Kulağakaçan (Dermaptera takımı), kısa, derimsi ön kanatlarının altına gizlenmiş biçimde uzanan büyük zarımsı arka kanatlarıyla nitelenen 1800 civarında türü bulunan bir böcektir. İngilizcedeki earwig kelimesi, muhtemelen kulağakaçanların uyuyan insanların kulaklarına sürünerek girdikleri şeklindeki eski bir yaygın boş kanıdan dolayı “kulak yaratığı” anlamına gelen Eski İngilizcedeki earwicga sözcüğünden gelmektedir. Kulağakaçanlar, uzunlukları 5 mm-50 mm arasında değişmekle birlikte yassı, ince ve koyu renklidirler. Parlak bir kabuğa sahip olmalarının yanında eksik başkalaşım (örneğin, yumurta, nemf ve erişkin evreleri) geçirirler. Bu gececil böcekler genellikle otçuldurlar. Birçok türü, 10 cm’yi bulan mesafelerle karın bezlerinde oluşturulan ve muhtemel koruyucu işlevi olan pis kokulu bir sıvı püskürtebilir.

Kulağakaçan, karnının arka ucunda erkeklerde dişilerdekinden daha büyük ve daha farklı biçimde bulunan bir çift boynuzumsu kıskaç benzeri kuyruk sapına veya maşaya (kerkos denen duyu organlarına) sahiptir. Savunmada, böceklerin yakalanmalarında ve yerken onları tutulmalarında, ön kanatların altındaki arka kanatların katlanmasının desteklemesinde ve dişiyi elde etmeye yönelik kur yapma kavgaları sırasında maşanın işlev görebildiği gösterilmiştir. Panik halinde ya da saldırganlaştığında kulağakaçan, maşasını bedeninin üzerine akrebe benzer biçimde kaldırır. Bazı türlerde, dişi kulağakaçanlar, yumurtadan çıkmış yavrularını koruyarak ve besleyerek anne bakımı sergilerler.

Kulağakaçan Sözcüğünün Türetilmesi
İngilizcedeki earwig sözcüğü, diğer bir spekülasyon sebebidir. Kitaplar, bu böceklerin tedbirsiz uyuyan kimselerin kulağının içerisine süründükleri şeklindeki tutulan bir hatalı inançtan dolayı böyle isimlendirildiklerini söylemektedirler. Eğer bu bir hata ise onun bir kez meydana getirilebilmiş olması inanılmaz görünmektedir. Hatanın, bu böceklerin küçük oyuklarda saklanmayı tercih ettikleri ve nadir durumlarda uygun bir yer olarak kulağı seçmiş olabilecekleri gerçeğinden ortaya çıkmış olduğu sanılmaktadır. Ancak diğer böcekler de küçük oyuklarda saklanmaya düşkünler ama yine de onlara kulağakaçanlar denmiyor. Neden? İlk verilecek cevap şudur: “Allah bilir!” Deneyime göre hüküm verecek olursak bir karıncanın veya hatta bir örümceğin kulağımızın içerisine sürünme ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu söylemeliyiz. Üstelik, orası elbette küçük bir oyuk olduğu halde böcek neden burnumuzun içerisine sürünmez? Hairwig, nosewig ve mouthwig isimlerinden özellikle de birincisi daha uygun görünmektedir.
İşler kötüye gittiği zaman bir kuramın üzerinde fazla durmak zor görünmektedir. Yine de yazım yararları için böyle hareket etmemiz dahi gerekmektedir. Bu böceğin Latince ismi olan auricularia, kulakçık (küçük kulak) anlamına gelen auricula sözcüğünden mi ortaya çıktı? Yoksa ona neden Fransızlar, perce-oreille (persorey); Almanlar, Ohrwurm; İspanyollar ise gusano del oido adını vermişlerdir? Veya milliyetlerini söyleyerek okuyucuyu incitmeyeceğimiz worblazer, örmask (İsveççe) ve örentvist (Danca) kelimeleri nereden gelmektedir? Bir başka türetme olan earwig sözcüğü, yukarıdaki yabancı isimlerle tamamen altüst olmaktadır çünkü cinas kesinlikle tüm bu dillere uzanmayacaktır. Üstelik, kaç insan kulağakaçanın kanatları olduğunu bilir? Wig kelimesi, Eski İngilizcede kurt anlamına gelmektedir. Ancak, gizem çözülmemiş durumdadır ve sadece Hazreti Adem’in ona adını verdiği günlerden beri kulağakaçanın alışkanlıklarını değiştirdiğini ileri sürebiliriz!
Kaynaklar:
http://www.theosociety.org/pasadena/ttp/ttp_v10n05.pdf
https://www.britannica.com/animal/earwig
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
