleon, Birleşik Krallık’a karşı Kıtasal Sistem olarak bilinen ambargo sürecinin parçası olarak, İngiliz pamuk kumaşlarının Avrupa kıtasına girmesini önlemeye çalıştı. O, keten ipliğini eğirecek en iyi makineleri tasarlayan mucide 1 milyon Fransız Frank ödül önerdi. Haftalar sonra, mucit Fransız teknikçi Philippe Henri de Girard (1775-1845), Fransa’da icat ettiği hem kuru hem de ıslak eğirme yöntemlerine uygun keten eğirme makinelerinin patentini aldı. Ayrıca, onun buluşları, Middlesex kontluğundaki Altın Meydanlı (Golden Square) bir tüccar olduğu söylenen Horace Hall tarafından 7 Kasım 1814’te İngiltere’de de patentlendi. Hall, (de Girard’ın iki ortağı) Lanthois ve Cachard’ın da Girard’ın makinelerinin tasarımlarını 25.000 Sterlin’e kendisine satmasından sonra onların patentini aldı. Bu fikirler, daha sonra Leeds, Hunslet doğumlu Robert Busk tarafından alındı. Ancak, bu girişim başarısız oldu. Girard, icatları hak ettiği ödülü almayıp kendi ülkesi Fransa’da uygun şekilde tanınmayınca 1815’te Avusturyalıların davetiyle Viyana’ya göç etti ve Hirtenberg kasabasında bir keten fabrikası kurdu. Daha sonra ise Polonya’ya geçti ve Girardow adını alan bir köyde keten fabrikası kurdu. Ama asla başarıya erişemedi ve icatlarının hiçbir zaman ticari yönden gerçekten üstün olduğu kanıtlanmadı. Gerçi, ölümünden sonra eseri tanındı ve torunları, Fransız imparatoru tarafından küçük bir emekli maaşı ile ödüllendirildi.

James Kay (1774-1857), 1824’te Richard Awkwright’ın pamuk eğirme makinesine dayandığı söylenen ıslak keten eğirme yöntemini geliştirene kadar Britanya Adaları’nda keten eğirmeye yönelik ayarlamalar gerçekten başarıya ulaşmadı. Kay, İngiltere’nin Lancashire ilçesindeki Entwisle köyü yakınlarındaki Edgefold Farm’da doğdu. Preston şehri, Penny Bridge köyü ve Manchaster’in Salford bölgesinin Pendleton varoşundaki fabrikalarda başarılı bir eğirici oldu ve 1857 şubatında Lanchashire ilçesinin North Turton yerel yönetimindeki Turton Tower malikane köşkünde vefat etti. Patentinin unvanı ise “güç kullanarak keten, kenevir ve diğer lifli maddeleri hazırlayan ve eğiren yeni ve gelişmiş makineler” idi. O, önce sıcak suya batırılır (ıslatarak yumuşatılır) ve çekme silindiri ile tutma silindirleri arasındaki kavrama gücü (kastanyola) 2,5 inçe (6,35 cm) düşürülürse, ketenin, buharla çalıştırılan eğirme makineleriyle dokunmaya hazır ince iplik halinde çekilebildiğini buldu. Ancak,(o zamanlar Preston’dan) yaptığı başvuruda yaşadığı bazı zorluklar nedeniyle James Kay icadının patentini 14 yıllık aldı. Patenti alınırken ona yanlış akıl verildiği anlaşılıyor. Bu da yeni geliştirilen ürünün geçerliğine Leedsli John Marshall ‘ın itiraz etmesine neden oldu. Kay ise patentinin kullanım bedelini ödemediği için 1835’te Marshall’a dava açmaya mecbur edildi ama davalılar, icadın yeni olduğu kadar (ıslatarak yumuşatma işleminde) kullanışsız olduğu ve kullanışlı olduğu kadar (kavrama gücünün 2,5 inç ya da parmak yani 6,35 cm.lik eğirme yöntemi) yeni olmadığı gerekçesiyle patentin geçerliğini reddettiler. 1839’da, Mahkeme, patentin (Horace Hall’un patentine çok benzer olduğu düşünüldüğünde) biri yeni olmayan iki kısımdan oluşan bir icat için alınması nedeniyle tümünün hükümsüz olduğu kararına vardı. Kay, ayrıca 1841’deki temyiz davasını da kaybetti. William Alan McCutcheon, The Industrial Archaeology of Northern Ireland kitabında şunu yazıyor:

