Firavuna Verilmiş Bir Nimettir Papirüs

Yazar: Elaine A. Evans
Müze Müdürü / Misafir Yardımcı Doçent

Firavuna Verilmiş Bir Nimettir Papirüs
Şekil.1. Sicilya’daki Papirüs (Cyperus papyrus L.) korusu

Firavuna Verilmiş Bir Nimettir Papirüs adlı makalemizi severek okumanızı umuyoruz.

Bu öğleden sonraki konferansım, bilimsel adı Cyperus papyrus L. (Şekil.1) olan, eski Mısır’ın çok önemli ve vazgeçilmez tatlısu kamışı hakkında, kısa ve öz açıklayıcı bilgiler verecektir.

Batı dünyasına olağanüstü ve tarihsel bir etkide bulunmuştur. Ancak papirüs kâğıdı, bunun tek kullanıldığı alan değildi. Büyük Nil nehrinin suladığı bataklıklarda ve kıyılarda çok bol miktarda yetişmekte olan bu en uyumlu ve olağanüstü bitkiden yapılan pek çok şey mevcuttu. İsmini verdiği ünlü Ebers Papirüsü ile tanınmakta olan, Alman Mısır bilimci Georg Ebers, şunu yazmıştı: “Her bataklıkta yetişen, dünyanın şimdiye kadar bildiği en kullanışlı bitkilerinden biri, Mısır endüstriyel sanatlarının en büyük eserlerini ortaya koymuştu. Diğer uluslardaki bambu ve Hindistan cevizi palmiyesi gibi, papirüs kamışı, Mısırlılarda, evrensel bir gereç olarak kullanılıyordu; asla, bol bol olmamış olan, ağacın yerine kullanıldığı için daha kullanışlı olan o idi”.

Şekil. 2. Papirüs’ün toplanması. Teb, XVIII. Hanedan, Piumra Mezarı’nda bulunmuştur.

Şimdi, papirüsün bitki bilimsel özelliklerini keşfedip, eski Mısır’ın günlük yaşamındaki sayısız kullanımlarını açıklayacağız. Papirüs, oldukça eğlendirici bir bitkidir ve eski zamandakilerin yaşamlarına ne kadar çok biçimde yayıldıklarına şaşıracaksınız. Papirüs, topraklarının kuvvetliliğinin korunmasında ve etkin biçimde faaliyet göstermelerinde önemli rol oynuyordu. Mısır firavunlarına kutsanmışlardı.

Papirüs, insanlığın aşina olduğu en eski bitkilerden biridir. Kökeninin, Mısır olduğuna inanılmaktadır. Uzun, narin bitkinin tarihi; Hanedan Dönemi’nden öncesine kadar uzanmaktadır. Kültürel gelişimlerinin yüksek olmaları sayesinde böylesine doğal çevrelerine uyumlu olan eski Mısırlılar, bunların pratik kullanımlardaki değerlerini ve potansiyellerini açığa çıkarabiliyorlardı. Tüm hanedan dönemleri boyunca, papirüs, Firavun ve halkına tatmin ve yarardan başka hiçbir şey getirmemiştir.

Eski zamanlarda, papirüsün toplanmasını ve üretimini tasvir etmekte olan, mezar duvarı resimlerinden, bitkinin yarattığı faaliyeti daha açık biçimde gözümüzde canlandırabiliriz (Şekil.2). İşçiler; bataklıklardan bitki saplarını söküyor, saplarını demetler halinde bağlıyorlar ve işlenmek üzere atölyelere taşıyorlardı.

Gezginler ve Asılsız Bitki

İlk zamanlarda, diğer eski zaman kültürlerinden ziyaretçiler Mısır’a geliyorlar ve her yerde bu kadar bolca yetişen gür Cyperus papyrus bitkisinden etkileniyorlardı. Eski Yunan tarihçilerinden Herodot’a (MÖ 450 dolayları) göre, papirüs, “bataklıklardan koparılıyor, tepesi kesilerek atılıp diğer uçlara dönüştürülüyor ve alt kısmı… yeniliyor ya da satılıyordu”. Elimizde, Romalı doğa bilimci Yaşlı Pliny’ye (MS 23-29) ait eski bir açıklama da bulunmaktadır ve kendisi, yazmış olduğu “Doğa Tarihi” ansiklopedisinin XIII. Kitabı’nın 71. sayfasında, Nil Nehri’nin 15 fit (4,57 m) yüksekliğe ulaşan bataklıklarında ve durgun sularında yetişen bitki hakkında bilgi vermiştir.

Şekil. 3. 1798’de, Piramitler’deki Napolyon’un askerleri.
Kaynak: La Description de l’Égypte.

Mısırlıların Djet veya tjufi adını verdiği görkemli, yeşil bitki; günlük hayatlarında, son derece kullanışlı bir rol oynuyordu, ancak günümüzde, üzücü biçimde, Mısır’da, neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Bunun, tam olarak, ne zaman gerçekleştiği bilinmemektedir. Ancak bazıları, Napolyon, askerleriyle birlikte, Mısır’a gelmeden önce, asıl bitkinin neslinin, Nil nehri üzerinde tükendiğine inanmaktadır (Şekil.3). Bitki; içerisinde, Mısır’ın bitki örtüsüne (flora) ve direyine (fauna) adanmış bir bölüm bulunmakta olan, Napolyon’un 19. Yüzyıl başlarındaki ünlü La Description de l’Égypte başlıklı Fransızca eserinde kayıtlı değildir.

