Kulağakaçanlar: Ertesi Anneler Günü, Onları Hatırlayın!

Böceğin eski İngilizcedeki adı, (onun siz uykudayken kulağınıza emekleyebileceğini ve geriye bakan kıskacıyla beyninize korkunç şeyler yapabileceğini ima etmekte olan) earwicga (dilimize “kulak böceği” olarak çevrilmektedir) olduğu için kulağakaçan pek çok asır sonra halen ürpertiye neden olmaktadır. Kulağakaçan sözcüğünün anlamı, daha sonra her nasılsa, eğer bize fısıldayacağı bir şey varsa annelik konusunda haber vereceği “fısıldayan kimse” (zararsız küçük bir böcek için daha uygundur) anlamına gelecek şekilde değişmiştir.

Kulağakaçanlar takımının (Dermaptera) Kuzey Amerika’daki 18 civarındaki türünden ABD’nin kuzeydoğusundaki Vermont ve New Hampshire eyaletlerinde en yaygın olanı yabancı Avrupa kulağakaçanı türüdür (Forficula auricularia). Bu özel kulağakaçanlar aleyhindeki tek haklı şikayet şudur: onlar, çiçeklerle, meyvelerle ve diğer lezzetli bitki örtüsüyle heyecanla beslenirler ama böyle yaptıklarını nadir görürsünüz çünkü gececil (noktürnal) olup gündüz sığınak ararlar. Büyük, yoğun bir kulağakaçan nüfusu olduğu zaman bahçelerde fark edilebilir bir zarar meydana gelir. Bu hallerde onları yok etmeye çalışmanın anlaşılması mümkündür.

Yanlışlıkla sağlığa zararlı koşullarla denk tutulabilmeleri nedeniyle, ev içinde nesnelerin ve nemli yerlerin altına saklanma alışkanlıkları keşiflerini endişeli hale getirmektedir. Öyle olmasalar da eğer sebze döküntüsü unutulur ve açıkta bırakılırsa kulağakaçanlar onu bulabilirler. Yassı vücutları, en küçük çatlaklardan bile girebilmelerini ve hevesle en temiz evi keşfedebilmelerini sağlar.

Kulağakaçanın karnının ucundaki belirgin kıskaç, bazen diğer böceklere karşı savunma amacıyla kullanılmakta ve böceğin insanlar tarafından kısa ve öz biçimde ezilmesini sağlayacak kadar ürkütücü görünmektedir. Eğer bir tanesini kaldırırsanız yumuşak karnını etrafına büker ve sizi sıkıca ısırır ama çimdiği incitmez. Kıskacın ana işlevi araç gibidir.

Kuzeyde bulunan buradaki yaygın türümüz için geçerli olmamakla birlikte kulağakaçanların bazı türlerinin uçamadığı görünmektedir. Vücudunun orta kısmı üzerindeki bir çift kısa kanat kınına rağmen hiçbir kanadı bölütlü karnını örtmemektedir. Yine de kulağakaçan uçabilir. Nasıl olduğunu anlamak için sabırlı olmalı ve dikkatli bir şekilde izlemelisiniz çünkü Yunancadan alınmış eski bilimsel adı olan Euplexoptera’nın dilimizdeki karşılığı, böceğin iyi katlanmış kanatlarla kaplı (iyi katlanmış kanatlılar) olduğunu açıklıyordu.

Kulağakaçanın açık haldeki kanadı

Havalanmaya başlamaya hazırlanırken kulağakaçan kanat örtülerini kaldırır, kıskaç ileri bakana kadar karnını bükerek onu kanatları çekip çıkarmak ve açmak için narin maşa olarak kullanır. Diğer böcek kanatlarının aksine kulağakaçanın kanatları, doğuya özgü yelpazeleri andırmakta olan merkezi bir noktadan yayılan damarlara sahiptir. Kanatlar tamamen açıldıktan sonra kulağakaçan uçarak uzaklaşır. O, karaya indiği zaman ise kanatlar, önce andırdıkları yelpaze gibi kıvrımlar halinde boylu boyunca katlanırlar. Daha sonra ise sonunda kıskaç, düzenli yoğun kanat destesini iki küçük koruyucu örtülerinin altına yeniden sıkıştırana kadar onların uçları çaprazlama peşi sıra kapanırlar. Etkinlik ile alan ekonomisi bakımından bu, ulaşılabilecek en yüksek standartlı canlı mühendisliğidir ve onun hayvanlar dünyasındaki emsali azdır. Uzay mekiğini mekanik kollarını ve araç gerecini yeniden yük bölümüne sıkıştırırken ve daha sonra kavisli çift girişini kapatırken izlediğim zaman kulağakaçan komşumuzun aynı şeyi yalnız çok daha büyük kesinlikle yaptığını düşünürüm.

Ya annelik! Dişi kulağakaçan, böcekler arasında alışılmamış olan gerçek annelik bakımı sergiler. Dış dünyadan gizlenmiş olan ıssız bir yuvaya 12-15 düzgün, beyaz yumurta bırakır. Daha sonra, yuvaya oturur, vücudunu yumurtaların etrafına kıvırır, tavuk gibi (ama kuluçkaya yatmadan) onları kanadı altına alır. Eğer yuva bozulursa ya da kurumaya başlarsa yumurtaları daha uygun bir yere taşır.

Avrupa kulağakaçanı yuvasında yumurtalarıyla birlikte

Dört hafta sonra, beyazımsı genç kulağakaçanlar yumurtadan çıkarlar ama yuvadan fazla uzaklaşmazlar. Onlar annelerini andırırlar ama renkleri daha açıktır ve kanatları yoktur. Dişi, genç yavrularıyla kalır, onları kanadı altına almaya ve kusarak çıkarılmış besleyici bir madde ile beslemeye devam eder. Eğer tehlike korku verirse ya da yuvanın üstü açılırsa, etkin yavrularını etrafında toplar ve tehdit gösterisi olarak kıskacını saldırgana doğru kaldırır. Sonunda, gençler sadece birkaç kez deri değiştirdikleri, deri değiştirdikçe büyüdükleri ve renklerinin koyulaştığı, nihayet kanatlarla donandıkları safhalardan sonra yuvayı terk ederler. Artık, eğer mümkün ise civarındaki geleneksel etli bitki besinlerini ararlar. Böylece yerel nüfuslarını artırırlar.

Gelişen gençlerin yanında çıkmamış yumurtaların koruyucusu olarak anne baba bakımı, kulağakaçanı birkaç kın kanatlı türü hariç diğer tüm böceklerden ayrı bir yere koymaktadır. Bu nedenle, kulağakaçan, toplumsal bir böcek olarak nitelendirilmektedir. Sıkıca tomar yapılmış ipekotu yapraklarında gündüz inzivaya çekilmiş halde birlikte huzur içerisinde birbirine sokulan düzinelerce ergine rastladım. Arılar, eşekarıları, karıncalar ve akkarıncalar (termitler) gibi daha iyi bilinen toplumsal böcekler, yuvanın hiyerarşik toplumundaki özel rollerinden binlerce feda edilebilen yumurtalarından daha çok endişelenmektedirler.

Kulağakaçanlar halk tarafından sevilmezler. Bu nedenle, gerek duyarsanız onları ezin. Buna rağmen, kulağakaçanların asırlık hatıralı mesajlarını hayranlık gösteren doğacıların gözüyle fısıldadıklarını hatırlayın. Üstelik, çok sayıda yumurtaları ve onlardan çıkan yavruları için dişileri çok iyi annedirler.

Kaynak: http://northernwoodlands.org/outside_story/article/earwigs_remember_them_next_mothers_day/

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir