
İnce keten kumaştan yapılan bir giysi, en saf beyazlıkta ve parlaklıkta olduğu için, ondan (ince keten kumaşından) yapılan o elbiseler, Tanrısal kaynaklı gerçeklerdir. Tanrısal kaynaklı gerçekler ise böyle beyazlıktaki ve parıltıdaki giysiler ile temsil edilirler. Nedeni ise, göğün nurlu beyazlığının ve parıltısının kaynağının Hazreti İsa’dan (Efendi) gelen ışık olmasıdır. Bu ışığın kendisi Tanrısal gerçektir [Arcana Coelestia – İsveçli bilim adamı, felsefeci, din bilimcisi, vahiycisi ve bazılarına göre Hıristiyan gizemcisi olan Emanuel Swedenborg’un ( 29 Ocak 1688 – 29 Mart 1772) yayınladığı Arcana Coelestia (Göksel Gizemler veya Göğün Sırları) kitabı -, yani kısaca AC 1053, 1521-1533, 1619-1632, 2776, 3195, 3222, 3339, 3485, 3636, 3643, 3862, 4415, 4419, 4526, 5219 ] ve bu nedenle, Efendi, Petrus’un, Yakup’un ve Yuhanna’nın huzurunda şekil değiştirdiği zaman O’nun giysileri ışık gibi görünüyordu (Matta 17:2). Dünyadaki hiçbir çamaşırcının beyazlaştıramayacağı kadar nurlu, kar kadar olağanüstü beyazdı (Markos 9:3) ve pırıl pırıl idi (Luka 9:29). Efendi’nin Tanrısal İnsan’ından gelen ve böylelikle temsil edilen İlahi gerçek bizzat böyleydi. Yine de gökteki giysilerin beyaz parlaklığı ile temsil edilenler dış gerçekler, yüzün görkemi ve aydınlığı ile temsil edilenler ise iç gerçeklerdir. Bu nedenle, ince keten giysilerle kuşanmış olmak, burada tanrısalın göğünden ilerleyen gerçeğin dış ifadesidir. Efendi’nin Tanrısal olmasının nedeni ise bu idi.
Ayrıca, Kitabı Mukaddes’in diğer kısımlarında da ince keten ve giysileri ile aşağıda gösterilen Hezekiel bölümünde (Hezekiel 16:10-13) olduğu gibi Tanrısal kaynaklı gerçek belirtilmektedir:
10 Sana işlemeli giysiler giydirdim, deriden çarık verdim. Beline ince keten kuşak bağladım, seni pahalı giysilerle örttüm, 11 takılarla süsledim. Bileklerine bilezikler, boynuna gerdanlık taktım. 12 Burnuna halka, kulaklarına küpeler, başına görkemli bir taç taktım. 13 Altınla gümüşle süslendin; giysilerin ince ketenden, pahalı, işlemeli kumaştandı. İnce unla, balla, zeytinyağıyla beslendin. Gitgide güzelleştin, krallığa yaraştın.
Buradaki ayetlerde Kudüs’ten bahsedilirken Eski Havari Kilisesi kastedilmektedir. Bu Kilisenin gerçekleri, işlemeli, keten, pahalı (ipek) giysilerin yanı sıra altın ve gümüşle süslü halde tarif edilmektedir. İşlemeli giysilerle, bir hafıza ile bilgi meselesi olan gerçekler; ince ketenle, doğal gerçekler; pahalı giysilerle ise tinsel gerçekler ifade edilmektedir.
Yine ince ketenle ilgili, Kitabı Mukaddes’in Hezekiel (Hezekiel 27:7) bölümünde şu sözler geçmektedir:
Mısır’ın işlemeli ince keteninden yelkenin,
Bayrağın oldu senin.
Güvertenin gölgeliği Elişa * kıyılarının
Lacivert, mor kumaşındandı.
*: Biz, Elişa adalarıyla doğru olarak eskiden, mor boya veren kabuklu deniz hayvanının Lakonya ili sahilinde bol miktarda bulunmakta olduğu Pelopponesus’u (günümüzdeki Mora yarımadası) ya da Güney Yunanistan’ı anlıyoruz.
Buradaki ayetlerde, eski bir Fenike şehri olan Sur’dan bahsedilirken, o, ayrıca Eski Havari Kilisesi anlamına da gelmektedir. Ama iyinin ve gerçeğin bilgilerine gelince ve “Mısır’ın işlemeli ince keteninden yelkenin” sözü ile bu kilisenin işareti veya dış ifadesi olarak hafıza ile bilgilerden kaynaklanan gerçek belirtilmektedir.
Vahiy bölümünde (Vahiy 18:11-13) ise şu sözler ifade edilmektedir:
Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık. Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük, şarap, zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimse yok artık.
Bu parçada, ifadelerin hepsi ve her biri kiliseyle (Eski Havari Kilisesi) ilgili eşyaları belirtmektedir; böylelikle, bunlar da gerçek ve iyi ile ilgili olmaktadırlar. Ama burada Babil İmparatorluğu’ndan bahsedildiği için zıt anlamda kullanılmaktadırlar. Herkes, içlerinde göksel bir şey olmadıkça, böyle eşyaların gökten gelen Kitabı Mukaddes’te asla tek tek sayılmayacağını görebilir. Bunun için, dinle ilgisi olmayan kiliseyi belirtilmekte olan Babil İmparatorluğuna değinirken neden dünyevi eşyalardan bahsedilmesi gerekmektedir?
Yine, aynı şekilde Vahiy bölümünde (Vahiy 18:16) aşağıdaki ayetler ifade edilmektedir:
‘Vay başına, vay!’ diyecekler.
‘İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış,
Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş
Koca kent!’
Yukarıda belirtilen her ayrıntının bazı göksel Tanrısal nesneleri belirttiği, aşağıda ince ketenin azizlerin doğruluğu olduğundan (“İnce keten, kutsalların adil işlerini simgeler”) bahseden aynı kitapta (Vahiy 19:7-8) açıktır:
Sevinelim, coşalım!
O’nu yüceltelim!
Çünkü Kuzu’nun düğünü başlıyor,
Gelini hazırlandı.
Giymesi için ona temiz ve parlak
İnce keten giysiler verildi.
İnce keten kutsalların adil işlerini simgeler.
İnce keten, burada, kutsalların adil işlerini simgelemektedir çünkü Tanrısal kaynaklı doğrulukta olan herkes Efendi’nin adil işlerini giyinir. Bunun için, onların kıyafetleri beyazdır ve Efendi’den gelen ışıkla parlar. O yüzden, doğruluk bizzat gökte beyaz parlaklıktaki nesnelerle (Arcana Coelestia 3301, 3993, 4007) temsil edilir. Ayrıca, bu nedenle kötü özellikleri yıkarak yenilenme ya da saflaşma halinden göğe çekilip çıkarılan kimselerin beyaz parlayan bir örtüyle kaplı oldukları görülür, çünkü bu durumda kendi doğruluklarına ait şeylerden kurtulurlar ve Efendi’nin doğruluklarına ait şeyleri giyerler.
Tanrısal kaynaklı doğruluğun Yahudi Kilisesi’nde temsil edilebilmesi için, aşağıda Musa açısından okuduğumuz gibi Hazreti Harun’un kıyafetlerinin yanında antlaşma sandığı ile ilgili perdelerde de ince keten bulunması gerektiği emredilmiştir:
“İnce ketenden işlemeli bir mintan doku, ince ketenden bir sarık, bir de nakışlı kuşak yap.” (Mısır’dan Çıkış 28:39)
Harun’la oğulları için ince ketenden ustaca dokunmuş mintanlar, sarıklar, süslü başlıklar, ince keten donlar, lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden nakışlı kuşak yaptılar; tıpkı RAB’bin Musa’ya buyurduğu gibi. (Mısır’dan Çıkış 39:27-29)
Çalışanlar arasındaki becerikli adamlar konutu on perdeden yaptılar. Besalel onları lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş ince ketenden yaptı, üzerini Keruvlar’la ustaca süsledi. (Mısır’dan Çıkış 36:8)
“Tanrı’nın Konutu’nu on perdeden yap. Perdeler lacivert, mor, kırmızı iplikle özenle dokunmuş ince ketenden olsun, üzeri Keruvlar’la ustaca süslensin. (Mısır’dan Çıkış 26:1)
“Konuta bir avlu yap. Avlunun güney tarafı için yüz arşın boyunda, özenle dokunmuş ince keten perdeler yapacaksın. (Mısır’dan Çıkış 27:9)
Konuta bir avlu yaptı. Avlunun güney tarafı için yüz arşın boyunda özenle dokunmuş ince keten perdeler yaptı. (Mısır’dan Çıkış 38:9)
Avlunun girişindeki perde lacivert, mor, kırmızı iplikle, özenle dokunmuş nakışlı ince ketenden yapılmıştı. ( Mısır’dan Çıkış 38:18)
Antlaşma sandığındaki ve onunla ilgili tüm eşyaların yanında Hazreti Harun’un giysilerindeki tüm eşyalar, tinsel ve göksel eşyaları temsil ettiği için ince ketenin kullanılması gerekiyordu. Bu; onlara benzer eşyaların neyi temsil ettikleri bilinmediği zaman Kitabı Mukaddes’in ne kadar az anlaşıldığını, belgenin içerisinde görünenlerin dışında Kitabı Mukaddes’te hiçbir kutsallık olmadığına inanıldığı zaman ise onun hemen hemen hiçbir biçimde idrak edilmediğini göstermektedir.
Tanrısal kaynaklı doğruluk içerisinde olan o melekler, ince keten yani beyaz ve parlayan bir şey giyinmiş gibi görünmektedirler. Bu da aşağıda belirtilen Kitabı Mukaddes’teki Vahiy bölümündeki (Vahiy 19:13-14) beyaz atla bağlantısıyla ortaya çıkmaktadır:
Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı’nın Sözü adıyla anılır. Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş O’nu izliyorlardı.
Kitabı Mukaddes’e göre, beyaz atın üzerinde oturan kişi, orada açıkça belirtildiği gibi Hazreti İsa olduğundan ve bu kutsal metin, bizzat Tanrısal kaynaklı doğruluk olduğundan dolayı, bütün bu anlatılanlara göre, ince ketenin Tanrısal kaynaklı doğruluğun göstergesi olarak görünen bir giysi olduğu çok bellidir. Beyaz atın Kitabı Mukaddes’in içrek anlamı olduğu yukarıda görülebilir. Sonuç olarak, Kitabı Mukaddes’in içrek anlamıyla ilgili tüm şeyler Tanrısal kaynaklı gerçeklerdir. Bu yüzden, O’nun orduları, beyaz atlar üzerinde görülmüşler ve beyaz, temiz, ince ketene bürünmüşlerdi.
Kaynak: http://www.biblemeanings.info/Words/Artifact/Linen.htm
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