Kay’in patenti, biri yeni tutturulmuş yarı bükülmüş ipliğin ıslatarak yumuşatılmasını adlandıran, diğeri ise eğirme makinesindeki çekme silindirleri ile tutma silindirleri arasındaki kavrama gücünün kesin bir 2,5 parmağa (6,35 cm) kısaltılmasını isimlendiren iki ayrı tanımı içeriyordu. İkinci koşula Philippe de Girard’ın tasarladığı eski bir eğirme sisteminin patentinin (1814 tarihli 3855 no.lu İngiliz patenti ) ihlali olduğu gerekçesiyle karşı çıkılması, 1825 tarihli tüm patentin geçersiz kılınmasına yol açtı. Bu icadı her ne kadar patenti yasal olarak geçersiz kılınarak tüm keten eğirme sanayisine kendiliğinden bırakılsa da Kay şüphesiz ıslak eğirme yönteminin mucidiydi.

Ketenin ıslak eğrilmesinin bu yeni yönteminin geliştirilmesinin asıl sorumlusu kim derseniz, o, bunun ticaret tarafından genel olarak kabul edilmesinden sorumlu olan Kay olmakla birlikte bu icat, miktar bakımından hem çok daha ince hem de daha düzgün ve düzenli iplikleri eğirme aracı sağladığı için kesin bir dönüm noktasıydı. Onun 1825’teki icadından önce makineyle eğrilebilen en ince keten ipliklerinin 40 ley (lea) yani 26.666,66 m uzunlukta olmaların karşın, icattan sonra 200 leye kadar eğrilebilmelerinin yanı sıra elle eğrilenlerden daha nitelikli oldukları ve daha az beceri gerektirdiği belirtilmektedir. Üstelik, o zamanda pamuğun maliyeti libre başına 10 peni (26,78 TL) ve eğrildiğinde 18 peni (48,21 TL) olurken, ketenin maliyetinin 6 peni (16,09 TL) ve eğrildiğinde 48 peniyi (4 şilin=128,62 TL) bulmasının pamuktaki %100’den az değer artışına kıyasla ketendeki % 800’lük değer artışına işaret ettiği belirtildiği için o, bunun ticari anlamını da takdir ediyordu.

Britanya adaları tarihinin bu icadın şerefini James Kay’a verdiğine pek şüphe yoktur. Bununla birlikte, 2 Aralık 1826’da, Philippe Henri de Girard, Kay’in patentinden hemen sonra The Manchester Guardian (günümüzde The Guardian) günlük gazetesinin editörüne şu yazıyı yazmaya sevk edilmiş görünmektedir:

Efendim,

Bu ülkenin keten eğiricilerine, onlara çok ilginç geleceğine veya en azından yapılan bir yanlış yorumlamayı düzelteceğine inandığım birkaç gözlemi sunmak ve önemli bir gelişmenin değerini gerçek mucidine geri vermek istiyorum.

Birkaç ay önce, Kay adlı bir bey, eskiden benimsenen başka herhangi bir yöntemden çok daha ince ve daha iyi bir ipliğin elde edildiği yeni bir keten eğirme yöntemini duyurarak ticarette güçlü bir meraka neden oldu. O, bu icadın sadece yeni olduğunu duyurmakla kalmadı, aynı zamanda kendi icadı olarak denemelerinin sonuçları pek çok taşra ve Londra gazetesinde yayınlandı ve farklı keten eğiricilerine aldığı patentin karşılığında icadını kullanma hakkını verdi.

Halk, şimdi muhtemelen biraz şaşkınlıkla tüm bu gürültünün Avrupa kıtasında yayınlanan ve hatta 12 sene önce İngiltere’de patent altına alınan eski bir keşif için yapıldığını öğrenecektir. Bay Kay tarafından duyurulan bu yeni eğirme yöntemi, 14 yıl önce icat ettiğim ve Fransa’da, Saksonya’da ve Almanya’da başarı ile kurulan icadın aynısıdır. İngiltere’de de bu patent, Bay Horace Hall adına ortaklarım Bay Cachard ve Bay Lanthois tarafından 1815 Mayıs’ında almıştır.

Bu patentte, ketenin onları birleştiren yapışkan maddenin eritilmesi ya da ıslatılması yoluyla asıl liflerine ayrılmasının ilkesi açıkça tanımlanmaktadır. Bu buluşun yararlığı bana ve eğer varsa onu İngiltere’de kullanma hakkı Bay Horace Hall’a aittir ama ikisi de Bay Kay’a ait değildir.

Bu bey, liflerin ayrılmaları için bir potas çözeltisi önermektedir. Ona göre çok daha iyi başka bir yöntemle birlikte, bu, Fransa’daki patentimde belirtilen ilk yöntemimdi. Sadece taklitçilerin bu çözeltileri kullanmaya başvurarak haklarımı ihlal etmelerini engellemek için patentimde potas, soda ve sabun çözeltilerine değindim ama Bay Horace Hall’un patentine iliştirilen açıklamalarımda ve çizimlerimde çok daha iyi bir yönteme rastlanacaktır.

Keten eğirme fabrikamda üretilen iplikler bana başvurulduğunda görülebilir ve Viyana yakınlarındaki Hirtenberg’deki fabrikamdan veya birkaç yıl önce eğirme ilkemi benimseyen Bay Kraus ve Bay Brother’ın Saksonya eyaletinin Chemnitz şehrindeki fabrikasından edinilebilir. Leeds’teki ilk eğiricilerin libre (0,45 kg) başına 42 leyi (lea) yani 11.340 m.yi geçmedikleri halde, denemeler haricinde libre başına 120 leyi yani 32.400 m’yi yaygın olarak eğirdiğimiz belirtildiğinde yöntemimin üstünlüğü ortadadır.

Leedsli eğiricilerin Bay Horace Hall’un aynı patentinde tarif edilen icatlarımın diğer kısımlarını büyük üstünlükle benimsedikleri halde, icatlarımın bu önemli kısmının farkına varmamalarının nedenini, alışılmış uygulamadan aşırı farklı olmasından dolayı onun yararından şüphe duymalarından veya ortaya koyduğu böyle bir ayrışmanın (durum hiçbir şekilde öyle olmadığı halde) ipliğin kuvvetini değiştireceğini düşünmelerinden başka herhangi bir gerekçe ile açıklamak zordur. Aksine, lifler, birlikte daha mükemmel şekilde paralel oldukları için ipliğim, şimdi daima yaygın iplikten daha kuvvetlidir.

İma ettiğim ve İngiltere’nin keten eğiricilerine eski yöntemlerinde ilk büyük ilerlemeyi yapma aracını veren icadımın parçası buydu yani keten eğiricilerinin bu on yılda benimsedikleri ve bu maddelerden düzenli bir fitil oluşturan tek yöntem olduğu görünen, ketenin sonsuz zincirlerden ve taraklardan çekilerek fitillere ayrılmasıydı. Artık, onların icadımın ikinci ve önemli kısmını benimsemeye hazır olmalarından memnunum ve dikkatlerini ona çektiği için Bay Kay’e teşekkür etmeyi borç bilirim.

Bu patentin alınmasından beri, diğerlerinin yanında eğirme yöntemimde pek çok ek ilerlemeler sağladım. Günümüzde Leeds’te kullanılanlardan çok daha üstün olan keten tarama makinesini ve Leeds’te elle yapılmakta olan ilk kordon yapma makinesini, vb. icat ettim.

Aşağıdaki adresten bana başvurulduğu takdirde, bu yeni buluşlar hakkında ona ihtiyaç duyan herkese ayrıntılı bilgi vermeye hazır olacağım.

En sadık hizmetliniz.”

Philippe de Girard

Harman and Co. Londra beyleri eliyle

Philippe Henri de Girard, kesinlikle incinmiş hissediyordu. Horace Hall’un kendi adına neden dava açmamış olduğu ise açık değildir. Şüphesiz, Napolyon Savaşları (1803-1815) çok kısa sürede bitmekle birlikte, tarihteki bu dönemde Fransız birinin İngiltere ile muhatap olması kolay değildi.

