
Kolomb Öncesi Çikolata Dönemi makalemizi severek okuyacağınızı umuyoruz.
MÖ 1200 — MS 1492
Giriş
Çikolatanın tarihi, hem Orta Amerika’da hem de Güney Amerika’nın Ekvator kısımlarındaki Amazon bölgesinde başladı. Eski Orta Amerika halkları, çikolatayı ilahi bir armağan, güç kaynağı, para birimi ve sağlıklı besin sayıyordu.
İlk Karşılaşmalar
Kakao bitkisinin yenilebilir ve lezzetli olduğunu ilk keşfedenler, insanlar değil örümcek maymunları idi. Eski Orta Amerika’nın en sıcak bölgelerinde, bu parlak renkli, ragbi topu şekilli baklamsı meyveler, ağaçta asılı beklerken toplanmak için yalvarıyorlardı. Bu maymunlar, içlerindeki beyaz, tatlı ve yapışkan etli kısmı yerken acı tohumlarını dışkı yoluyla dağıtıyorlardı. Onları örnek alan insanlar, bu meyvelerden aynı şekilde yararlanarak tohumlarını gittikleri yerlere yaydılar.
Meyveden Tohuma
Eski uygarlıkların kakao çekirdeklerinden istifade etmeyi nasıl öğrendikleri bilinmiyor. Bu, (herhangi bir şekilde mayalanmış olan) bir avuç acı kakao çekirdeğinin düpedüz kaza eseri ateşe düşüp kavrulmasıyla yerlileri onları atmaktan alıkoyan çekici çikolatamsı aromanın oluşması ile gerçekleşmiş olabilir. Yoksa, baklamsı kakao meyvesinin çekirdekleri dahil etli kısmının mayalandırılarak tatlılaştırılmış ve damak lezzetine uygun hale getirilmiş çiiça (chicha) denen içkinin üretilmesi ile de bunun sağlanmış olması mümkündür. Ancak acı çekirdeklerin gıda kaynağına dönüşmesi, muhtemelen Olmekler döneminde gerçekleşmiştir.
Olmekler, Kakao Çekirdeklerini İsimlendirirler
Orta Meksika’nın güneyindeki tropikal ovalarında yaşayan Olmekler (MÖ 1200 – MÖ 300), kakaoyu evcilleştiren ve onu karmaşık bir yöntemle çikolataya dönüştüren ilk uygarlıktı. Sağlık ve gücün sırlarını barındıran acı çekirdeklerine kakao anlamındaki kakava (kakawa) diyorlardı. Kakao, bu kadim uygarlığın diyetinin ve kültürünün ayrılmaz bir parçasıydı.
Kakao Tutkunu Mayalar
Mayalar, en gelişmiş Orta Amerika uygarlıklarından biri sayılır. MÖ 300 ile MS 900 yılları arasındaki Klasik Dönem‘de, yerleşim yerlerini krallıklarla yönetilen büyük şehirlere dönüştürerek görkemli binalar inşa ettiler. Üstelik, tescilli kakao tutkunları olan Mayalar, yorgunluklarını gidermek için çikolata içiyorlardı. Ayrıca, özellikle MS 500-MS 800 yıllarında, kakao, onların çeşitli ekonomik, ayinsel ve toplumsal adetlerinin ayrılmaz bir parçasıydı.
Kakao, Maya mitolojisi ve dini ideallerinde önemli bir yer kazandıkça, toplumun cinsellik, cinsiyet rolleri, doğurganlık, ölüm ve yeniden doğuş algısına dahil edildi. Mayaların yaratılış metni Popol Vuh‘a göre, tanrılar, insanları tatlı şeyler, mısır ve kakao karışımından yarattılar. Popol Vuh’un bir sahnesinde, Kahraman İkizler‘in kurban edilen babası Hun Hunahpu‘nun kesilmiş, iskeletleşmiş başı, insan kafataslarına benzeyen kabaklar şeklinde meyve veren bir su kabağı ağacına yerleştirilir. Ayrıca, Hun Hunahpu’nun kesilmiş başı, İşkyuvik‘in (Xquic: Kan Kız) avucuna tükürüp onu hamile bırakarak Kahraman İkizler’i doğurmasını sağlar. Bu sahnenin Klasik Dönem Maya tasvirleri, onun yerine Hun Hunahpu’nun kafasını kakaonun baklamsı meyvesi şeklinde ya da mısır bitkisinden çıkarken gösterir. Kahraman İkizler, sonunda Güneş ve Ay tanrıları olarak hüküm sürerler.

Mayalar, kakaoyu çeşitli yiyeceklere eklemiş olmalarına karşın, onu öncelikle bir içecek olarak tüketiyorlardı. Öğütülerek kaba bir macuna dönüştürülen kakao, suyla karıştırılarak kırmızıbiber, vanilya, bal, kulak çiçeğinin (Cymbopetalum penduliflorum) taç yaprakları (ear flower) ya da başka malzemelerle baharatlandırılırdı. Daha sonra bu karışım, bir kaptan diğerine defalarca dökülerek sıcak, köpüklü bir sıvıya dönüştürülürdü. Genellikle baharatlarla ya da kakao gibi katkı maddeleriyle tatlandırılan mısır atoleleri de sık sık tüketiliyordu.
Zapotekler için Çikolata Köpüğü
Köpük önemliydi çünkü eski Zapotekler, çikolatanın üzerindeki köpüğün tüm canlılarda bulunan pii (pee) denen yaşama gücüyle dolu olması nedeniyle ritüel şeklinde ele alınması gerektiğine inanıyorlardı. Üstelik, köpük, havayla karıştırılmış üreyebilen sıvılara dönüşüm ile ilişkiliydi. Bu, köpüklendirme yönteminin seks ile ilişkilendirilmesinin dışında kadınlar ve doğurma ile bağlantılandırıldığını ima etmektedir. Kakao köpüğü, sıvı çikolatanın tepesinden alınarak sonradan sıcak atoleye eklenmek üzere başka bir kaba tabakalandırılıyordu. Bu eşleştirme, sadece çikolata köpüğü ile atolenin tatlarının verdiği zevkten değil, aynı zamanda kakao ve mısırın buluştuğu mısır tanrısına gönderme olarak önemliydi.
Toltekler, Bölgeyi Ele Geçiriyor
MS 900’den 1200 yılına kadar Toltekler, Yukatan Yarımadası’nda yaşayan Mayalar’ı ele geçirdiler. Toltekler, Ketsalkoatl‘ın çekirdeklerini insanlara armağan ederek onlara nasıl yetiştirileceğini öğrettiğine inandıklarından kakaoyu kutsal bir hediye olarak görüyorlardı. Ancak, Ketsalkoatl, günün birinde yılanlardan yapılmış bir salla doğuya açıldı ve dönmeyi bekledi. Öyle ki Hernan Cortes‘in Aztek topraklarına gelişi, takvimlerine göre Ketsalkoatl’ın Toltek krallığını geri alacağı tarihe denk geldiğinden bu toplumu korkutmuştu.
Azteklerin Para Birimi
1519’a kadar, Aztek İmparatorluğu’nun nüfusu, beş milyonun üzerine çıkmıştı. Aztek toplumu, soylu ve halk sınıfı olarak ikiye ayrılıyordu. Kakao çekirdekleri pahalı olduğu için, çikolata içecekleri, genellikle seçkin ve varlıklı kimselere ayrılmıştı. Çikolata, çeşitli tatlarla (örneğin, kırmızıbiber, vanilya ve diğer baharatlar) hazırlanabilmesinin dışında mısır atoleleri ile karıştırılabiliyordu. Mayalar ve Aztekler, kakao çekirdeklerine para birimi olarak kullanacak kadar fazla değer veriyorlardı. 19. yüzyılda bile Meksika’da onlardan belirli aralıklarla para birimi olarak istifade edilmişti.
1545 yılına ait bir Tlaşkala (Tlaxcala) mal fiyatları listesinde kakao çekirdeklerinin alış değerleri şöyle açıklanmaktadır:
1 iyi dişi hindi: 100 kakao çekirdeği
1 hindi yumurtası: 3 kakao çekirdeği
1 tam olgun avokado: 1 kakao çekirdeği
1 büyük domates: 1 kakao çekirdeği
Bernardino de Sahagún‘a göre, İspanyol fethi zamanında, Aztek imparatoru II. Montezuma‘nın depolarından birinde, ancak altı adamın kaldırabileceği balyalar halinde ambalajlanmış kırk bin kakao çekirdeği yükü bulunuyordu. Aztek kralı II. Montezuma’nın kraliyet deposundan elde edilen arkeolojik kanıtlar, yıllık tahmini 11.680.000 kakao çekirdeğinin hem özel tüketimi hem de maiyetindekilere verilmesi amacıyla harcandığını göstermektedir.
Aztekler, Mayalar gibi çikolatayı sıvı şeklinde tüketiyorlardı. Üstelik, onu soğuk ve köpüklü servis yapıyorlardı. Azteklere göre, çikolatanın temel özü, köpüklerinde bulunuyordu. Aztek sanat eserleri, bir anlamda günümüzün espresso karışımlarını andıran köpüklerinin meydana getirilmesi dahil onun hazırlanışını göstermektedirler. Üstelik, bu işlem sırasında çikolata karışımının köpürttürülmesi için dikey olarak bir kaptan diğerine karşılıklı olarak döküldüğünü de sergilemektedirler.
Vahaka’nın (Oaxaca) Merkez Vadisi ve çevresindeki dağlardaki insanlar, köpüklü kakao içme geleneklerini kakao çekirdekleri ile doğu yarım küreden çıkmış ve İspanyol işgalinden önce bulunmayan üç maddeden (toz şeker, tarçın ve evde ya da küçük yerel değirmenlerde öğütülmüş bademler) yapılmış çikolata denen özgün sabah içecekleri ile sürdürüyorlar. Bu karışımı, önce suyla ısıtırlar. Daha sonra, sıvıya hava karıştırarak köpük meydana getiren ahşap karıştırma aleti (muhtemelen İspanyolların getirdiği, moliniyo şeklinde söylenen molinillo) ile karıştırıp köpüklendirerek servis yaparlar.
Sonuç
Eski Aztek ve Maya toplumlarında, kakao çekirdekleri, yalnızca kraliyet mensupları ile seçkin sınıflarının tadını çıkardıkları acı, baharatlı çikolata içeceklerini yapmak amacıyla biberle öğütülüyor ve suda bekletiliyorlardı. Bununla birlikte, Hernan Cortes’in ilk sefer yaptığı 1519’da İspanyolların çikolatayı Azteklerden öğrenmelerine rağmen, tarihte gemiyle yapılan ilk kakao çekirdeği yükünün sevkiyatının 1585’te Veracruz’dan Sevilla’ya yapıldığını varış noktasında düzenlenmiş bir konşimentodan öğreniyoruz. O zamana kadar, içeceğin asıl acı ve baharatlı tadı, artık orta ve güney Yeni İspanya vadilerinde giderek artan şekilde yetiştirilen şeker kamışı şekerinin eklenmesiyle önemli ölçüde değişmişti.
Kaynak: http://www.allchocolate.com/understanding/history/pre_columbian.aspx
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