Bu durum, bazı bilim adamlarının bitkinin ortadan kalktığına inanmasına neden olmuştur. Üstelik, bitki bilimciler içerisinde de anlaşmazlığa yol açmıştır. Konu hakkında pek çok soru sorulmuş ancak bunların pek azına yanıt verilmiştir.

982 yılında, İbn Gulgul gibi ilk Arap yazarları, Nil bataklıklarında boyu uzayan bitkiye değindiler. Çok daha sonra, Fransız doğa bilimcisi Pierre Belon, 1546-49’da; İtalyan doktor ve bitki bilimcisi Prosper Albinus ise, daha sonra, 1580’de Mısır’daki papirüsü işaret etti. Ancak ünlü İsveçli kâşif ve bitki bilimcisi Fredrik Hasselquist, 1749-50 yıllarındaki gezisinde bitkiye rastlamadı. Ancak 1790’daki öncü kitabı Select Specimens of Natural History collected in Travels to discover the Source of the Nile in Egypt, Arabia, Abyssinia, and Nubia’da (Mısır’daki, Arabistan Yarımadası’ndaki, Etiyopya’daki ve Nubiya’daki Nil Nehrini Kaynağının Keşfi Gezilerinde Toplanan Seçme Doğa Tarihi Örnekleri), İskoç gezgin James Bruce (1730-1794), Mısır’daki papirüs hakkında yazmış ve kökeni konusundaki görüşlerini şöyle ifade etmişti: “Papirüs, bana, daha önce buraya Etiyopya’dan inerek gelmiş ve Yukarı Mısır’da kullanılmış gibi görünmektedir…”

Şekil.4: Papirüs Oyma Baskısı, 1790 dolayları. Kaynak: J. Bruce, Select Specimens of Natural History, London 1790.

Bruce, bitkiyi ayrıntılı olarak açıklamamış, ancak gravür tekniği ile yapılmış resmi (Şekil.4), kitabında, bir çizim olarak görünmekte ve tercihen, Mısır’da, birkaç yıl sonra yetiştiği keşfedilen bitki ile karşılaştırmaktadır. 1820-1821 yıllarında, Prusya ordusu subayı olan, Baron Heinrich C. M. Minutoli (1772-1846), bir zamanlar, yüz ölçümü, 660 mil karelik (1.709,40 km2) Manzala Gölü kıyısında olmasının yanında, Nil Nehri’nin doğu kıyısında ve Kahire’nin 125 mil (201 km) kuzeydoğusunda olan, Dimyat şehrindeki Nil Deltası’nın çeşitli yerlerinde yetiştiğini bulmuştur. Ancak, 1897’de, Mısır bitkileri hakkındaki birkaç kitabın yazarı olan, seçkin Fransız bitki bilimcisi G. Delchevalerie; yazılarında, Mısır’da, papirüs bitkisinin tamamen tükendiğine değiniyordu. Kendisi, şunu ifade ediyordu: “1872’de, Mısır’a getirilen 12 bitkiyi verdiğimiz ve bunları Kahire’nin Choubra (Subra) mahallesine ve Kahire’deki diğer bahçelere diken Paris’teki Lüksemburg Bahçesi’nin Baş Bahçıvanı A. Riviere’ye mahkûm kalmıştık.”

Bazı bilim adamları, Mısır’da yetişen türün, günümüzde, muhtemelen Fransa’dan getirilen bu bitkilerden türediğine inanmaktadır. Ancak, bitki bilimciler Vivi Täckholm ve Mohammed Drar, yine de 1950 yılına ait Flora of Egypt (Mısır Bitkileri) kitaplarında, bir zamanlar, tükendiğine inanılan Cyperus papyrus’un Natrun Vadisi’ndeki Umm Risha Gölü’nde yeniden keşfedildiğini iddia etmişlerdir. Ayrıca, Kahire’deki Papirüs Enstitüsü’nün Müdürü olan Hassan Ragab, 1980 yılındaki kitabı Le Papyrus’ta, Natrun Vadisi papirüsünü yakından incelemiş ve onun, eski zamanlardan kalma bitki olduğunu ve Nubiya’daki ve Sudan’da bulunanların aynısı olduğunu bulmuştur.

Cyperus papyrus, dünyanın çeşitli yerlerinde tanınan, muhtemelen 4.000 türe sahip geniş bir çim benzeri bitki ailesi olan Cyperaceae (Sazgiller) ailesine mensup bir türdür. Bir zamanlar, Nil nehri boyunca uzanan bataklıklarda bol miktarda yetişmiş olan uzun çiçekli bir sazdır. Bitki, beslenmesini gerçekleştirmekte olduğu zengin, sulak ve çamurlu alanlardaki bu bereketli sularda iyi gelişiyordu. 1875’te, W. T. Thiselton-Dyer, bunu şöyle açıklamaktadır: “Ortadan kaybolmasının sebebini, muhtemelen herhangi bir iklim değişikliğinde değil, onun insan müdahalesi olmadan toprağına tutunmasına izin vermeyen nehrin fiziksel koşullarında – muhtemelen suyunun dönemsel yükselişinde ve alçalmasında- aramak gerekir.” Ayrıca, Delta, alüvyonla doldu ve bu da MÖ 12. yüzyılda, onun tuzlu bir bataklığa dönüşmesine yol açtı. Böylece, bir tatlı su bitkisi olan papirüs kaçınılmaz olarak yok oldu. Çok daha sonra, papirüs dışındaki malzemelerden kâğıt üretildiğinde, artık, bitkinin tarımının yapılmasına gerek kalmadı ve nesli tükendi.