1820’lerde, çıkrık ve dokuma tezgahı, İrlanda keten sanayinde egemen olana kadar durum ne olursa olsun, burada eğirmenin ve dokumanın esasen çiftliklerde ve köylerde gerçekleştiği yerel bir sanayi vardı. Teknolojideki gerilik, pamuğun ketenden daha önce tesis edilmesini ve sanayileşmesini sağladı. Ancak, 1825’te, James Kay tarafından buharla çalıştırılan makineyle ıslak keten eğirme yönteminin geliştirilmesi, İrlanda keten eğirme ticaretinde büyük ve neredeyse anlık değişimlere yol açtı. Elle eğirme ise hızla azaldı ve keten eğirme ticareti, büyük Belfast fabrikalarında sanayileşti. Bu gelişmeler, sadece elle keten eğirmenin sonu anlamına gelmiyor, aynı zamanda İrlanda pamuk eğirme ticaretinin daha fazla gelişmesini engelliyordu.

Bundaki çelişki, eğirme ve dokuma ilk kez bu sanayide olmasına rağmen, pamuğun muhtemelen sanayi devriminin amiral gemisi sanayisi olmasıydı. 1750’ye kadar, keten, yün ve ipeğin aksine, pamuğun üretimi herhangi bir evrede makineleşmemişti. Su gücü, suyla çalıştırılan dinkleme makinelerinin yüzlerce yıl boyunca çevrede bulundukları yerlerde, 17. yüzyıl sonlarından ve 18. yüzyıl başlarından itibaren suyla çalıştırılan ditme, yıkama ve dövme makinelerinin getirilmesiyle birlikte keten üretimine de uyarlandı.

İrlanda ekonomisinin 19. yüzyılın ilk yarısındaki cansızlığı, 1801’den sonraki on yıllarda korumacı gümrük vergilerinin yürürlükten kaldırılmasının sonucuydu. 1801’de, İngiltere Krallığı ve İrlanda Krallığı arasında yapılan Birlik Antlaşması’nın koşullarına göre, Britanya ile İrlanda, tek bir serbest ticaret bölgesine dönüşüyordu. Ancak, bazı İrlanda sanayilerine uyum göstermeleri için süre verildi. Bu doğrultuda, 1821’e kadar İrlanda’ya giren 18 civarındaki ürüne % 10 gümrük vergisi uygulayacak bir düzenleme yapıldı. Bunlar arasında deri, cam ve mobilya da vardı. Yün ve pamuk ürünlerine daha da olumlu koşullar sağlandı. 1820’de, bu gümrük vergileri gözden geçirildi ve Hükumet, 1825’e kadar % 10 oranının kalmasını, sonra safha safha azaltılmasını ve sonunda 1840’ta feshedilmesini teklif etti. Ancak, Hükumetteki serbest tüccarlar, tüm gümrük vergilerini 1824’de feshettirdiler. Korumasız kalan İrlanda sanayileri, sonradan büyük ölçekli İngiliz rekabetiyle karşı karşıya geldi. 1820’lerden itibaren, küçük çaplı el sanatına dayalı sanayiler yerini giderek daha ucuz kitlesel üretim ürünlerine bıraktıkları için, ülkenin çoğunda yaygın sıkıntı ve işsizlik oluştu. İrlanda’nın az kömürü vardı ve hiçbir demiri yoktu. Bu nedenle, sanayi devrimi sırasında gerçek bir yitirim (dezavantaj) içerisindeydi ve Britanya, İrlanda pazarında hakimiyetinin artmasını nakliyenin daha ucuz ve hızlı olmasına borçluydu. Hargreaves’in pamuk ipliği eğirme makinesini icadı, 1770’lerde pamuk ticaretinin gelişmesini teşvik etti. O ise zaten ketenin üretiminde ve satışında öğrenilen tekniklerin pek çoğunun pamuğa uygulanabildiği İrlanda’nın kuzeybatısında toplanmıştı.

