Popol Vuh

Popol Vuh, 1554-1558 yıllarında belgeyi yaratan anonim bir Guatemala Kızılderilisi tarafından anlatılan Kiçe Maya ulusunun kökenleri, gelenekleri ve tarihi hakkındaki hikayedir.

Çiçikastenango (Chichicastenango) şehrinde, 1700 dolaylarında, Francisco Ximenez isimli bir papaz, eserin metnini çoğaltmış ve ona İspanyolca çevirisini eklemiştir.

Artık, Goetz ve Morley’in Recinos’un İspanyolca uyarlamasından yaptıkları İngilizce çevirisi; Munro Edmonson’un bilimsel olarak yaptığı, özgün Kiçe dilindeki yazının kopyası olan çevirisi; Dennis Tedlock’ın bir Kiçe şamanının yardımıyla yaptığı (iyi bir tarzda notlarla izah edilen ve dipnot konulan, ancak Kiçe dilindeki herhangi bir kopyasını içermeyen) çevirisi dahil, elimizde Popol Vuh’un pek çok çevirisi mevcuttur. Yerel olarak Kiçe dilini konuşan birisi (Chavez) de İspanyolca çevirisini yapmakla beraber en yeni çevirisini (2000) muhtemelen Allen Christenson gerçekleştirmiştir.

Popol Vuh
Diego Rivera’nın Yaratılış tablosu.

Not: Popol Vuh, Guatemala’nın dağlarında yaşamakta olan eski Kiçe Mayalarının dinsel inançlarını ve efsanelerini nakletmektedir. Muhtemelen özgün haliyle nakledilen metnin, bir Cizvit papazının isteği üzerine 1550’lerde yerli yazarlar tarafından önce resim yazı ile yazılmış olduğu düşünülmektedir.

1930’larda, uzun süre yerli halkın savunucusu olan Meksikalı ressam Diego Rivera, Popol Vuh’un hiç yayınlanmamış İngilizce çevirisi için bu resimleri yapmakla görevlendirildi. Popol Vuh, dünyanın yaratılışının izahı ile başlamaktadır. Yukarıdaki resmin ortasında, önce kilden, sonra keresteden ve son olarak mısırdan birbirini izleyen üç insan yapma girişimini gösteren iki katı biçimsiz insanımsı şeklin yanında, tam anlamıyla biçimlendirilmiş bir erkek ve bir kadın figürü vardır. Tek başına tam bir imzanın dışında muhtemelen renklerle yeniden oynamayı kolaylaştırmak amacıyla dibinde boydan boya bir renk çubuğu taşıdığı için, Rivera, projeye bu resimle başlamış olabilir.


I. BÖLÜM

Popol Vuh’un 1. Bölümü, iki hikayeden oluşmaktadır.

  1. Tanrıların kendilerine tapacak, itaat edecek ve destek olacak dünyevi varlıkları yaratmadaki başarısızlıklarının hikayesi (üç bölüm).
  2. Hunahpu ve İşbalankey (Ixbalanque) gizemli ikizlerinin, yaratıcılarına tapmayı, itaat etmeyi ve destek olmayı reddetmekte olan kibirli gök varlığı Vukub Kakuviş’i (Vucub-Caquix) ve iki oğlu Zipakna ile Kabrakan’ı nasıl yok ettiklerini anlatmaktadır.

1. Bölüm’ün hikayesi, ilk yaratılış başlamadan evvel, yerin neye benzediğinin şöyle açıklanması ile başlar:

Boştu her şey,…, sessizlik içerisindeydi her şey …, hareketsizdi her şey … Vardı sadece gök ile deniz.

Denizdeydi Gukumats, yeşil tüylerle gizli ve çevresi ışıltılı.
Gökteydi Gökyüzünün Kalbi ya da adıyla Tanrı.
Sessizlik içindeydi her şey.

Sonra akıllarına geldi bir söz ve yıldırım oku gibi yardı göğü, delip geçti suları ve bereketlendirdi Dünya-Su tanrıları Tepeu ile Gukumats’ın zihinlerini.

Sonra yaratıcı çift, “Olsunlar” dedi ve öyle de oldu:
Denizden yükseldi Dünya; sürgünler verdi bitkiler; oluştu vahşi hayvanlar.

Bilahare, tanrılar, insanları yaratmak için üç yararsız girişimde bulundular: birincisinde hayvanlardan, ikincisinde çamurdan ve sonuncusunda ise keresteden. Ancak, kereste adamlar da ortadan kalkmakla beraber maymunlar, günümüze onların torunları olarak geldi.

İkinci hikaye, her ikisi de dağların altında tünel kazdıklarından yerin sallanmasına neden olan Zipakna ve Kabrakan adlı iki oğlu bulunan Vukub Kakuviş adlı kibirli bir figür ile başlamaktadır.

Kahraman İkizler (Hunahpu ve İşbalankey), dışarıda av yaptıkları sırada, üfleyerek ok atılan boru silahları ile Vukub-Kakuviş’i ağaçta meyve yerken çenesinden vururlar. Buna sinirlenen Vucub-Kakuviş ise Hunahpu’nun kolunu koparır.

Kolun telafi edilmesi için, ikizler, diş doktoru vaziyetlerini alırlar. Vukub-Kakuviş’in evine giderler ve (kolu geri alırlarken) dişlerini çekmelerine ve yerlerine beyaz mısır taneleri yerleştirmelerine izin vermesi için onu aldatırlar. Yeni mısır takma dişleriyle, Vukub-Kakuviş, artık bir efendiye benzemediğinden fakirlik içerisinde ölür.

Daha sonra, Kahraman İkizler, Zipakna’yı öldürmeye koyulurlar. (Zipakna, bizzat 400 Erkek Çocuğu’nu öldürmeyi henüz bitirmişti. 400 Erkek Çocuğu, üzerine direk dikebilmeleri için yerde çukur kazdırarak kendisini öldürmeye çalıştıklarında ölü taklidi yaptı ancak kaçmayı başardı. Onlar, ölümünü kutlarken Zipakna tarafından ezildiler ve gökyüzünde yıldızlara dönüştüler). Kahraman İkizler, Zipakna’yı cezbetmek için sahte bir yengeci yem yaptılar. Zipakna, onu bulduğunda kendisini ölümün kucağında buldu.

Sonradan, Kahraman İkizler, diğer adı beyaz toprak olan atapulgit denilen kil mineraliyle bir kuşu zehirli hale getirdiler. Kabrakan, onu yediğinde öldü.

II. BÖLÜM

II. BÖLÜM, sonraki 14 bölümü kapsamaktadır.

Bu 14 bölümün ilk ikisi, (her ikisi de kahin olan) İşpiyakok ve İşmukaney’in (Xpiyacoc ve Xmucane) oğullarının yanında (Kahraman İkizler’in babası olan) Hun Hunahpu ile Vukub Hunahpu adlı iki kardeşi hikayeye takdim etmektedir.

Hun Hunahpu ve karısı Şibakeyalo’nun (Xbaquiyalo), Hun Bats ve Hun Çuen (Hun Batz’ ve Hun Chouen) adlı iki oğlu vardır (Sonradan, Hun Hunahpu’nun ve diğer bir kadın İşkyuvik’in (Xquic) (Bayan Kan=Kanlı Ay), Kahraman İkizler’in annesi ve babası olduğunu keşfediyoruz).

Hun Hunahpu, oğulları Maymun İkizler (Hun Bats ve Hun Çuen) ile top oyunu oynamak için her gün bekar erkek kardeşiyle birlikte takım kurar. Bir gün, top oyununun gürültüsü, Cehennem’in (Şibalba=Xibalba) Efendileri’ni rahatsız edince, onlar, Hunahpu kardeşlerin yanlarına gelerek top oynamaya davet ettiler.

Hunahpu kardeşler, Cehennem’e geldiler ve bir dizi işkenceden sonra kurban edilip gömüldüler.

Kardeşlerin gömüldüğü yerde, kafatası meyveleriyle yüklü bir ağaç bitti. Meyvelerin içerisinde kafatası biçimindeki Hunahpu’nun kafası da yer alıyordu.

Ağacın yanına, Cehennem Efendileri’nden birinin kızı olan İşkyuvik geldi. Meyvelerden birini toplamak için uzandı ve Hun Hunahpu’nun kafatası, elinin içine tükürdü. Böylece, o da Kahraman İkizler’e hamile kaldı.

Hamileliği fark edildiğinde, babası, dört habercisine onu ormana götürüp kurban etmelerini ve gömülmek üzere kalbini geri getirmelerini emretti.

İşkyuvik, onlardan yaşamasına izin vermelerini diledi. Bu nedenle, onlar da su kabağı içerisinde sahte bir kalp geri getirdiler.

İşkyuvik, yeni kaynanası İşmukaney’in (Xmucane) evine gitmek üzere yeryüzüne çıktı ve burada Kahraman İkizler’i doğurdu,

Kahraman İkizler’in üvey kardeşleri olan (Hun Hunahpu adlı aynı babadan dünyaya gelen) Maymun Kardeşler, Kahraman İkizler’i kıskanarak onları karıncalarla ve devedikenleriyle öldürmeye çalıştılar. Ancak henüz bebek oldukları halde, hem tümsek şeklindeki karınca yuvasına hem de devedikenlerinin üzerine bırakılan Kahraman İkizler, hayatta kalmayı başardılar.