Papirüsün Özellikleri

Hassan Ragab tarafından araştırılan Cyperus papyrus, onun mükemmel özelliklerinin daha iyi anlaşılması için iyi bir örnek oluşturacaktır. Hassan Ragab, Mısır’a önemli katkılarından ve özellikle Mısır papirüsü ile yaptığı çalışmalardan dolayı Enver Sedat’tan Mısır Cumhuriyeti Baş Nişanı’nı almıştır. Cyperus papirüsüne yakından bakış, onun temel bitki bilimsel özelliklerinin birkaçına odaklanmamızı sağlayacaktır. Hassan Ragab, bitkiyi enine boyuna açıklamasına rağmen, anlaşılması güç hücre sistemi haricinde çok karmaşık yapısının tek bir kısmı aydınlatılacaktır.

Şekil. 5. Papirüs bitkisinin şemsiye biçimindeki çiçek durumu. Kaynak: H. Ragab, Le Papyrus. Cairo 1980.

Olgun, açık haldeki çiçeklerden oluşan şemsiye şeklindeki çiçek durumu (Şekil.5); sapından birleşen ince, çubuğumsu sürgünlerden oluşmaktadır. Şemsiye şeklindeki çiçek durumu ya da ardışık sarkık gövdelerindeki tam başakçık çiçek kümesi veyahut sayısız ince şemsiye şeklindeki ışınlar, şemsiye şeklindeki çiçek durumunun güneş şemsiyesine ya da yelpazeye benzemesine yol açar. Her bir bitkinin, şemsiye şeklindeki çiçek durumunu desteklemekte olan uzun, düzgün bir sapı vardır. Saplar, 4 m ya da daha fazla yüksekliğe ulaşır. Şekli; üç köşeli, dayanıklı, pürüzsüz, yapraksız, düğümsüz, konik olup; geniş, mızrak şekilli yapraklarla çevrili olduğu taban kısmı kalındır. Dirençli yaprakları sapın tabanındadır. Bu kınımsı pullar, Cyperus’un pek çok türünde farklılık göstermektedir. Cyperus papirüsü durumunda, taban yaprakları, bataklığın suyuyla çevrili olup kestane renklidirler (Cyperus’un diğer türlerinde, yapraklar, suyun üzerinde, çok büyük yüksekliklere ulaşacak biçimde gelişirler ancak yeşil renklidirler). Bunlar, güneş ışığında, klorofilin fotosentezi başlatması ve karbon dioksitin ve suyun karbonhidratlara çevrilmesi işlevini görmektedirler. Kestane renkli yapraklarının sayısı, ortalama 7 adet olmakla birlikte 5-9 adettir. Yapraklarının en uzun olanları, gövdeye en yakın olanlarıdır.

Şemsiye şeklindeki çiçek durumları ve saplar nereden gelişmektedir? Bunlar, üst yüzeyinden yapraklı sürgünleri ve alt yüzeyinden ise, sürgünleri çıkaran, yatay, köke benzeyen bir gövde olan kök saptan (rizom) gelişmektedirler. Kök saplardan bahsettiğimizde, çoğunlukla, kalın ve beslenme için gereken kaynakları içeren, genellikle yatay konumda olan, bitkinin ilk büyümesini gerçekleştiren toprak altındaki kökü aklımıza getiririz. Çek Mısır bilimcisi Jaroslav Cerny, kök sapı şöyle açıklamaktadır: “…tamamen toprağın içine batmış halde bulunmaktadır, ancak birçok gövde tek bir kökten filizlenmekle birlikte, bunlar da, çoğunlukla 3-6 m yüksekliğe ulaşmakta ve tepelerinde çiçekler bulunmaktadır.”

Şekil 6. H. Ragab’a göre, kök sap (Le Papyrus. Kahire, 1980)

Resim (Şekil.6), eski, çürüyen bir kök saptan yatay olarak genç bir kök sapın gelişimini göstermektedir. Dik sürgünler, minik köklerin desteklerinin havalandırılmış genç gövdelere geliştikleri yerlerde ortadan kalkmaktadır.

Başak, orta saplarından filizlenmiş olan, dallanan, başaşağımsı tomurcuklardan oluşan uzun bir çiçek kümesidir. Başağın desteği, çeşitli uzunluklarda gelişmektedir ve tomurcuklar, her bir sapta sayıca değişmektedirler. Her bir başak, kabuğa benzemekte olan 20 kadar çiçek vermektedir. Bunlarda ne çanak yapraklar ne de petaller; yani, ne dıştaki taban yaprakları ne de içteki petaller veya yapraklar yer almamaktadır.

Şekil. 7. Şemsiye biçimindeki çiçek durumunun gelişimi. Kaynak: H. Ragab, Le Papyrus. Cairo 1980.

Şemsiye biçimindeki çiçek durumunun 3 gelişim safhası vardır (Şekil.7). Sap yapısı, gövdenin kap benzeri kalın uçlu yapraklarından açılmaktadır. Minik, ince çubuklar ya da yapraklar, kınlarından yelpazeye benzeyen şemsiye oluşturacak biçimde çıkarlar. Bir başak ya da çiçek kümesi, ince, sarkık saplardaki birleşim yerlerinin her birinin üzerinde toplanmaktadır.

