
Sanayi Uygulamalarında Tarımsal Yan Ürünlerin Lifleri adlı makalemizi zevkle okumanızı umuyoruz.
ÖZET

Lignoselülozlu tarımsal yan ürünler, selüloz lifleri bakımından bol ve ucuz bir kaynaktır. Tarımsal kaynaklı biyolojik lifler, kompozit, tekstil, hamur ve kağıt üretiminde kullanımına uygun olmalarını sağlayan kompozisyona, özelliklere ve yapıya sahiptirler. Üstelik, biyolojik lifler, yakıt, kimyasallar, enzimler ve gıda üretiminde de kullanılabilir. Mısır, buğday, pirinç, süpürge darısı, arpa, şeker kamışı, ananas, muz ve Hindistan cevizi, tarımsal kaynaklı biyolojik liflerin başlıca kaynaklarıdır. Bu gözden geçirme, üretim süreçlerini, bu biyolojik liflerin yapısını, özelliklerini ve uygunluğunu çeşitli sanayi uygulamaları açısından analiz etmektedir.


GİRİŞ
Tükenen doğal kaynaklar, sentetik malzemelerin kullanımına dair düzenlemeler, artan çevreye duyarlılık ve ekonomik kararlarda göz önüne alınan hususlar, çeşitli sanayi uygulamaları için biyolojik kütle gibi yıllık yenilenebilir kaynakları kullanmadaki önemli itici kuvvetlerdir.
Tarımsal ürünler ve rezidüleri gibi biyolojik kütle, orman kaynakları ve artıkları, hayvan ve (evsel olabilen) belediye artıkları dünyadaki en büyük selüloz kaynağıdır. Yaklaşık olarak her yıl 1,50 x 10^8 ton sentetik polimere karşılık, 2 x10¹¹ ton lignoselülozoik üretilmektedir. Organik tarımsal atıklar (tarımsal yan ürünler), yıllık olarak yenilenebilir ve bol miktarda mevcut olup şimdilik sınırlı değere sahiptirler.
Bu lignoselülozoik yan ürünler, lifler, kümyasallar ve diğer sanayi ürünleri açısından temel bir kaynak olabilirler. Önemli miktarda bulunan ve düşük maliyetli en nitelikli tarımsal yan ürünler, tane hasadından kalan mısır sapları ve yaprakları, buğday, pirinç, arpa samanı, süpürge darısı sapları, Hindistan cevizi kabukları (Hindistan cevizi lifleri), şeker kamışı posası, ananas ve muz yapraklarıdır. Bu ürün artıklarının sanayi uygulamalarına yönelik kullanımı, toprak verimliliği ters yönde etkilenmeksizin, çiftçiler için ek gelir kaynağı olabilir.
Tarımsal yan ürünlerin tamamı, tüm dünyada yaygın olarak mevcut değildir. Besin ürünlerinin yetişmesi için gereken iklimsel koşullara bağlı olarak özel bir bölgede yerel olarak bulunurlar. Yan ürünlerin değeri, onların mevcudiyetine ve potansiyel kullanımına bağlıdır.
Gelişen ülkelerde, liflere, yakıtlara ve kimyasallara yönelik tarımsal yan ürünlerin kullanımı, diğer ülkelerdekine nazaran daha değerli olabilecektir ancak tarımsal yan ürünlerin çoğu, hayvansal yem ya da yakıt olarak kullanılmaları nedeniyle ürünlere fazla katma değer katmamaktadır. ABD’deki Enerji Bakanlığı tarafından parasal yönden desteklenmekte olan Bitki / Ürün Bazlı Yenilenebilir Kaynaklar 2020 Teknoloji Yol Haritası’nın, temel kimyasal inşaat parçalarının % 10’unu bitkisel kökenli yenilenebilir kaynaklardan temin etme ve 2050’ye kadar bu oranı % 50’ye yükseltme hedefi vardır.
Lignoselülozikler, bileşimlerine ve fiziksel özelliklerine bağlı olarak çeşitli uygulamalarda kullanılmaktadır. Buğday ile pirinç samanı ve hatta sınırlı miktarda mısır sapları, geleneksel olarak kağıt hamuru ve kağıt yapımında kullanılmaktadır. Hindistan cevizi lifi, ananas ile muz yaprakları; tekstil, kompozitler ve ayrıca kağıt için doğal selüloz lifi kaynağı olarak kullanılmaktadır.
Son zamanlarda, tekstil ve diğer sanayi uygulamalarına uygun doğal selüloz lifleri, mısır kabuklarından ve mısır saplarından üretilmektedir. Buğday ve pirinç samanı da selüloz bazlı maddeler için ağaca alternatif olarak yeniden oluşturulmuş selüloz liflerinin üretiminde kullanılmaktadır. Yakıt fiyatlarındaki artış ve petrol kaynaklarındaki kıtlık, fermantasyon ile etanolün yanı sıra diğer şekerlerin üretiminde lignoselüloziklerin kullanılmasına neden olmuştur. Biyokütleler, çeşitli enzimlerin, kimyasalların ve proteinlerin üretimi için karbon, hidrojen ve oksijene dönüştürülmektedir.
LİF ÇIKARMA

Doğal selüloz lifleri, bakteriler ve mantarlar, mekanik ve kimyasal yöntemler kullanılarak lignoselülozik yan ürünlerden çıkarılmaktadır. Lif çıkarılmasındaki geleneksel yöntem olan havuzlama, lignin, pektin ve diğer maddeleri ortadan kaldırmak için ortamdaki bakterilerden ve mantarlardan yararlanmaktadır.
Su havuzlamasında kullanılmakta olan Bacillus ve Clostridium gibi bakteriler ve çiy havuzlamasında kullanılmakta olan Rhizomucor pusillus ve Fusarium lateritium gibi mantarlar, selülozik olmayan maddelere hücum etmenin yanında lifleri özden ayırma yetenekleri açısından en etkin bulunmaktadır. Hava ile havuzlama, daha iyi kalitede lifler sağlamasına rağmen, nispeten daha uzun bir süreye ihtiyaç duymakta ve lif niteliğinin denetlenmesi zor olmaktadır.
LİFLERİN KİMYASAL BİLEŞİMİ

Lignoselüloziklerin kimyasal bileşimi, bitkilerin özel ihtiyaçlarına göre gelecek nesillere aktarılmaktadır. Selüloz, hemiselüloz ve lignin, herhangi bir lignoselülozik kaynağın üç ana bileşenidir. Lifteki bu bileşenlerin oranı, yaşına, lifin kaynağına ve lifi elde etmekte kullanılan çıkarma koşullarına bağlıdır. Doğal selüloz lifleri, yaygın olarak “nihai lifler” olarak adlandırılan bağımsız hücrelerden oluşmaktadır.
Pamuk ve kapok (yastık pamuğu) tek hücreli lifler olarak kullanılabilecek uzunluktaki nihai liflere sahiptir. Bir demet bağımsız hücre, lignin ve pektin gibi doğal polimerlerle bağlı olmakla birlikte, tüm diğer doğal selüloz lifleri çok hücrelidir. Bu gözden geçirmede, lifler, çeşitli liflerle ilgili sanayi uygulamaları için gereken yeterli kuvvet, uzunluk ve inceliğe sahip bir deste bağımsız hücreye değinmektedir. Tarımsal bazlı liflerdeki bağımsız hücreler, tekstilde ve diğer yüksek kaliteli lifler ile ilgili uygulamalarda kullanılamayacak kadar küçük olmakla beraber, kağıt ve benzeri uygulamalarda kullanılabilirler.

Selüloz, bitki hücre duvarları ile life kuvvet ve kararlılık veren ana yapısal bileşendir. Bir lifteki selüloz miktarı, özelliklerini, lif üretiminin ekonomisini ve çeşitli uygulamalar açısından lifin kullanımını etkiler. Örneğin, yüksek selüloz içeriğine sahip lifler, tekstil ve diğer lif uygulamaları için tercih edilebilir. Oysa, hemiselüloz, fermente edilebilir şekerlere nispeten kolayca suyla parçalanabildiği için yüksek hemiselüloz içerikli yan ürünler, etanol ve diğer fermantasyon ürünlerinin üretiminde tercih edilebilir. Bu nedenle, yan ürünün ve potansiyel uygulanmasının değeri, büyük oranda selüloz içeriğine göre belirlenir. Ancak yan ürünün değeri, kendiliğinden selüloz içeriğine değil, elde edilen liflerin niteliğine ve son kullanımlarına bağlıdır.
