
Turkuaz, eski kültürlerde uzun bir zaman varlık ve bolluk simgesi olmuştur ancak bu çarpıcı taşın çekiciliği asla günümüzden daha güçlü olmamıştır. Nerede bulunursa bulunsun turkuaz, daima saflık ve şifa gibi kuvvetli, olumlu özelliklerle ilişkilidir.
Turkuaz, canlı rengine değer veren ve onda ruhsal kudretler algılayan birçok eski kültürde önemliydi. Günümüzde, bu eski mitler, turkuazın genel algılanmasını şekillendirmeyi sürdürmesinin yanında onu dünyadaki en tutulan taşlardan ve renklerden biri yapmaktadırlar.
Amerikan Kızılderilileri Kültürleri

Güneybatı Amerika Kızılderilileri, turkuazı bulduklarında onda çöl vatanlarına yayılan mavi, açık göğü gördüler.
O, ayrıca yaşam veren suları ve yeryüzünün yeşil tonlarını da temsil ediyordu.
Taşın çevrelerindeki dünya ile derin bağlantılarından dolayı Amerikan Kızılderilileri, turkuazı koruyucu bir güç olarak görüyorlardı.
İçine yararlı ruhları çekiyor, kötü ruhları kovuyor, zenginlik getiriyor ve takıldığı kişideki düşüncelerin özgür akışını teşvik ediyordu.
Oyma turkuaz hayvanlar mezarlarını koruyordu. Savaşçılar, silahlarını turkuaz boncukları ile süslüyor ve taşları muskalarda ve mücevherlerde çok kullanılıyorlardı.
Orta Doğu ve Akdeniz Uygarlıkları
Turkuaz, ilk kez yaklaşık 5000 yıl önce Mısır’da çıkarılmıştı. Eski Mısır kraliçesi Kleopatra’nın koleksiyonunu saklamış olması ve varlıklı mezarlarında yaygın şekilde görülmesinin yanında o, en çok Türkiye’de, Yunanistan’da ve İran’da yaygınlaşmıştır.

İranlılar, taşı takıyor, süslemelerini yapıyor ve hatta saraylarının kubbelerini onunla kaplıyorlardı.
Turkuaz, İranlılar için göğü simgelemekle birlikte günlük yaşamlarının ve süslemelerinin her yönünde ortaya çıkıyordu.
Günümüzde İran, halen dünyanın önemli bir turkuaz tedarikçisidir. Yunanistan’da ise o, saflığı gösteriyor ve genç kızlar tarafından takılıyordu.
Asla Batı uygarlıklarında çok ün kazanmamış olmasına rağmen değerli taş, Avrupa’ya İpek Yolu ile (Türk taşı anlamına gelen turkuaz ile aynı isimden gelen) Türkiye’den getirilmiştir.
Tibet Kültürü

Tibet, turkuazca zengin diğer bir ulus olmakla beraber hem sivil halkta hem de Budist rahiplerde turkuaz bilekliklere ve gerdanlıklara sıkça rastlanır.
Huzurlu renginden ötürü taşa değer vermelerinin dışında Tibetliler, turkuazın renginin takıldıkça maviden yeşile aşamalı değişimini de takdir etmektedirler.
Bu, dinlerinin merkezi olan yaşam ve ölüm devrinin (samsara) yanı sıra bilgeliğin gelişmesini de göstermektedir.
Tibetlilerin kabaca eski Mısırlılar ile aynı dönemde taşı çıkarmaya başladıklarına inanılmaktadır.
Günümüzde Turkuaz Takmak

İnsan uygarlığının ilk dönemlerinden beri turkuaza gösterilen ilgi azalmamıştır. Günümüzde bu, çok yönlü bir moda açıklamasıdır ve onun halen yararlı özelliklerinin bulunduğuna inanılmaktadır.
Turkuazın düşünceleri temizlediğine, kalbi açtığına ve maneviyatı artırdığına inanılmaktadır. O, duygusal şifa ve esenlik taşıdır. Armağan olarak iyi dilekleri, iyi sağlık durumunu ve gelecek zenginlik umutlarını simgelemektedir.
Turkuazın çarpıcı rengini dengelemek için onu beyaz, altın sarısı ve kırmızı ile takın ama takımın aşırı gösterişli olmamasına da dikkat edin.
Turkuaz, göz alıcı ve iddialıdır. Bu da onun ile diğer aksesuarların ve renklerin rekabet ettirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Önceden biraz düşünerek siz de bu en eski değerli taşların birinden gelen huzurlu sakinliği yaşayabilirsiniz.
*Sorumluluk Reddi: Bu makale, sadece fikirlerin ve uygulamaların örneği olarak işlev görmeyi amaçlamaktadır ve herhangi bir onay olarak düşünülmemelidir. Burada açıklanan her inanç, zorunlu olarak doğru olmayabilir. Yukarıdaki metnin hiçbir kısmı, tıbbi tavsiye kaynağı olarak görülmemelidir.
Kaynak: http://www.jewelrynotes.com/turquoise-meaning-symbolism/
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