Papirüs Kâğıdı

Elbette, eski Mısır’ı düşündüğümüzde aklımıza papirüs kâğıdı gelir. Mısır onun mucidiydi. Gerçekten, muhtemelen, hakkında hiçbir şey bilmesek dahi, kâğıt olarak papirüsü düşünürüz. Aslında, papirüsün ana önemi, yazıma ve resimle göstermelere uygun yüzeyinin olmasıydı. Yazma gereci olarak, papirüsün Mısır’da tam olarak ne zaman yaratıldığı halen bilinmemektedir. Mısır ve eski dünya tarihi hakkındaki pek çok şey papirüs kâğıdına kayıtlı olarak elimize ulaşmıştır. Ayrıca, bir kitabın resmi olarak da kabul edilmekte olan bir papirüs rulosunun resim yazı simgeleriyle açıklanmış haliyle, MÖ 3.100 dolaylarında I. Hanedan tarafından kullanıldığını biliyoruz. Bu tür papirüs ruloları ilk yerleşim yerlerinde bulunmuştur. I. Hanedan’dan Hemaka’nın mezarında bir papirüs rulosu keşfedildi, ancak ne yazık ki boştu. Giza yakınındaki Kral Neferirkere’nin tapınağında, artık, Kahire, Berlin ve Londra’daki University College’de bulunmakta olan, MÖ 2477-2467 yıllarına ait V. Hanedan döneminden kalma küçük parçalar bilinmektedir. Bu nedenle, Erken Hanedan ve Eski Krallık dönemlerinde bunun üretildiğini biliyoruz.

Şekil. 8: Kha’nın Papirüsü. Prof. A. Basile’in kopyası.

Fazlasıyla, papirüs kâğıdı, pek çok yerde ancak çoğunlukla mezarlarda bulunmuştur. İlk örneği ise, muhtemelen, İtalyan Mısır bilimcisi Ernesto Schiaparelli’nin Teb’deki Deyrü’l Medine’de 1903-1920 yıllarında yaptığı kazılarda, (Yeni Krallık, XVIII. Hanedan, MÖ 1386-1349 dolaylarına ait) ustabaşı Kha ile karısı Merit’in mezarındaki bir tabutta bulunmuştur. 16 m uzunluğundaki papirüs, aslı İtalya’nın Torino şehrindeki Mısır Müzesi’nde bulunmakta olan “Ölüler Kitabı”nı tasvir etmektedir. 1989’da, Tivoli, İtalya’daki Museo Didattico del Libro Antico’nun (Antik Kitap Eğitimi Müzesi) müdürü Profesör Antonio Basile; özellikle, Knoxville, Tennessee Üniversitesi, Frank McClung Müzesi Mısır Galerisi için gerçek papirüsün ilk metresinin tam bir kopyasını yapmakla görevlendirildi. Papirüsün bir bölümü, Ahiret’teki gölgeliğinin altında oturan büyük Ölüler Tanrısı Osiris’in huzurundaki ölü Kha ile karısını resmetmektedir (Şekil.8).

Papirüs ruloları ve onun üzerindeki belgeler, tahta sandıklarda, kavanozlarda ya da kutsal heykellerde saklanıyordu. Sandıklar, çoğunlukla, yazmanların önündeki yerde dururken temsil edilmektedir. Mısır’ın Gebelein V. Hanedan mezarından gelen, hemen hemen tamamlanmış olan beş papirüs rulosu; Teb’deki III. Ramses’in XIX. Hanedan tapınağı Büyük Ramses Anıt Tapınağı’nın (Ramesseum) arkasındaki mezarda bulunan papirüsler gibi, basit, dikdörtgen, ahşap bir kutu içerisinde bulunuyordu. Bazı kutular etiketlenmiş olmasına rağmen, onlar, muhtemelen, kraliyet simalarına ait bir tür dolaptan gelmektedir. MÖ 332-30 yıllarındaki Batlamyus Dönemi’nin büyük müze-kütüphanesinden önce, eski Mısır’da, bir kütüphane kurumuna ilişkin hiçbir kanıt yoktur. Resmi günlük defterlerinin, iş mektuplarının ve raporların saklandığı kraliyet idari arşivleri vardı. Bazılarına, “Firavun Belgelerinin Yeri” deniyordu ve ayrıca, özel dolaplar da mevcuttu.

Yunan medeniyeti hakkındaki pek çok bilgi, bize papirüsler aracılığıyla kalmıştır. Mısır papirüsü, Yunanların temel yazı maddesi haline geldi. Yunan firavunların Mısır tahtına oturduğu, Batlamyus döneminde, üstün nitelikli papirüs üretimi ve ticareti, Firavun’un denetimindeki bir tekel halinde kraliyet mülkiyeti altındaydı. Ayrıca, o, Yakın Doğu genelinden de ithal edilen bir maddeydi. Papirüs, en çok, aydın sınıf tarafından yasal evrak ve devlet işleri için kullanılıyordu.

C. H. Roberts, şunu belirtiyordu: “Büyük İskender’in fethinin Yunanları ülkenin hâkimleri yapmasından asırlar önce, Mısır dikkatle korunan işlemlerle papirüs kâğıdı üretmişti… Mısırlılar, ondan, bilinen en iyi yazı maddesini yapmışlardı… Gerçekten, nispeten bu kadar ucuz ve uygun bir madde olmadan, edebiyat ve bilimler ulaştığı noktalara güç bela ilerleyebilirlerdi…” Görünüşte, Mısır, işlemini derin bir sır olarak koruyabiliyor ve tekelini sürdürebiliyordu.