Ananas ve muz lifleri ise muhtemelen destekledikleri meyvenin nispeten ağır olmasına ve onların daha az kolay bozuldukları gerçeğine bağlı olarak daha yüksek selüloz içeriğine sahiptirler. Tane hasadından kalan mısır sapları ve yaprakları, şeker kamışı posası, buğday, pirinç ve arpa samanı ile süpürge darısı sapları gibi diğer lif kaynaklarının tamamı, neredeyse aynı miktarda selüloz içerirler. Bu ürünlerdeki lifler, muzlar ve ananastakilere nazaran nispeten daha düşük ağırlıklıları desteklerler.
Bitkilerdeki hemiselüloz, biraz çapraz bağlı olmakla beraber selülozdan daha az polimerleşme ve yönlendirme dereceli çoklu polisakkarit zincirlerinden oluşmaktadır. Hemiselüloz, genellikle selüloz ile lignin arasında dolgu görevi görmesinin yanında glikoz, ksiloz, galaktoz, arabinoz ve mannoz dahil şekerlerden oluşmaktadır. Mekanik yönden hemiselüloz, liflerin ya da bağımsız hücrelerin katılığına ve dayanıklılığına az bir katkıda bulunmaktadır.
Hemiselüloz, selüloza göre suyla daha kolay parçalanır ve bu nedenle, yüksek hemiselüloz oranına sahip lifler, şeker üretiminde ve nihai olarak etanol gibi yakıtların üretiminde tercih edilirler. Buğday ve pirinç samanları, tane hasadından kalan mısır sapları ve yaprakları ile şeker kamışı posaları, yüksek hemiselüloz içeriğinden ve nispeten fazla mevcudiyetinden dolayı karbonhidrat üretimine belirli bir derecede uygun olabilir. Karşılaştırma yapıldığında, Hindistan cevizi ve muz lifleri, düşük hemiselüloz içeriğine sahiptir ve bu liflerin karbonhidrat üretiminde kullanımı düşük dönüşüm oranlarının mümkün olmasından dolayı ekonomik olmayabilir.

Lignin, biçimsiz yapılı son derecede çapraz bağlı bir molekül kompleksi olup hücre duvarını oluşturan lifçikler arasında ve bağımsız hücreler arasında yapışkan olarak görev yapar. Lignin, ilk olarak onları doku halinde sıkıca bağlayan orta lamel halinde komşu hücreler arasında oluşturulmasının yanı sıra daha sonra hemiselülozlara nüfuz ederek ve selüloz lifçiklerini bağlayarak hücre duvarına yayılır. Lignin, bitki dokusuna ve bağımsız liflere sıkıştırma dayanımı sağlamakla birlikte karbonhidratları fiziksel ve kimyasal hasardan korumak için liflerden oluşan hücre duvarını sertleştirir.
Liflerin lignin içeriği, onların yapısını, özelliklerini, morfolojisini, esnekliğini ve suyla parçalanma oranını etkiler. Yüksek lignin içerikli lifler, daha ince görünümlüdürler ve daha esnek olurlar. Genellikle, düşük selüloz içerikli lifler, daha yüksek lignin içeriğine sahiptirler. Lignin, aseton gibi genel organik çözücülerde bile, suda çözünenlerinden (lignosülfatlar) suda çözünmeyenlerine (kraft lignin) kadar değişebilir.
Lignoselüloziklerde, özellikle samanda bulunan kül, pek çok istenmeyen etkisi olan silis içermektedir. Silis, kesme makinelerini köreltir, samanın parçalanabilirliğini azaltır, tepkime kaplarının yüzeyinde kabuklar oluşturarak kağıt hamuru oluşturma sürecini engeller ve yanmayı zorlaştırır.
LİF YAPISI
Bir lifteki birim hücrelerin boyutu ve düzenlenmesi, onun yapısını belirler ve onun özelliklerini de etkiler. Doğal liflerdeki hücrelerin kendilerinin veya nihai liflerin boyutları, bitkideki liflerin türüne, olgunluğuna ve yerine olduğu kadar lif çıkarma koşullarına bağlıdır. Ananas ve muz liflerindeki hücrelerin kendileri nispeten uzundur ve bu nedenle, bu kaynaklar, uzun lifler meydana getirebilirler.
Pirinç samanındaki, buğday samanındaki ve mısır kabuğundaki münferit hücrelerin genişliği küçüktür ve bu nedenle nispeten daha ince lifler meydana getirirler. Hindistan cevizi lifinin kalın münferit hücreleri vardır ve bu nedenle ince lifler oluşturamazlar. Tekstil ve kağıt gibi uygulamalarda kullanıldığında, bir lifteki münferit hücrelerin uzunluk/çap oranı (u/ç), liflerin ve onlardan yapılan ürünlerin esnekliği ile kopma dayanımını etkiler. Buğday ve pirinç samanı, yüksek u/ç oranına sahiptir ve bu nedenle, kağıt üretiminde daha yaygın şekilde kullanılmaktadırlar.
