
HUPERBOREA, kuzey rüzgarının yurdunun ötesinde uzak kuzeyde bulunan sonsuz bahar diyarıdır. Halkı, savaştan, çetin güçlüklerden, yaşlılık ve hastalığın zararlarından etkilenmemiş kutlu, uzun ömürlü bir ırktı.

Huperborea, genellikle kuzeyde büyük, dünyayı çevreleyen Okeanos nehriyle, güneyde ise efsanevi Rhipaion Dağları’nın doruklarıyla sınırlı bir kıta ülkesi olarak tanımlanıyordu. Ana ırmağı, kıyıları kehribar akıtan kavak ağaçlarıyla kaplı ve suları beyaz kuğu sürülerine yuva olan Eridanos idi. Sonsuz bahar ile kutsanmış olan kara, yılda iki kez tahıl ürünü veriyordu ama kırsal bölgenin büyük bölümü yabaniydi ve Apollon’un Bahçesi denen güzel ormanlarla kaplıydı.
Huperborea’nın güney sınırı, soğuk nefesi güney topraklarına kış getiren Boreas’ın (Kuzey Rüzgarı) yurdu olan geçilmez Rhipaion (Rhipaean) Dağları’nın acı soğuk zirveleriyle korunuyordu. Onun doruklarında altını koruyan Grupesler (Grifinler), vadilerinde ise azılı, tek gözlü Arismaspos kabilesi yaşıyordu. Güney yamaçlarının altında ise Pteroforos denen sonsuz kışla lanetli ıssız, karla kaplı bir diyar uzanıyordu.
Huperborea, tanrı Apollon’un üç rahibinin yönettiği bir din erki ile idare ediliyordu. Boreades denen bu dev krallar Boreas’ın oğullarıydı. Başkentleri, yüz baş eşeğin şerefine kurban edildiği tanrıya adanmış yuvarlak bir tapınak içeriyordu. Halk, ayrıca, ilahilerine çember biçiminde dizilen Huperborea kuğularının ezgili ötüşlerinin katıldığı ölümsüz bir müzik, şarkı ve dans festivaliyle tanrılarını kutluyordu.


Diyar, birçok mitte rol oynuyor. Faethon (Phaethon), Güneş’in iki tekerlekli at arabasını sürmeye çalışıyordu ama denetimini kaybedince Zeus onu devirerek yanan bedenini Huperborea’nın Eridanos ırmağına dimdik düşecek biçimde fırlattı. Heliades denen acılı kız kardeşleri sonradan onun kıyılarında kehribar akıtan kavak ağaçlarına, dertli arkadaşı Kuknos (Kyknos) ise bir kuğuya dönüştürüldü. Yaşlı Huperborealılar, olayı beyaz kuğulara dönüştürülmek üzere Faethon’un düşüşü ile oluşturulan göle atlayarak kutluyorlardı. Perseus, sonradan Huperborea’ya yolculuk etti. Tanrıların hazinelerini koruyan perileri, yoksa Medousa’nın (Medusa) yerini açığa vurabilecek Graiai denen kuğu bedenli kocakarıları ararken halk tarafından eğlendirildi. Perseus’un torunu Herakles ise, aynı yolculuğu iki vesile ile yaptı. İlki, av sırasında kuzeye kaçan Artemis’in altın boynuzlu geyiğini arayışıydı. İkincisinde ise Atlas’ı ve Hesperislerin altın elmalarını arıyordu.

Başka hikayelerin gövdeleri ise Huperborealıları birçok önemli Yunan tapınağının hacı kurucuları olarak tanımlıyorlar. Deloslular, hamile tanrıça Leto’nun Huperborea’dan bir kurt sürüsü eşliğinde doğum sancısını kolaylaştırmak için kuzey diyarından çağrılan çocuk doğurma tanrıçası Eileithuia’nın (Eileithyia) yardımıyla Apollon’u doğurduğu adaya nasıl geldiğinin hikayesini anlatıyorlardı. Bu olaydan sonra, Huperborealılar, adaya hacılar (beş erkek ve birçok bakire rahibe) gönderdiler. Ancak, bakirelerin birçoğuna tecavüz edilmesinden veya onların öldürülmesinden sonra, Huperborealılar hac yolculuğuna son vererek yerine adaklarını komşu kabileler ve halklar yoluyla dolaylı olarak teslim ettiler. Huperborealılar ile bağlantılı sonraki önemli tapınak, Delfoi’deki (Delphoi) Apollon kehanet tapınağıydı. Hac merkezininin ilk ve efsanevi tapınaklarının ikincisinin Huperborealı hacılar tarafından balmumundan ve kuş tüyünden inşa edildiği söyleniyordu. Galya ordusu, geçmişte tapınağa el koymaya çalıştığında, bu kahinlerin hayaletlerinin savaş alanında belirdikleri ve orduyu gönderdikleri bildiriliyordu. Sonunda, onlar, Olimpiyat Oyunları’nın kuruluş mitlerinde boy gösterdiler. [Gerek Daktulos (Daktylos) gerekse Zeus’un oğlu olan] Herakles’in Zeus’un şerefine festivali kurarken tapınağın kutsal yabani zeytinlerini edinmek için Huperborea’ya hacca gittiği anlatılıyordu. Huperborealıların en ünlü kahini, muhtemelen tanrı Apollon’un verdiği büyülü oka binen ve mucizeler gerçekleştirerek dünyanın çevresinde uçan Abaris idi. Bazıları, bu okun, Apollon’un bir Huperborea dağının altında gizlenen ve tek gözleri sadece alınlarında olan küre gözlü Kuklopları ( Kuklops: Κυκλωψ) öldürdüğü ok olduğunu söylüyorlar.
Kaynak: https://www.theoi.com/Phylos/Hyperborea.html
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