Mısır, tüm Roma İmparatorluğu’nun ihtiyacını sağlamaya devam ediyordu. Öylesine hafif, taşınabilir ve – taş ve metal levhalar, odun ve kil tabletler veya deri gibi daha hantal ve daha pahalı yazı maddelerine göre – bir kamış kalemle bilgilerin kolayca kaydedilebildiği ne güzel bir icattır. Ama eyvah! Parşömenden yapılmış kâğıt, MS 2. asırda geldi ve sonradan da keten, MS 8. asırda Çin’den Bağdat yoluyla getirildi. Kırılgan papirüs kâğıdı artık istekle karşılanmıyordu.

Yine de neyse ki, eski Mısırlıların papirüs üzerindeki pek çok yazısı, esasen parçalara ayrılmış biçimde günümüze kadar ulaşmayı başardı. Onlar, tüm dünyada müzelerde ve kuruluşlarda saklanmaktadırlar. Eski Mısırlılar, istif edildikleri duvar resimlerinin haricinde papirüs kâğıdı yapma yöntemini terk etmediler.

Elimizde, onların kâğıt üretme yöntemi hakkında hiçbir kayıt olmamasına rağmen, çağdaş bilim adamları bitkiyle deneyler yapmışlardır. Aşağıdaki adımlar, muhtemelen kullanılmış yönteme epey yakındır:

1. Taze kesilmiş sapları, suda bekletin;
2. Yeşil kabuğu çıkarın;
3. Yumuşak öz kısmını, parmak genişliğindeki şeritlere ayırın;
4. Nemli bir tahtanın üzerine şeritleri yan yana dizin;
5. İkinci şerit tabakasını ilk şeritin üzerine dik doğrultuda yan yana dizin;
6. İki tabakayı birlikte bastırın (ya da bir tokmakla ya da bir taşla, birkaç saat ezin) ve bu şekilde, öz kısmının yapışkan maddesiyle doğal olarak birbirlerine yapışmalarını sağlayın;
7. Meydana gelen kâğıt yaprağının kurumasını sağlayın;
8. Yassılaştırmak ve pürüzleri düzeltmek için, bir fildişi, kabuk ya da düz taş ile kâğıdı ovarak parlatın;
9. Daha uzun yaprakların oluşturulabilmesi için, uçlar, üst üste bindirilebilir ve birlikte tokmaklanabilir.

Şekil. 9. Narmer Paleti’nin (Mısır Kralı Narmer’in Sürme Kutusu) kalıp dökümü. McClung Müzesi’ne, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ödünç olarak verilmiştir.

Mısır Simgesi olarak Papirüs

Bitki, henüz MÖ 4. binyılda Aşağı Mısır’ın simgesi olmuştur. Bitki; tunç kopyası McClung Müzesi’nin Mısır Galerisi’nde sergilenen, MÖ 3.100 dolayları tarihli I. Hanedan’ın ünlü Narmer Paleti’nin bir yüzünde resimlenmektedir. Horus, papirüsle simgelenen bataklık bölgesi halkı olan düşmanlarının başında dikiliyor (Şekil.9).

Kabartma halindeki diğer bir erken örnek ise, günümüzde, Kahire Müzesi’ndeki bir fildişi sopanın tanınmış parçasında yer alan yuvarlak şemsiye biçiminde çiçekleri bulunan papirüs saplarıdır. Burada, arka plandaki bitkiyle birlikte, tahtta oturan Kral Zer ya da I. Hanedan’ın Akrep Kralı tasvir edilmektedir. İyi örneklerden bir diğeri ise, XIX. Hanedan döneminde II. Ramses tarafından yaptırılmış Yukarı ve Aşağı Mısır Birliği’ni gösteren birleşik belirtke kabartmasındaki Aşağı Mısır’ı simgeleyen bükük bitkidir.

Papirüs Kayıklar

Bitkinin kullanımları sonsuzdu. Onlar, çevrelerindeki bu önemli doğal kaynağın kullanılması bakımından, eski Mısırlıların sanatkârane, yaratıcı ve kullanışlı özelliklerini göstermektedirler. Romalı doğa bilimcisi Plinius bile, bitkinin çeşitlilik durumlarından söz etmiş ve şöyle yazmıştır: “ …Gerçekten, onlar, kayık yapmak için papirüsü örüyorlar ve kabuğundan yelken ve hasır ve de bez, battaniye ve ip dokuyorlar.” Nil Nehri olmasa var olmayacak bir kültür için, kayıklar hayatta kalmak için zorunluydu. Mısırlı erkekler kayık üreticileriydiler. Papirüs saplarını kesip bağlıyorlar ve bunları, kayıkları en iyi şekilde inşa edebilecekleri yere taşıyorlardı. Orada ise, olgun papirüs gövdeleri, ince dikdörtgen şekilde sıkı bir biçimde birbirlerine bağlanıyorlardı. Sonuçta da hafif taşınabilir bir kayık ortaya çıkıyordu (Şekil.10). Bu kayıklar, bataklıklarda gezebildikleri için papirüs toplamakta kullanılıyordu. Ayrıca, papirüs lifleri, bir arada dokunarak bazen yelkenlere dönüştürülüyor veya küçük kayıklara uygun halatlara bükülüyorlardı. Skif denen bu küçük hafif kayıklar ise, balık avı ve tuzakların veya sürükleme ağlarının serilmeleri için iyi işlev gördüklerinden balıkçılar tarafından imal ediliyorlardı. Daha büyük ahşap kayıkların bağlantı yerleri papirüs ile kalafatlanırken armaları papirüs liflerinden yapılıyorlardı. Ayrıca, kayıkların üzerindeki hafif kabinlerde de papirüsten yararlanılıyordu.