Ancak, Ulster bölgesindeki pamuk devri kısa ömürlüydü. 1820’lerin başlarında koruyucu gümrük vergilerinin yürürlükten kaldırılması, sanayiyi Lancashire kontluğu pamuk sanayinin rekabetine açık bıraktı ve bunun zirvede olduğu anda Birleşik Krallık pamuk sanayinde genel çöküş yaşandı. Sanayi, gümrük vergileriyle korunduğu ve hemen hemen tamamen yerel pazara dayandığı için 1820’lerin başlarında bir dizi krize maruz kaldı. Daha sonra, 1828’de, Belfast’taki en büyük pamuk fabrikalarından biri olan Mulholland’s yanıp kül oldu. Sanayi asla toparlanmadı ama zaman bunun gizli bir lütuf olduğunu gösterdi.

Bu arada, İrlanda Keten İmalatı Vakfı Yönetim Kurulu (Eski Adı: Keten ve Kenevir İmalatı Vakfı Yönetim Kurulu) tarafından (yıllık 20.000 sterlinlik ve günümüzdeki değeri 2.156.580,83 sterlin olan devlet desteğiyle) teşvik edilen keten, esasen çiftçi aileler tarafından küçük çiftliklerde işleniyordu. Ailenin erkek üyeleri, çiftçilik döneminin sakin zamanlarında dokumayla meşgul olmakla birlikte, tüm yıl boyunca ditme ve eğirme işlerinde ailenin kadın üyelerinden yararlandıkları için onlar, keteni yetiştirmekten çok eğirmeyle ve dokumayla ilgileniyorlardı. İrlanda Keten İmalatı Vakfı Yönetim Kurulu, keten tarımındaki iyi uygulamaları yeterince desteklemiyordu ve bunun sonucu olarak ketenin niteliği Avrupa kıtasındakilere kıyasla çok zayıftı. Bu yüzden, Napolyon Savaşları’nın 1815’te bitmesiyle ve Avrupa’nın ticarete yeniden başlamasıyla birlikte, İrlanda’nın ketenleri Belçika ve Almanya’nın Bielefeld şehri gibi yerlerin ketenleriyle boy ölçüşemediler. Keten ticareti azalmaya başladı ve sadece İrlandalı dokumacılarla ticaretlerini sürdürmek isteyen İngiliz keten eğiricilerinin teşvikiyle ayakta duruyordu. Ancak, İrlandalılar haklı olarak elle eğirmeye son vereceğinden çok endişelendikleri için makineyle eğrilen ketene karşı hayli direnç gösterdiklerinden bu eğiricilerin çok zor bir görevi vardı. Ancak, uzun vadeli kredi koşulları gibi teşvik destekleri sunularak dokumacıların makineyle eğrilmiş keten ipliği kullanmaya başlamaları sağlandı. İrlandalı dokumacılar, onun üstün nitelikli olduklarını ve sonuçta üretimde artışı getirdiğini fark edince artık geri dönüş yoktu.

Yeniden pamuğa yatırım yapmak yerine, Mulholland’s, ketene yönelme olanaklarını araştırdı. Onlar, dev miktardaki İrlanda keteninin makinede eğrilmek üzere İngiltere’ye ihraç edildiğini fark ettiler. Bunun çoğu, daha sonra el dokumacılarınca kullanılmak üzere tekrar İrlanda’ya ihraç ediliyordu. Onlar, Kuzey İngiltere’yi ziyaret ettiler ve mucit James Kay’in eğirme yöntemini anlayıp onu İrlanda’ya geri götürdüler. 1828-1829’daki küçük çaplı bir denemeden sonra, T. & A. Mulholland adını alan şirket, 1830’da Belfast’ta 8.000 iğli keten eğirme fabrikası açtı. Onlar, fırsatı ilk fark edenler olamasalar da The York Street Mill fabrikaları, Belfast’taki en büyük fabrikalardan biri olduğu için en önemlisiydi. Tasarı, muhteşem bir başarıydı ve diğer işadamlarının yanı sıra sıkıntılı diğer pamuk eğiricilerinden keten eğirmeye geçiş oldu. 1850’ye kadar, Belfast’taki keten eğirimi, pamuk eğiriminden çok daha büyük hale geldi. The York Street Mill, 1856’ya kadar 25.000 iğe ulaşmakla beraber muhtemelen dünyada kendi türünden en büyük farikalarından biri ve her halde sadece Marshall’ın keten eğirme fabrikasının ardından en büyük ikincisi oldu. Fabrikaların çoğunun Belfast’taki bu yoğunlaşması, geleneksel el eğiricilerinin pek çoğunu işsiz bıraktı. Bununla birlikte, o, dokumacıların iplik arzına daha yakın olan kuzeydoğuya göç etmelerine de neden oldu.