Biyolojik liflerde, pamuk ve suni ipek gibi saf selüloz liflerinde gözlenen kristallenme ve dayanıklılık arasındaki genel ilişkiye yani kristallenme arttıkça dayanıklılığın artmasına rastlanmaz. Liflerin dayanıklılığına ve birim hücrelerin boyutlarındaki değişmelere katkıda bulunan lignin başta olmak üzere mühim miktarda selülozik olmayan maddelerin varlığı, kristallenme ve dayanıklılık arasında iyi bir ilişki olmamasının önemli bir nedenidir. Ancak uzun birim hücreleri olan biyolojik lifler, daha yüksek dayanıklılığa sahiptir. Bu nedenle, lifteki selüloz olmayan maddelerin miktarı ve birim hücrelerin boyutları, biyolojik liflerin kullanılacağı ürünler tasarlanırken göz önüne alınmalıdır.
Doğal hallerinde ve kimyasal çıkarımından evvel, lif yüzeyleri, iç tarafındaki selülozu koruyan kalın bir dış tabaka oluşturan mumların yanında hemiselüloz, lignin ve pektin gibi diğer kaplama maddeleri içermektedir. Kaplama maddelerinin varlığı, liflerin düzensiz görünüme sahip olmasına neden olur. Lif çıkartılması esnasında, yüzeydeki mumların ve diğer selülozik maddelerin çoğu giderilmektedir.
Tarımsal kaynaklı lifler, kompozitlere yönelik liflerin pekiştirilmesinde kullanıldığında, yüzeydeki mumların ve kaplama maddelerinin giderilmesi lif yüzeyini pürüzlü hale getirmekle beraber liflerin ve çoğuz (polimer) kalıbının birbirine yapışmasını iyileştirir. Liflerin yüzeyindeki safsızlıkların varlığı, liflerin görünümünü ve işlenebilirliğini etkiler. Liflerin morfolojik özelliklerinin, işlenebilirliğinin ve kullanımınının geliştirilmesi için kimyasal, biyolojik ve fiziksel muamelelerden yararlanılmaktadır.
Enine olarak, biyolojik liflerin tamamındaki birim hücrelerin lümen denen merkezde yer alan boş oyukları vardır. Lümenin şekli (yuvarlak, çok köşeli veya oval) ve büyüklüğü, lifin kaynağı ile hücre duvarının kalınlığına bağlıdır. Boş lümenin varlığı, lifin birim hacim ağırlığını azaltmakla birlikte yankılanımsal ve ısıl yalıtkan olarak işlev görmektedir. Bu özellikler, biyolojik liflerin otomobillerde gürültü ve ısıl yalıtkan olarak kullanılan hafif kompozitlerde tercih edilmelerini sağlamaktadır.
LİF ÖZELLİKLERİ
Bir lifteki selüloz ve selüloz olmayan bileşenlerin miktarı, yapısı ile özelliklerini belirlemesinin yanında onun kristalliğini ve nem yeniden kazanımını etkiler. Yoğunluk, elektriksel yalıtkanlık, çekme dayanımı, sertlik katsayısı, nem yeniden kazanımı ve kristallilik gibi özellikler, liflerin bileşiminin yanı sıra iç yapısı ile bağlantılıdır. Liflerin kuvveti ile selüloz içeriği ve (lif ekseni ile lifçiklerin arasındaki) lifçik açısı arasında tam olarak bağ kurulamamasına rağmen, genel olarak yüksek selüloz içerikli, yüksek çoğuzlanma dereceli ve düşük lifçik açılı lifler, daha iyi mekaniksel özellikler gösterirler.
Yüksek lignin içerikli, düşük u/ç oranlı ve yüksek lifçik açılı lifler ise düşük kuvvet ile sertlik katsayısına rağmen yüksek uzayabilirlik sergilerler. Muz liflerindeki yüksek selüloz miktarı ve düşük lifçik açısı, liflere yüksek sertlik katsayısı ve çekme dayanımına karşın Hindistan cevizi liflerine kıyasla daha düşük kopma uzaması verirler.
Doğal liflerin mekanik özellikleri, lifteki bileşim, yapı ve eksikliklerden etkilenmektedir. Gerginlik altında, çekme kusuru, hücre içi ve hücreler arası durumlardan oluşur. Muzlardaki ve ananaslardaki gibi yüksek selüloz içerikli liflerde, çatlaklar, hücreler arasındaki zayıf bağlardan yayılır ve lifçikler giderilmeden hücreler arasında kırılmalara yol açar. Buna karşın, Hindistan cevizi lifi gibi düşük selüloz içerikli liflerde ise çatlaklar, hücreler arasında yayılır ve lifçiklerin çekildiği hücreler arası kırılma ile sonuçlanır. Liflerin uzaması, lifçiklerin kristallilik derecesine, yönelimine ve lif ekseniyle açısına bağımlıdır. Hindistan cevizi liflerinin yüksek uzayabilirliği ise öncelikle lif ekseninin çevresindeki lifçiklerin oluşturduğu mükemmel sarmal helezonların neticesidir.
Selüloz lifleri, değişen nem içeriğiyle boyutlarını değiştirirler. Bir lifteki değişimlerin derecesi, liflerin hemiselüloz, lignin miktarı ile liflerin kristallilik ve yüzey özellikleri tarafından belirlenir. Liflerdeki nem içeriği, sebze liflerinin kristallilik derecesini, kristalcik yönelimini, çekme dayanımını, şişme davranışını ve gözenekliliğini etkiler. Nem içeriğindeki artış, elektriksel yalıtkanlığı azaltır ve selülozlu liflerden yapılmış alaşımların boyutsal kararlılığını etkiler. Liflerin çeşitli uygulamalara, özellikle tekstil, kağıt ve alaşımlara yönelik uygunluğunu değerlendirirken bir lifin nemi emme veya geri çıkarma yeteneği göz önüne alınmalıdır.
Uygulamalar
Lifler, inşaat malzemeleri, yonga levhaları, yalıtım levhaları, insan gıdası ve hayvan yemi, makyaj malzemeleri, ilaç gibi çeşitli uygulamalarda ve diğer çoğuzlar ile ince kimyasal maddeler için kullanılmaktadır (http:// www.fao.org/DOCREP/004/Y1873E/y1873eob.htm). Amonyak, karbon, metanol, etanol, pirolignoz asit (odun sirkesi), kömür, asetik asit, aseton ve madeni yağlar gibi kimyasallar da hidroliz ve mayalanma ile lignoselülozlu maddelerden oluşturulurlar. Selüloz ve hemiselüloz, tek hücreli proteinlerin, selülozu hidroliz edebilen enzimlerin ve mantarların üretiminde kullanılabilir. Samandan elde edilen lifler ise herhangi bir odun hamuru kullanılmadan her türlü kağıt ve karton yapımında kullanılabilir.
Lignoselülozlu maddelerdeki hemiselüloz, reçinelerin ve plastiklerin, ecza ürünlerinin, furfuril alkolün, monokloroasetik asidin, yabancı ot öldürücülerin, tetrahidrofurfuril alkolün ve maleik anhidritin yapımında kullanılabilir. Kimyasal kağıt hamuru yapımı yöntemi, ayrıca selofan (saydam ambalaj kağıdı), suda çözünür selüloz eteri karboksimetil selüloz, selüloz asetat, selüloz nitrat, selüloz amid, kromatografik bazlar ve diğer kimyasalları da yaratabilir. Hemiselülozdan çıkarılan ksilanlar, mannanlar ile galaktanlar, kalınlaştırıcı, dengeleyici ve asıltılaştırıcı olmakla beraber gıda, ilaç, kağıt sanayinde jel olarak kullanılırlar.
Lignin, yüksek enerji içeriği nedeniyle yakacak yakıt olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır ama bu uygulamalar, sınırlı katma değer sağlamaktadır. Ancak, fenoller, asetik asit, kömür ve etilen gibi çeşitli kimyasallar, ligninden üretilebilir ve böylece lignini biyokütlelerdeki selüloz ve hemiselüloz bileşenleri kadar değerli kılabilirler.
Ligninden üretilen yapışkanlar, alaşımlarda, paketlemede, laminantlarda, sertleştirici etmenlerde ve plastik kalıplamada kullanılmaktadırlar (http://www.fao.org/DOCREP/004/Y1873E/y1873eob.htm). Pirinç ve buğday samanının kağıt hamuru yapılmasından toplanan silisten tuğlalar, seramik çeşitleri ve cam eşyalar yapılabilir.
Biyolojik lifler, düşük maliyetlerinden, düşük yoğunluklarından, yüksek sertliklerinden, düşük deri ve solunum tahrişlerinden, ayrılma kolaylıklarından, geliştirilmiş enerji geri kazanımlarından ve biyolojik olarak parçalanabilirliklerinden ötürü alaşımlarda kullanılabilirler. Doğal lifler, alaşımlara sertlik ve güç kazandırırlar, kolayca geri dönüştürülebilirler. Bununla beraber, cam gibi kırılgan liflerin aksine, biyolojik lifler, keskin eğrilikle işlendiklerinde çatlamazlar.
Biyolojik lifler, ayrıca, alaşımlarda kullanılan cam ve evren pulu gibi geleneksel liflerle kıyaslandığında madde ağırlığı başına kuvvet bakımından da epey çekişirler. Biyolojik alaşımlar, motorlu araçlarda, mobilyada, makine yapımında ve yalıtım maddelerinde kullanılırlar (http://www.fao.org/DOCREP/004/Y1873E/y1873eob.htm). Şeker kamışı posasından yapılan ve çimento ile sıvanan prefabrik levha halindeki binalar, depreme dayanıklı yapılarda kullanılırlar.
Kısıtlamalar
Zirai yan ürünler kullanmanın başlıca kısıtlamaları, dikkate değer bir dönem boyunca saklandıklarında lignoselülozlu maddelerin parçalanmalarını önleyecek kurulu bir toplama, depolama ve kullanma sistemlerinin eksikliğidir. Lignoselülozlu biyokütlelerden etanol üretilmesi konusunda yürütülen dev miktarda araştırma, bu sorunlara hitap etmektedir. Zirai yan ürünlerin yakın gelecekte önemli bir sanayi ürünü ve kimyasalı kaynağı olmasını beklemek doğru olur. Ancak, biyolojik liflerin kullanıldığı ürünleri tasarlarken göz önüne alınması gereken zirai esaslı liflerle ilişkili birkaç sınırlama bulunmaktadır.
Zirai liflerin alaşımlarda kullanımının ana kısıtlaması, lignoselülozlu maddelerin parçalanma olasılıklarından dolayı daha düşük işlem sıcaklığına izin vermesidir. Bu ise alaşımların üretiminde zirai liflerle kullabılabilen ısıl plastiklerin (termoplastikler) işlem sıcaklıklarını ve türlerini kısıtlar. İkinci kısıtlama ise, doğal liflerin nispeten yüksek nem emilimi sebebiyle suya ilgisiz liflerin ve suyu seven çoğuzların birlikte bağlanmalarını zorlaştırmalarıdır. Bu sınırlamalar ve doğal liflerin değişkenlikleri, alaşımlarla ilgili maddeler seçilirken endişeye neden olur. Kağıt hamuru ve kağıt yapımında, (pirinç ve buğday samanında %3-14 oranında bulunan) liflerdeki silis, buharlaştırıcı kazanı borularında birikerek kabuklanmaya neden olur ve böylece kağıt hamuru oluşturma işleminin etkinliğini düşürür.
Sonuçlar
Zirai esaslı liflerinin potansiyel ulaşılabilirliği ve kullanımının ekonomik oluşu, kısıtlamalarından epeyce ağır basmaktadır. Artan nüfus ile lif ürünlerinin yetiştirilmesinde doğal kaynakların kullanılması konusundaki baskılar, zirai lifleri doğal liflerin en umut verici seçeneği haline getirmektedir. Şimdiki etanol işleyicileri ve biyolojik rafineriler, yakacak ve kimyasal üretmek için biyokütlenin tüm önemli bileşenlerini (selüloz, hemiselüloz ve lignin) kullanmaktadırlar.
Biyokütlenin önemli bileşenlerinin kullanılarak yan ürünlerin değerinin artırılması, fosil yakıtlarla rekabet edebilen etanolün üretilmesi ve biyolojik rafinerilerin uzun dönemde sürdürülebilir olması için zorunludur. Böyle girişimler, çeşitli kimyasalların ve ürünlerin üretimine uygun yan ürünlerin ulaşılabilirliğini artıracak ve yenilenebilir olmayan enerji kaynaklarına bağımlılıklarımızı azaltacaktır. Gelecek, biyolojik lifler ve biyolojik esaslı ürünler için parlak gibi görünmektedir.
Kaynak: https://digitalcommons.unl.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1027&context=textiles_facpub
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