Şekil. 10: Papirüsle Süslü Bir Kayık, Georg Ebers, Egypt: Descriptive, Historical, and Picturesque, London 1879.

James Bruce, papirüs kayığa yapılan ekler ve onun yerel kullanımla sınırlanmasına dair dair şu yorumu yapmıştır: “ Bu dönemdeki (I. Senusret, Orta Krallık, MÖ 1971-1928) Mısır teknelerinin tamamı, hiçbir insanın okyanusa çıkarmaya cesaret edemeyeceği bir yapı olan derilerle ya da meşinlerle kaplı kamış papirüsten yapılıyordu. Ahşap tekneler ise, henüz Eski Krallık döneminde biliniyorlardı. Muhtemelen akasya ağacından yapılmış olan bazılarının uzunluğu 30,48 m.yi bulurken, bazıları ise, papirüs yelkenlilerdi. Bazılarının ise papirüs şeklinde oyulmuş kıçı ve iskelesi bulunuyordu (Şekil.11).

Şekil. 11. Papirüs Teknesinin Yapımı, John Gardner Wilkinson,
The Manners and Customs of the Ancient Egyptians. London 1878.

Ev Halkında Papirüs

Şekil 12. Ayaklık üzerindeki Örme Kutu, John Gardner Wilkinson,
The Manners and Customs of the Ancient Egyptians. London 1878.

Varlıklı kimselerle birlikte köylüler, evlerinde papirüsten yapılmış pek çok yararlı maddeye sahiplerdi. Yaşlı Plinius’a göre, saplar, ateşlik odun olarak yararlanılmalarının yanında, mutfak eşyalarının ve kapların yapımında da kullanılıyorlardı. Peruklar, kozmetikler, gıda, yazı gereçleri gibi ürünleri muhafaza edecek kutular, sandıklar, kasalar ve sepetler bulunuyordu (Şekil.12).

Şişe tıpaları, toplar ve iğne kutuları vardı. Bu arada, papirüs sicimi, kalın dokuma yatak şeritlerinde, kalın dokuma kamış şeritli yer hasırlarında ve hasır duvar örmelerinde kullanılıyordu. Papirüs perdeleri ise, yukarı aşağı dürülebilen kapılar olarak üretiliyorlardı. Tepsiler, kamış örmeli tabureler, gıda ile dolu masalar ve terlikler papirüsten yapılmış ev nesnelerinden bazılarıdır. Ayrıca, ondan, kavanoz mühürlemede de yararlanılıyordu. Gıda ve çeşitli sıvıları içeren amfora ve diğer çanak çömlek kaplarının papirüs ile mühürlenmiş ağızları vardı. Bazı mühürler ise örmeydi ve papirüs, bazen, koruyucu olarak kavanoz ağzına tıkıştırılıyordu. Papirüs özünün iplikleri, belgelerin ve mektupların etrafında bağ olarak kullanılıyorlardı.

Tıbbi Papirüs

Zira, örnek bölümü McClung Müzesi’nin Mısır Galerisi’nde sergide olan Ebers Papirüsü’nde ve Edwin Smith Papirüsü’nde belgelendiği gibi papirüsün sayısız tıbbi kullanımı bulunuyordu. Kuru papirüsten, fistüllerin genişletilmelerinde ve kurutulmalarında ve ilacın uygulaması için çıbanı açmaya destek amacıyla yararlanılıyordu. Yanmış papirüs külü ise yakıcı bir ilaçtı. 1. yüzyılda yaşayan Pedanios Dioskourides (Dioskorides) (MS 78), papirüs külünün ağız ülserinin yayılmasını tedavi ettiğini yazmıştır. Ayrıca, Papirüs külü, göz hastalıklarında kullanılıyordu ve şaraba katıldığı takdirde uyku getiriyordu. Suyla beraber bitkinin kendisinin deri nasırlarını tedavi ettiği biliniyordu.

Papirüs ve Gıda

Gıda olarak papirüse, yıllık bitkinin toplandığını ve alt kısmının yenildiğini belirtmekte olan Yunan tarihçi Herodot tarafından değinilmiştir. Nişasta dolu kök sapı, çiğ ya da fırınlanmış olarak tüketiliyor ve hatta kızgın fırında kavrulduktan sonra tadı daha da iyi oluyordu. Yunan bitki bilimci Theofrastos (MÖ 370 dolayları-288), onun en çok gıda olarak kullanıldığını iddia etmiştir. Mısırlılar, papirüsü çiğ olarak çiğniyor, öz suyunu yutuyor ve kalanlarını tükürüyorlardı. Romalı tarihçi Sicilyalı Diodoros, MÖ 60-30 dolaylarında, çocuklara, bitkinin çiğ, kavrulmuş, haşlanmış ve fırınlanmış saplarının yanına güveç servisi yapıldığını yazmıştır. Yaşlı Plinius ise, kök kısmının köylü sınıfının gıdası olduğunu bize anlatmaktadır. Ayrıca, onun hem çiğ hem de kaynamış halde sakız olarak kullanıldığını da yazmıştır.