Kahraman İkizler, büyüdükten sonra üvey Maymun Kardeşler’ini aldatarak ağaca tırmandırdılar. Onlar da ağaç büyüdükçe maymuna dönüştüler.

Sonraki olaylar, Kahraman İkizleri mısır yetiştiricileri olarak ele almaktadır.

Gün boyunca arazileri temizleme çabalarına rağmen, geceleyin, çalışmaları, şunu söyleyen sıçan, tavşan ve geyik dahil vahşi hayvanlar tarafından mahvediliyordu: “Çıkın ağaçlar, çıkın asmalar”

Bir gece, sıçanı (ve diğer hayvanları) suçüstü yakalarlar. Sıçan, onlara babalarının oyun elbiselerinin yerini söyler.

Kahraman İkizler, top oyunu kıyafetini bulup top oynamaya başlarlar. Bu nedenle, Cehennem’in Efendileri, Kahraman İkizler’e davette bulunurlar. İşmukaney, mesajı bit vasıtasıyla gönderir. Ama bu sırada sırasıyla kara kurbağasının biti, yılanın kara kurbağasını, şahinin yılanı yuttuğu görülür. Sonunda, Kahramanlar, zehirli ok atan boruları ile şahini vurur. Ancak, yaralı hayvanı tedavi ederlerken şahin, yılanı; yılan, kara kurbağasını; kara kurbağası ise biti kusar. Ortaya çıkan bit de kahramanlara mesajı ifşa eder.

Kahraman İkizler, Şibalba’ya (Xibalba) giderler (Cehennem Efendilerini sokmaları için, önden bir sivrisinek yollamak suretiyle isimlerini öğrenen Kahraman İkizler, onların üzerinde kudret elde ederler. Şibalba’ya girince, İkizler, bir araya gelmiş Şibalba’nın efendilerine gerçek isimleriyle hitap ederler).

Şibalba’nın Efendileri, daha sonra onları bir dizi sınava sokar ve şu evlere yerleştirirler (Evlerin arasında, İkizler, Cehennem’in Efendileri ile top oynarlar ve daima galip ya da berabere kalırlar):

  • Karanlık Evi: İkizler, yakılmış çıralı çam (Pinus rigida) çubuklarını tutmaları ve sigara içmeleri için buraya gönderilirler. Ateş böceklerinin yardımıyla başarılı olurlar.
  • Bıçaklar Evi: İkizler, bıçaklar evindeki çiçekleri toplamaları için gönderilirler. Karıncaların yardımıyla parçalara ayrılmaktan kurtulurlar.
  • Soğuk Ev: Cereyan ve dolu yağışı ile doludur. 
  • Jaguar Evi: Aç, kavgacı jaguarlar bulunmaktadır. 
  • Ateş Evi: Ateşler içerisindedir. Öncekilerde olduğu gibi, İkizler, buradan da sağ kurtuldular.
  • Yarasa Evi: Çığlık atan, hareketli yarasalarla kaplıdır. İkizler, üfleyerek ok atılan boru silahlarının içerisinde uyuyordu ve Kamasots (Camazotz: Ölüm Yarasası), gökten yanlarına gelene kadar ısırılmadılar. Hunahpu, kafasını dışarıya uzattığında, Kamasots, onun kafasını kopardı.

Ertesi gün yapılan top oyunu sırasında, İşbalankey (Ixbalanque), Hunahpu’yu oyma kabak şeklinde geçici bir başa kavuşturdu.

Daha sonra, II. Bölüm’ün son hikâyesinde, Cehennem Efendileri, İkizler’in yanmadan şenlik ateşinde 4 kez zıplamalarının gerektiği bir yarışma düzenlerler.

İkizler, isteyerek ateşe atlarlar ve ölürler.

Çok geçmeden, mucizevi biçimde doğarlar ve yaşlı adamlar olarak yeniden ortaya çıkarlar. Kendilerini, önce dansçılar, sonra büyücüler halinde gizlenmiş olarak sunarlar. Bir köpeği öldürürler ve onu yeniden hayata döndürürler. Sonra, kendilerini öldürürler ve yeniden dirilirler.

Bunu görünce, kıskançlığa kapılan Cehennem Efendileri, kurban edilmelerini ve hayata yeniden döndürülmelerini isterler. İkizler, onları kurban ederler ancak yeniden hayata döndürmezler.

İkizler, veda konuşmasını yaptıktan sonra, Güneş ve Ay olmak üzere gökyüzüne yükseltilirler.

III. BÖLÜM

Artık, insanların yeryüzünde ortaya çıkmasının vakti gelmiştir.

III. bölümde, ilk gerçek insanların ortaya çıktığı zamanın başlangıç kısmı yer almaktadır. (Popol Vuh’ta “dört baba” olarak isimlendirilen ve Kiçe Mayalarının da Ataları olan) İlk dört adam, bu devirde mısır hamurundan yapılmıştır.

Gökyüzünün Kalbi, sadece yakınlarındakileri görebilmeleri için gözlerine sis üfledi ve bu şekilde, tanrı olma arzularına engel oldu.

Sonra ilk dört adama eş olarak ilk dört kadın yaratıldı.

Jaguar Kiçe (Balam Kitse), Kızıl Deniz Kadın’ı aldı.

Jaguar Gecesi (Balam Akab), Güzel Kadın’ı aldı.

Hiçbir Şey (Mahuq’utah: Mahukutah olarak telaffuz edilir), Sinekkuşu Kadın’ı aldı.

Rüzgar Jaguarı (Iq’i Balam: “İki Balam” şeklinde telaffuz edilir), Papağan Kadın’ı aldı.

Onların hepsi, aynı dili konuşuyordu. Sonra, tanrıları Tohil’i aldıkları Tulan Zuiva’ya (yedi mağaralı şehir) gittiler.

Ateşleri yoktu ve artık birbirlerini anlayamıyorlardı. Tohil, onlara ateş verdi ama karşılığında kanlarından da fazlasını istedi.

Diego Rivera’nın ateş tanrısı Tohil Huzurunda İnsan Kurban Etme [Popol Vuh için illüstrasyon] resmi (1931).

Önce, Tohil, sadece insanların kanını istiyordu ve bu, Kiçelerin Tulan’a gelmesinden evveldi. O, şöyle seslendi:

“Kulaklarınızı kanatın, dirseklerinizi hafifçe delin. Bu, tanrınıza yaptığınız teşekkürdür.”

Sonra, onlara ateşi vermesinin ardından, kalplerini (bellerini ve koltukaltlarını) de talep etti. Simgesel yaralanma yeterli değildi. Ölüm, mükemmel sunuydu.

Tohil, Kiçelerin tanrısıydı ve tüm yanlarından bastırmakta olan Kiçelerin düşmanlarından gizlenmesi gerekiyordu. Kiçe ulusu ayrılmadı, ancak Tohil, taşa dönüşürken rahipler ve kurban edici kimseler, halkın anlamaması için hileler kullanmak zorunda kaldılar. Sureti, konuşuyor ve emrediyor gibi görünüyordu.


Ek Bilgi: Yukarıdaki Tohil Huzurunda İnsan Kurban Etme illüstrasyonu hakkındaki bilgiler şöyledir: Popol Vuh’un bu bölümünde, ilk insanlara verilen dört tanrıdan biri, onlara ateş armağanı karşılığında kurban etmeleri yerine getirmeyi öğretiyor. Hikayede şöyle belirtiliyor:

Kendileri, kaburga kemiklerinin altından yukarıya, koltuk altına kadar, kalplerinin koparılabileceği biçimde kesilip açılmalıdırlar. Kurban etme, her şeyden önce gelir. Bununla, zarafet elde edersiniz.

Daha sonra, kulaklarınıza delikler açın ve aynı şekilde dirseklerinizi ve dizlerinizi hafifçe delin. Kurban olarak, onlardan akan kanı sununuz. Bu şekilde, şükranınız gösterilir.


IV. BÖLÜM

Dördüncü Bölüm, rahiplerin ve kurban eden kimselerin vasıtasıyla Yer Efendileri üzerinde işlemekte olan Tohil’in tam zaferini açıklamaktadır. Ancak, onun hâkimiyeti, Kiçe ulusunun yok edilmesinin nedeniydi.

Hikaye, kabilelerin bireylerini kaçırmaya başlayan ve onları Tohil’in huzurunda kurban etmeye gitmekte olan rahiplerle ve kurban eden kimselerle başlamaktadır. Kabileler, bunun farkına varmakla beraber çeşitli hileler ve ayartmalarla Tohil’i alt etmeye çalıştılar ama başarısız oldular.

Kiçeler, Gumarkah (Gumarcah) şehrini kurdular ve en muhteşem Efendi olan Gukumats (Gucumatz), Kiçe Mayalarını güçlerinin zirvesine taşıdı.

Gukumats, olayları önceden görebiliyor ve kendisini farklı hayvanlara dönüştürebiliyordu. Yaptıkları arasında, oruç ve diğer dinsel perhiz törenlerinin özenli bir ayin haline getirilmesi de yer alıyordu.

Popol Vuh’un Dördüncü Bölümü, (hikayeyi) sona erdirecek Kiçe kabilelerinin şecereleriyle bitmektedir.

Kaynak: http://www.utexas.edu/courses/stross/ant322m_files/popolvuh.htm

Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu

HER HAKKI MAHFUZDUR.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir