
Hastanedeki bir arkadaş için hediye sepetine koyulacak eşyaları düşünürken, oda arkadaşım, bana biraz Alman çikolatası ile dönerek “Çikolatanın gerçekten insanı mutlu ettiği doğru mu?” diye sordu ve ekledi: “Bu, beyindeki endorfinlerle ilgili, değil mi?“. Biraz araştırma yapmaya karar verdim. Çikolata, sizi beyni etkileyerek mi mutlu yapar? Merak ettim ve internete girerek “beyindeki çikolata” şeklinde arama yaptım. Lo ve işte ben, çikolatayı oluşturan 300’ün üzerindeki kimyasal maddenin sinir sistemi yoluyla bedenlerimize sayısız ve değişik etkileri olduğunu keşfettik.
Çikolata, belirli sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerin (nörotransmitter) salınımına neden olarak beyni etkileyebilir. Sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, nöronlar (sinir hücreleri) arasındaki sinyalleri ileten moleküllerdir. Sözü geçen bir anda sahip olduğumuz belirli sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerin miktarlarının ruh halimize büyük etkileri olabilir. Endorfinler ve diğer sakinleştirici maddeler gibi sevindirici sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, gerginliği azaltmaya yardımcı olabilir ve öfori hisleri yaratabilirler. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar olarak, sinapsın (İki komşu sinir hücresinin çıkıntılarının birbiriyle temas ettikleri boşluk alan) önündeki sinir hücresinin zarından salgılanırlar. Bu boşluğun arkasındaki hücre zarındaki alıcılarla etkileşime girmek üzere burayı uçtan uca geçerler. Alıcılar, bağlantılı sinir hücrelerindeki farklı tepkileri tetikleyebilen belirli moleküllerle tepkimeye girecek biçimde özelleşmişlerdir. Uygun sinirsel uyarı taşıyıcısı maddeler, belirli duyguları tetikleyebilirler.
Çikolatanın beyindeki endorfin seviyelerini etkilediği iddiasında oda arkadaşımın haklı olduğu ortaya çıkmaktadır. Çikolata yemek, beyne salınan endorfin seviyelerini artırmakta ve böylelikle, çikolatanın rahatlık gıdası olduğu iddiasının doğruluğunu desteklemektedir. Endorfinler, acıyı azaltmaya ve gerginliği azaltmaya yaramaktadırlar. Çikolatanın etkilediği diğer bir yaygın sinirsel uyarı taşıyıcısı madde ise serotonindir. Serotonin, bunalım önleyici (antidepresan) bir madde olarak bilinmektedir. Serotonin salınımına neden olan kimyasal maddelerden birisi de aralarında çikolatanın da yer aldığı nesnelerde bulunan (protein yapısındaki temel aminoasitlerden birisi olan) triptofandır.

Çikolata tarafından salınan daha eşsiz sinirsel uyarı taşıyıcısı maddelerden biri de feniletilamindir (PEA). Bu sözde çikolata amfetamini, tansiyonda ve kan şekeri seviyelerinde değişiklere yol açarak uyanıklık ve coşku hislerine neden olur. Amfetamin gibi ruh halinin yükseltilmesinde ve bunalımın azaltmasında etkili olmasına karşın aynı tahammüle ve bağımlılığa yol açmamaktadır. Üstelik, feniletilamine aşk ilacı adı da verilmektedir çünkü birine aşık olduğunuz zaman benzer bir duyguya sebep veren nabız atışınızın hızlanmasına yol açar.
Çikolatada bulunan diğer bir ilginç bileşik; yağ asidi amitleri sınıfında bulunan, (Sanskritçede “zevk, neşe, mutluluk” anlamına gelen “ananda” kelimesi ile “amit” kelimesinin birleşmesinden oluşan) vücutta üretilen kannabinoit yapısındaki sinir taşıyıcısı olan anandamit adlı yağdır (lipid). Anandamit, esrarda bulunan bir kimyasal madde olan THK‘ye (tetrahidrokannabinol) benzerliğinden ötürü eşsizdir. Her ikisi de insanların sarhoşluk ile bağlantılı oldukları mutluluk duygularına önderlik eden bir sinirsel uyarı taşıyıcısı madde olan dopaminin üretimini doğuran aynı alıcıyı etkinleştirmektedir. Beyinde doğal olarak bulunmakta olan anandamit, çok hızlı biçimde parçalanmaktadır.
Anandamit düzeylerini artırmasının yanında, çikolata, onun parçalanmasını yavaşlatarak mutluluk hislerini uzatan iki başka kimyasal madde içermektedir. Neşe ve sevinçten coşma hisleri yaratmaya yardımcı olmasına rağmen, çikolatadaki anandamidin etkisi, esrardaki THK maddesiyle aynı değildir. THK, beyinde daha yaygın biçimde dağılmış alıcılarla etkileşime girer ve çok daha yüksek miktarlarda bulunur. Esrarın yarattığı sarhoşluğun gerçekleştirilmesi için 11,34 kg çikolata tüketmek gerekir.
Teobromin, sinir sistemini etkileyebilen, çikolatada bulunan diğer bir kimyasal maddedir. Zihinsel ve fiziksel rahatlamaya yol açabilen özelliklerinin olmasının yanında, kafeine benzeyen bir uyarıcı olarak da etki gösterebilir. Baş ağrılarına neden olabildiği kadar uyanıklığı da artırabilir. Çikolatada kafeinin bulunup bulunmadığı konusunda bile çok sayıda tartışma mevcuttur. Bazı bilim adamları, daha az kuvvetli teobrominin kafein benzeri etkilerin tek sorumlusu olduğuna inanmaktadırlar.
Çikolatanın sinir sistemine etkileri incelendiği zaman, onun tüm sinir sistemlerini aynı şekilde tedavi etmediğinin belirtilmesi de önem taşımaktadır. Örneğin, çikolatadaki kimyasal maddeler, pek çok hayvanın ölümüne neden olabilir. Özellikle teobromin, köpekler ve atlar gibi diğer hayvanlarda hızlı biçimde metabolizmaya uğratılmaz, yani kimyasal tepkimelere sokulmaz.
Çikolatanın, mutluluk duyguları ile ilişkili uzun bir tarihi vardır. O, eski Azteklerden Viktorya dönemi sosyete mensuplarına ve Papalara kadar sıralanan insanların gözdesi olmuştur. Üstelik, çikolatanın tanınmış bir şehvet uyarıcı ya da artırıcı madde (afrodizyak) oluşunun tarihi bulunmaktadır. Feniletilaminin kalp atışlarını hızlandırma yeteneğinin, anandamitten kaynaklanan öfori hislerinin, teobrominin rahatlama sağlama gücünün yanında beyin boyunca hoşa giden hisler gönderen diğer sinir taşıyıcılarını birleştirdiğiniz zaman, bu, akla uygun gelmektedir. Çikolatayla ilişkili isimler bile onun gücünü ima etmektedir. Anandamit, Sanskritçede mutluluk anlamına gelen ananda sözcüğünden gelmektedir. Teobromin adının kökenine ise Yunancada tanrıların gıdası anlamına gelen theobroma sözcüğünde rastlanabilir.
Çikolata yemenin gerginliği ve acıyı azaltabildiği kadar öfori duygularını artırabildiği doğru görünmektedir. Ama çikolatanın bağımlılık yapabilmesi mümkün müdür? Kısmen ruh halini yükselten niteliklerinden dolayı, kendilerini çikolataya bağımlı olarak kabul eden sıra dışı insanlar vardır. Yine de çikolatanın, benzer kimyasal maddeleri ve etkileri bulunan ilaçlar gibi bağımlılık yapan bir madde olup olamayacağı hakkında ortada pek çok soru durmaktadır.
Bilim adamlarının çoğunluğu, çikolatanın bağımlılık yapmadığında hemfikir gibi gözükmektedir. Bazıları, çikolatanın yalnızca insanların gerçekleşeceğine inandıkları için bu etkileri doğuran, sırf ilaç olarak verilen tesirsiz bir tür madde olduğunu söyleyecek kadar ileri gitmektedirler. Feniletilamin ve anandamit gibi kimyasal maddeler, diğer yenilebilir gıdalarda çok daha yüksek miktarlarda bulunabilirler ama onlar, aynı etkiye sahip gibi gözükmemektedirler. Yine de bu iddiayı reddedecek ve çikolatanın mucizelerini ilan etmeye devam edecek sıra dışı pek çok tanınmış çikolata bağımlısı mevcuttur.
Ayrıca, tüm çikolataların eşit biçimde yaratılmadıklarının hatırlanması da önem taşımaktadır. Çikolatanın kuvveti, geniş ölçüde üretim yöntemine bağlıdır. Çikolatanın elde edilmekte olduğu kakao çekirdeği, doğal olarak acı bir tada sahiptir ve bunun etkisi, şekerler ve diğer maddeler ile büyük oranda azaltılmaktadır. ABD’de, bir nesnenin çikolata olarak kabul edilebilmesi için, içerisinde sadece % 10 kakao içermesi yeterlidir. Çoğu Almanya’dan gelen oda arkadaşımın derlemini (koleksiyon) incelediğim zaman, kakao düzeylerinin, siyah çikolatada biraz daha yüksek oranda olan % 30 civarında olduğunu öğrendim. Görünüşe göre, seyreltik çikolatadaki etkiler en az olacaktır.
Çikolata gibi bir gıdanın beynimizin işleyişlerinde ve böylelikle, dünyayı algılamalarımızda böylesine bir etkiye sahip olabilmesinin epey büyüleyici olduğunu düşünüyorum. Oda arkadaşımla bir yılı geçen tanışmamızdan beri, çikolata tüketimimi önemli miktarda artırdım. Ayrıca, tanışmamızdan öncesine göre daha mutlu bir insan olduğuma inanıyorum. Bunun, hemen hemen her gün tükettiğim çikolatanın ruh hali bakımından güç algılanan dönüşümümle ilgisi olabilir miydi acaba? Öyle olmadığına inanmak isterdim ama bu, ilginç bir düşüncedir. Yine de ne zaman kendimi biraz bunalımlı ya da ezilmiş hissetmeye başlasam, içgüdüsel olarak kolumu çikolata zulasına uzanırken buluyorum. Bu, daima beni iyi hissettiriyor gibi görünüyor.
Kaynak: http://serendip.brynmawr.edu/bb/neuro/neuro04/web1/kcoveleskie.html#1
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