İrlanda’daki Büyük Kıtlık dönemimin sebep olduğu hasar, buradaki büyük sanayi eğiricilerini el tezgahı dokumacılarına çareler aramaya mecbur bıraktı. Mekanik olarak çalışan dokuma tezgahları geliştiriliyordu ve önceleri bu yönde yavaş bir hareket vardı. Ancak, İrlanda keteni, Avrupa’ya ulaşan pamuk arzında kesilmelerin olduğu Amerikan İç Savaşı sırasında iyi kötü bir canlanma yaşadı. Dünya pazarında, Pamuk Kıtlığı olarak bilinen pamuk ürünleri sıkıntısı vardı ve İrlanda keteni, bu boşluğu doldurdu. Sanayide önemli ilerlemeler oldu ve hayli müthiş karlar elde edildi. 1865’teki İç Savaş’ın bitişinden sonra bile ivme sürdürüldü ve şirketler, 1873’e kadar zenginleşmeye devam ettiler. Belfast, o zamana kadar dünyanın en büyük keten üretim bölgesiydi ve bu durum, 1. Dünya Savaşı’na kadar sürerek şehre adamakıllı Linenopolis (keten şehri) takma adının verilmesine neden oldu. Manchester’in pamuk başkenti olduğu kadar Belfast da Britanya İmparatorluğu’nun keten başkentiydi.

19. yüzyılda, sanayileşme gelişip büyüdükçe işçilerin koşulları, çoğu kez kötüleşiyordu. İlk önce, 18 yaşının altındakilere yardım etmek üzere yasalar ağır ağır çıkarıldı. Geç saatleri bulan mesai saatleri azaltıldı. Zorluklara rağmen, özel bir dostluk vardı ve o, pek çoğuna bu zor zamanlarda destek olmakla kalmayıp kimi zaman yıllar sonra bile fabrikadaki anlarını biraz sevgi ile hatırlamalarını sağladı.

20. Yüzyıl

Ancak pamuk sanayinin canlanmasıyla ve düşük maliyetli ürünler üretebilme yeteneğine karşın, İrlanda keten sanayinin aşırı kapasitesi bulunuyordu. Şirketler ise kaçınılmaz biçimde zorluklarla karşılaşmaya başladılar ve pek çoğu kapandı. Sanayi, artan verimle ve yeni gelişmelerle karşı koydu. 20. asır başlarında zenginliklerde kısa bir ilerleme yaşandı ama yapay liflerin çıkmasından ve artan maliyetlerden ötürü durum, İrlanda keteninin toplu üretimini çok güçleştirdi. Pek çok eski şirket, yeni zorluklara uyum gösteremiyordu. Onlar, geleneksel pazarlarına satış yapmaya çalışmayı sürdürdüler. Pazarlamada zayıftılar ve çoğunlukla eski ve hükmü kalmamış makinelerini ve düşüncelerini korumanın bahanesi olarak keten sanayinin zanaat sanayi olduğu kavramını kullanıyorlardı.

Sanayi, 2. Dünya Savaşı sırasında canlanmanın tadını çıkardı ve ayrıca 1950-1953 yıllarındaki Kore Savaşı’nda da rağbet gördü. Ancak, ondan sonra bu talep, geleneksel pazarlarında hızla azaldı.

Daha ucuz seçeneklerle birlikte, otellerden, hastanelerden ve diğer kurumlardan daha düşük nitelikli, daha dökme üretilmiş İrlanda ketenine yönelik talepte bir düşüş oldu. Sadece açıklamada bulunmak ve kendilerini daha ucuz rekabetlerinden farklılaştırmak üzere İrlanda keteni markasını kullanmak isteyen en iyi oteller, lokantalar ve havayolları, daha iyi nitelikli ketenleri alıkoyuyorlardı. Ama, yüksek hacimli tüketiciler, bu daha iyi nitelikli ketenleri almıyorlardı.

Ayrıca, satışlar, büyük ölçüde perakende pazarının belirli sektörlerine dayanıyordu ve tedarikçiler, bu niş pazarların özel gereksinimlerine karşı tetikte olmak zorundaydılar.

Oysa, İrlanda keteni asla tamamen alt edilmiyordu. Onun eşsiz rahatlık, döküm nitelikleri ve özgün görünümü lüks pazarında niş bir konum edinmesini sağlarken, eşsiz fiziksel özellikleri onun sanayi dokumalarında kullanımını sürdürüyordu. Bu üstünlükler, onaylı kalitesinin yanı sıra İrlanda keteni markasına yerleşmiş güven ve değer ile adamakıllı destekleniyordu.

20. asrın ikinci yarısında ise, giysi ticaretinde keteni desteklemeye yönelik çabalar artırıldı. O dönemde, muhtemelen 1960’larda giyim eşyalarında aşırı kullanıldıklarından ötürü yapay liflere karşı çoğalan bir tepki vardı. 1970’lerde ise destekleme çabaları semerelerini vermeye başladı ve 1980’lerin sonuna kadar keten, gelişmiş dünyadaki çoğu ülkede sınıfının en iyisi giysilerde yaygın olarak kullanılıyordu. Giyim eşyalarındaki keten, o zamana dek geçmişte en iyi bilindiği sektörler olan geleneksel ev dokumalarındaki ve sanayi sektörlerindeki kullanımını epeyce geride bıraktı. Ama, bu yeni pazarlarda itibar kazanması için halen epey çaba gösterilmesi gerekiyordu.

21. Yüzyıl

Eski İrlanda keteninin üzerindeki çay fincanı

İrlanda keteni, günümüzde aynı geleneksel bölgelerde sanayide çalışan ve yüzyıllar boyunca öğrenilen becerileri nesilden nesle geçiren kimselerin torunları tarafından halen dokunmaktadır.

Günümüzde, İrlanda keteni sanayi, geçmişte olduğundan çok daha küçüktür çünkü pazarın alt ucundaki rekabet, uzun zamandır her gün daha fazla ketenin yerini düşük maliyetli ülkelerden gelen ucuz ürünlerin ele geçirmesine neden olmaktadır. İrlanda’da dokumayı sürdüren İrlanda keteni şirketleri, pazarın nitelikli ucuna ve tüketiciye istediklerini daha kusursuz olarak vermeye çalışmaya odaklanıyorlar.

Tüm bu tarihten sonra, diğerleri, sade giysi ketenlerini dokumayı sürdürdüğü halde, Thomas Ferguson, geleneksel ev ketenleri dokumayı bırakan en son İrlanda keten damaskosu dokumacısıdır.

2012’de, Franklin’s Grubu (Franklin’s Group), giyim ve moda sanayine yönelik yenilikçi kumaşlarda önemli bir şirket olan John England markasını satın aldı. Thomas Ferguson’un becerileri sayesinde Franklin’s Grubu, teklif üzerine moda kumaşlarına Jakar kumaşlarını ekleyebiliyordu. Bu, İrlanda keteni sanayi için yeni bir üründür ve geleceğe yönelik pek çok heyecanlandırıcı fırsat sunmaktadır. Sanayinin insanlara istediklerini vermeye devam edebildiği ve bu harika doğal ürünün zanaatını, niteliğini, mirasını ve markasını takdir eden anlayışlı tüketiciler var olduğu sürece o kalıcı olacaktır.

“İrlanda’da yün üretimini yıldırmak ve orada keten ticaretini artırmak ve İngiltere’nin ticaretini desteklemek için var gücümle çalışacağım.”– İngiltere, İrlanda ve İskoçya kralı III. William, 2 Temmuz 1698 Çarşamba

Kaynak: https://fergusonsirishlinen.com/pages/about-linen

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

I acknowledge Thomas Ferguson for the use of the original “History of Irish Linen” article which they commissioned.

Thomas Ferguson’a hazırlattıkları “İrlanda Keteninin Tarihi” makalesinin aslını kullanmama izin verdiklerinden dolayı teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir