Maya yaratılış hikayesi Popol Vuh, Mayaların yaratılış hikayesidir. Aşağıda, Gökyüzünün Kalbi’nin (tanrı Hurakan) insanların yaratılışındaki ilk girişimlerini nakleden bu hikayenin bir bölümü yer almaktadır. Hikaye, Gerçek İnsanlar ile sonuçlanan son girişimin mısırdan insanların yapılması ile başarıldığının açıklanmasına kadar sürmektedir. Esasen, mısırın tarımının yapılması, ilk Maya kültürüne avcı-toplayıcı durumdan son derece gelişmiş bir uygarlığa dönüştürecek araçları verdiği için bu açıklama çok makul görünmektedir.
Aşağıdaki örnek, Dennis Tedlock’ın çevirisine göre düzenlenmiştir:
YARATILIŞ
İşte hikayenin başlangıcında,
vardı ne bir kuş,
ne bir balık,
ne de bir dağ.
İşte gökyüzü yapayalnız.
İşte deniz bir başına.
Yoktu başka hiçbir şey:
ne ses ne de hareket.
Sadece gök ve deniz.
Yalnızca kimsesiz Gökyüzü’nün Kalbi .
Üstelik, şunlardır onun isimleri:
Yapıcı ve Biçimlendirici,
Kukulkan
ve Hurakan.
Ancak yoktur isimlerini konuşan hiç kimse,
ne zaferini övecek
ne de büyüklüğünü besleyecek kulları.

Bu nedenle, düşünür Gökyüzü’nün Kalbi,
“Nerede ismimi konuşacak
ve beni övecek kimseler?
Hem bunu nasıl gerçekleştireceğim?” diye.
Gökyüzü’nün Kalbi, söyler sadece “Dünya” kelimesini
ve çıkıverir o,
tıpkı denizden yükselen bir sis gibi.
Yalnızca kurmasıyla gerçekleşir o.

Hayal ederken dağları,
meydana geliverir büyük dağlar.
Tasarlarken ağaçları,
gelişiverirler toprakta.
Der o yüzden Gökyüzü’nün Kalbi,
“İşimiz rast gidiyor” diye.
Gökyüzü’nün Kalbi, planlar şimdi ormanın yaratıklarını:
hem kuşları, geyikleri, jaguarları hem de yılanları.
Sonra, verilirken evleri
“Siz geyikler, nehir boyunca uyuyun burada.
Siz kuşlar, ağaçlardır artık yuvalarınız.
Çoğalın ve yayılın.” der onlara.
Ardından, buyurur Gökyüzü’nün Kalbi hayvanlara:
” Konuşun, dua edin bize.”
Ama viyaklayabilirler yaratıklar sadece.
Ulurlar yalnızca yaratıklar.
Konuşmazlar insanlar gibi.
Övmediklerinden Gökyüzü’nün Kalbi’ni
Aşağılanırlar hayvanlar.
Gökyüzünün Kalbi’ne tapanlara hizmet edeceklerdir onlar.
Sonra dener Gökyüzü’nün Kalbi yeniden.
Kalkışır birini yapmayı
hem saygıyı hem de övgüyü veren.
İşte yeni yaratım:
yapılmış çamur ile topraktan.
Görünmüyor çok iyi.
Devam ediyor ufalanmaya ve yumuşamaya.
Gözüküyor orantısız ve eğri büğrü.
Konuşuyor yalnızca saçma sapan.
Çoğalamıyor bir de.
Bu yüzden yok olmaya bırakır Gökyüzü’nün Kalbi onu .
Şimdi, yeniden plan yapar Gökyüzü’nün Kalbi.
Çağrılır Büyükanne‘miz ile Büyükbaba‘mız
Ki en bilge ruhlardır onlar.
Emreder Gökyüzü’nün Kalbi “Karar verin odunları oyarak insan yapıp yapmamamız gerektiğine.” diye.
Toplarlar elleriyle mısır tanelerini,
mercan ağacı tohumlarını hem de.
Sorarken Büyükbaba’mız, “Konuşacak ve dua edecek ne yaratabiliriz?”,
sual eder Büyükanne’miz, “Besleyecek ve büyütecek ne yaratabiliriz?” diye.
Sayarlar günleri
dörder dörder,
ararken bir yanıt Gökyüzü’nün Kalbi’ne .
Verirler cevaplarını şu anda:
“Yerinde olur odundan yaratmanız insanlarınızı. Söyleyecekler adınızı.
Dolaşıp çoğalacaklar üstelik.”
Onaylar onları Gökyüzü’nün Kalbi, “Öyle olsun” diyerek.
Bilahare aynen gerçekleşir sözler.
Yapılır bebek insanlar
odundan oyma yüzleriyle.
Ama yoktur ne kanları ne de terleri.
Namevcuttur zihinlerinde hiçbir şey.
Hiç de saygı duymazlar Gökyüzü’nün Kalbi’ne.
Dolaşırlar yalnızca.
Başarmazlar hiçbir şeyi oysaki.
“Düşündüğüm bu değil.”
der Gökyüzü’nün Kalbi.
Odun insanların itlaf edilmeleri kararlaştırılır bu nedenle.
Yağdırır Hurakan büyük bir yağmur.
Yağar tüm gün, tüm gece.
Hem korkunç bir sel olur
hem de kararır dünya.
Bebek insanların evlerine gelir
ormanın yaratıkları
Şöyle homurdanır bebek insanlar:
“Kovdunuz bizi evlerimizden, o yüzden şimdi biz de sizinkileri alacağız.”
Ardından böyle haykırır köpekleri ile hindileri:
“Bizi incittiğiniz için, şu an biz de sizi yiyeceğiz!”
Hatta şu biçimde konuşur ellerindeki toprak kapları ve değirmen taşları:
“Tıpkı sizin bize yaptığınız gibi, biz de sizi hem dövecek hem de yakacağız.”
Dağılırlar ormana odun insanlar.
Dönüştürülürler maymunlara
ezilerek yüzleri.
Maymunların insanlara benzemeleri bundandır.
Geriye kalanlarıdır öncüllerinin
insan tasarımı denemesinden.
Kaynak: http://www.criscenzo.com/jaguarsun/popolvuh.html
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