Şekil 13. Papirüs kraliyet asasını tutan savaş tanrıçası Bastet, John Gardner Wilkinson,
The Manners and Customs of the Ancient Egyptians. London 1878.

Muska olarak Papirüs

Muskalar, geniş yakanın parçası olarak, boynun çevresine bir ip şeklinde asılarak takılıyor ya da mumya sargılarına dikiliyorlardı. Sayısız çini muskalarından biri, yenilenme güçlerinden veya hayatın yenilendiği zamanlardaki yeniden doğuş güçlerinden ötürü değer verilen papirüs muskasıydı. Diğer bir papirüs muskası türü ise, “Ölüler Kitabı”nın 162. bölümünün kaydedildiği dairesel bir yeni papirüs parçası olan “hupokefalos”tur (υποκέφαλος ). Güneşi simgelemekte olan koruyucu disk, cesedin dünyada olduğu gibi ahirette sıcaklık sahibi olmasını temin etmek için mumyanın kafasının altına yerleştiriliyordu. Tanrıçalar, üstünde üçgen şemsiye çiçek durumu yer alan uzun, ince bir sap olan papirüs kraliyet asasını tutarken tasvir edilmektedirler (Şekil.13).

Çiçek Demetlerinde ve Cenaze Çelenklerinde Papirüs

Mezar duvarlarına resmedilen resimler, sıklıkla, bayramlarda ve cenaze törenlerinde kullanılan papirüs üçgen şemsiye durumlarını tasvir etmektedirler. Konuklar ise, bayramlarda ya da dini törenlerde kişilere dua ederken onları ellerinde tutmaktadırlar. Hizmetliler ise, tanrılara yaygın adaklar olarak papirüs saplarını taşırlar. Papirüs, tapınaktaki sunakta ve adak masasında değerli bir armağandı. Ayrıca, üçgen şemsiye durumunu duvarlarda, kulübelerde, masalarda, vb. süs olarak görüyoruz. Pek çok mezar resminde, merkezi papirüs destesinin çevresine bağlanmış çiçek demetlerinden ve bitki yapraklarından oluşan “biçilmiş papirüs ekini yığınları” tasvirleri bulunmaktadır. Uzun saplardaki tüylü üçgen şemsiye durumları, tapınaklardaki ve mezarlarda bu bileşik çiçek süslemelerinin kusursuz örnekleriydi. Saplarının, çiçekleri bağlamaya yarayan lifleri sayesinde, diğer çiçekleri tutturan bir sicim olarak kullanılmış oldukları da fark edilebiliyordu. Özü ise, yapay çiçekler halinde biçimlendiriliyordu.

Şekil.14: IV.Tutmosis hükümdarlığı döneminin gök bilimcisi, yazmanı ve rahibi Nakht’ın Mezarı’ndaki Kuş Avı Manzarası. Knoxville’li Richard Greene’nin fotoğrafının kopyası.

Resimlerde ve Kabartmalarda Papirüs

Papirüs, günlük yaşamın önemli bir kısmının yanı sıra pek çok resimde ve tapınak kabartmasında da temsil edilmektedir. Çok sayıda örnek arasında, McClung Müzesi Mısır Galerisi için yeniden canlandırılmış olan, Mısır’ın Teb antik şehrindeki XVIII. Hanedan Dönemi’nden kalma gök bilimcisi Nakht’ın mezarındaki bataklıktaki kuş avı manzaralı duvar resminde papirüse belirgin biçimde önem verilmektedir (Şekil.14).

Ayrıca, Teb’deki (MÖ 1250 dolaylarında Kral II. Ramses’e hizmet eden kraliyet heykeltıraşı) İpuy’un mezarında bulunan bir bahçe manzarası parçası Metropolitan Sanat Müzesi’nde; Amarna’daki saray zeminini süsleyen renkli papirüs salkımları ise Kahire Müzesi’nde yer almaktadır. Abu Simbel’deki II. Ramses’in mezarlık tapınaklarında, firavun tahtlarının kürsüsündeki renkli frizlerin yanı sıra kumtaşı kabartmaları, papirüs ile hep birden bağlanmış mahkumları tasvir etmektedir.

Papirüs ve Mimarlık

Papirüs simgesi, büyük halde olduğu kadar küçük halde de önemli bir özelliktir (Şekil.15). Yüce papirüs biçimli sütunlar ve duvara gömülü taşıyıcı sütunlar saraylarda ve tapınaklarda bol miktarda bulunmaktadırlar. İçlerinden en erken olanı, Eski Krallığın Üçüncü Hanedan döneminden kalmadır ve Sakkara’daki Kral Djoser piramit kompleksi binasının ön cephesinde etkileyici papirüs biçimli yarım ayak halindedir. Yarım ayaktaki sap, bitkide olduğu gibi, üçgen ana hatlıdır. Tarzın yerini, sonraki Mısır tapınaklarında çok yaygın olan kümeli sütun almıştır. Karnak’taki Amun Tapınağı’ndaki Hipostil Salon (dama tahtası düzeninde yerleştirilmiş sütunlarla taşınan geniş salon) ise, bunun McClung Müzesi Mısır Galerisi’nde ünlü, ölçekli maketi görülebilen olağanüstü bir örneğidir (Şekil.16).

Şekil.15: Papirüs ile süslü merhem kutusu, John Gardner Wilkinson,
The Manners and Customs of the Ancient Egyptians. London 1878.
Şekil.16: Hipostil Salon örneği. Metropolitsn Sanat Müzesi’nden McClung Müzesi’ne ödünç verilmiştir.

Burada, papirüs, tamamen açmış ve tüm yanları açıkça gösterilmiştir. Sütun gittikçe incelir ve tabanı sivri yapraklarla, başı ise, şemsiye şeklindeki çiçek durumu ile çevrelenir. Ayrıca, Karnak köyünde, 18. Hanedan firavunu III. Tutmosis tarafından dikilmiş, yüksek kabartmalar halindeki simgesel papirüs saplarıyla süslü heybetli bir sütun da bulunmaktadır. Ayrıca, özel konutlar da papirüs sütunları ve yarım ayaklarıyla süsleniyorlardı.

Günümüzde Papirüs

Günümüzde, eski türlerine muhtemel bitki örneklerinin, artık, daha önceden belirtildiği gibi, Mısır’daki Nil Deltası’nın tam batısındaki bir vaha alanı olan Natrun Vadisi’nde doğal olarak yetiştiği görülmektedir. Günümüze ulaşan bu bitki örnekleri, eski türlere ait olabilir ama tam eski bitki türlerinin yerinin belirlenmesinde sorunlara neden olan pek çok değişken bulunmaktadır. İlginç biçimde, James Bruce tarafından ima edildiği gibi, bazılarının eski bitki olduğunu değerlendirdikleri sürekli gelişen papirüs türlerine, Mısır sınırının yaklaşık 2.414,02 km (1500 mil) güneyinde bulunan Sudan’ın güneyindeki Beyaz Nil nehri boyunca halen bolca rastlanmaktadır. Çeşitli papirüs türlerine, ABD, batı, doğu ve orta Afrika’nın geniş alanlarında olduğu gibi, Afrika kıtası ve Madagaskar adası dahil dünyanın diğer bölgelerinde de rastlanmaktadır. Sicilya’nın papirüs korularının ise, Mısır’dan 10. yüzyılda gelen Arapların getirdiği papirüslerden geliştiğine inanılmaktadır.

* Bu makale, 30 Haziran 2002, Pazar günü, eski ve çağdaş Mısır bitkileri hakkındaki gezici bir sergi olan “Pharaoh’s Harvest” (Firavun’un Hasadı) ile bağlantılı olarak ve ayrıca, McClung Müzesi’nin Mısır Galerisi’nde sergilendiği gibi papirüsün doğası hakkında daha iyi bir anlayış sağlamak için Knoxville’deki Tennessee Üniversitesi’ndeki Frank H. McClung Müzesi’nde verilmiştir.

Seçilen Kaynakça

Basile, Corrado and Anna di Natale, Il museo del papiro di Siracusa , Quaderni dell’associazione istituto internazionale del papiro-Siracusa IV. Siracuse: Assessorrato dei Beni Culturali e Ambientali e della Pubblica Istruzione della Regione Siciliana, 1994.

Bierbrier, M. L. (ed), Papyprus: Structure and Usage. British Museum Occasional Paper 60. London: British Museum, 1986.

Breasted, James Henry, The Edwin Smith Surgical Papyrus: published in facsimilie…. University of Chicago Oriental Institute Publications, v. 3-4. Chicago : University of Chicago Press , 1991 (from 1930 original).

Cerny, Jaroslav, Paper & Books in Ancient Egypt . London : H.K. Lewis & Co, ca, 1947.

—————–, “The Contribution of the Study of Unofficial and Private Documents to the History of Pharaonic Egypt ” in Le Fonti indirette della storia egiziana. Studi Semitici 7. Rome : Univeristy of Rome , 1963, pp.31-57.

Drenkhahn, Rosemarie, “Papyrus, -herstellung” in Lexikon der Ägyptologie. Wiesbaden : Otto Harrassowitz, 1982, 667 670.

Lewis, Naphtali, Papyrus in Classical Antiquity. Oxford : Clarendon Press, 1974.

Lucas, Alfred and J. R. Harris, Ancient Egyptian Materials and Industries. London : Edward Arnold Ltd., 1962.

Parkinson, Richard and Stephen Quirke, Papyrus. London : British Museum Press, 1995.

Ragab, Hassan, Le Papyrus. Cairo : Dr. Ragab Papyrus Institute, 1980.

Roberts, C. H., “The Greek Papyri” in S. R. K. Glanville (ed.), The Legacy of Egypt . Oxford : Clarendon Press, 1963, pp. 249-282.

Tächholm, Vivi and Mohammed Drar, Flora of Egypt , Vol II. Bulletin of the Facultyof Science, No. 28. Cairo : Fouad I University Press, 1959, pp. 99-163.

Kaynak: https://mcclungmuseum.utk.edu/2008/09/02/papyrus/
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.

Reprinted with permission from McClung Museum of Natural History and Culture, Evans, Elaine A. “Papyrus: A Blessing Upon Pharaoh, Occasional Paper.” September 2, 2008.
Accessed September 13, 2018. https://mcclungmuseum.utk.edu/2008/09/02/papyrus.

McClung Tabiat Tarihi ve Kültürü Müzesi, Evans, Elaine A. ‘den izin alınarak yeniden basılmıştır. “Papirüs: Firavun Üzerine Bir Nimet, Özel Makale.” 2 Eylül 2008.
13 Eylül 2018’de erişildi. https://mcclungmuseum.utk.edu/2008/09/02/papyrus.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir