
Mahiravanın Akıbeti Hakkında adlı makalemizi severek okuyacağınızı umuyoruz.
Mahiravan miti, Ramayana destanının anlatılmamış birçok hikayesinden biridir. Zaman boyunca, ana metne daha sonra eklenmiş olmalarından ya da belirli bir din veya kültür için önemli olmakla birlikte geniş toplumda önemsiz olmalarından ötürü bu hikayelerin popüler halk anlatısından uzak tutulduklarını anlıyoruz.
Hikaye, Ravana’nın cesur oğlu İndracit’i destansı savaşta kaybettikten sonra kederlenmesiyle başlıyor. Annesi, bu durumdayken onu görmeye geldi. Ona kibrinin ailesine neler yapmış olduğunu ve egosunun ölümcül hatalar yapacak kadar kendisini körleştirmesinin ne kadar yanlış olduğunu hatırlattı. Ravana ise hiç kimseye kulak vermek istemiyordu.
Annesi oğlunun yasını tutması için yalnız bırakmadan evvel ondan diğer erkek evlatları (bazı metinlerin Ravana’nın erkek kardeşi olarak değindiği) Patala-loka veya Ölüler Diyarı kralı Mahiravan’ı düşünmesini istedi. Mahiravan, Ravana’nın Sita’yı kaçırmasını onaylamadığı için başlangıçta savaşın parçası olmamaya karar verdi. Mahiravan, hem büyü ustası hem de zaman, değişim ve imha tanrıçası Kali’nin fedaisiydi. Ravana, Rama ve Lakşmana’yı Kali’ye kurban olarak sunarsa onu memnun edeceğini söyleyerek Mahiravan’ı savaşa katılmaya ikna etmeyi başardı.
Mahiravan’ın Ravana’nın taburuna katıldığı haberi Rama’nın ordusuna ulaştığında hayret uyandırdı. Herkes, özellikle Mahiravan’ın büyücülük yeteneğini bilen Ravana’nın erkek kardeşi Vibişan endişelendi. O, herkesi yeğeninin (erkek kardeşinin) şekil değiştirme kabiliyeti konusunda uyardı ve Rama ile Lakşmana’nın hep iyi tedbirli olmasının temin edilmesi gerektiğini vurguladı. Hanuman, koruyucu olarak atandı ve ona hiç kimsenin Rama ile Lakşmana’nın kulübesine girmemesi için nöbet tutması emredildi. O ise kuyruğuyla her ikisinin de kaldığı kulübenin çevresinde kalkan oluşturdu.
Beklendiği üzere, Mahiravan, kulübeye dalmaya çalıştı . Birçok farklı yaratığa dönüştü ama geçemedi . Sonunda, Vibişan biçimine bürünerek Hanuman’a yaklaştı. Rama ve Lakşmana’nın iyi olduğundan emin olmak için içeriye alınmasını istedi. Buna izin veren Hanuman, böylece bilmeyerek kendi kalkanını düşman lehine bozmuş oldu.
Mahiravan, kulübeye girer girmez hem Rama hem de Lakşmana’ya büyü yaparak onları yerin derinliklerine götürdü. Hanuman ve Vibişan gerçekleşenleri fark edebilene kadar ikisi de gitmişti. Vibişan, Mahiravan’ın erkek kardeşlerin yaşamlarını tehlikeye atabilecek en kötü büyülere muktedir olduğunu bildiğinden çok endişeliydi. O, her ikisinin yerin dibindeki Ölüler Diyarı’na (patala-loka) götürülmüş olduğunu tahmin ederek Hanuman’ı oraya sevk etti.
Hanuman da söyleneni yaptı. Hanuman’ın Ölüler Diyarı’na vardığında her köşesi kalelerle, tabyalarla ve nöbetçilerle dolu başlı başına bir şehir gibi göründüğü belirtilir. Görevine engel olmaya çalışan birçok karakterle karşılaşmasına rağmen o, tüm güçlüklerin üstesinden gelerek hedefine ulaşmayı başardı. Ölüler Diyarı’ndaki maceraları ilginçtir fakat burada bunun ayrıntılarına girmeyeceğiz.

Ölüler Diyarı’na giderken Hanuman, Mahiravan’ın daha fazla büyüsel güç amacıyla Rama ve Lakşmana’yı tanrıça Kali’ye kurban edeceğini duymuştu. Mit, gerçekten burada ilgi çekici hale geliyor. Hanuman, sorunun köküne inmeye karar verdi. Küçük bir arıya dönüşerek tanrıça Kali’ye yanaştı. Ona Rama’nın kanını isteyip istemediğini sordu. Kali’nin Rama’nınkinden ziyade Mahiravan’ın kanına sahip olmayı yeğlediğini buyurmuş olması beklenir. Tanrıça, bu durumda Hanuman’ın Rama’nın kulaklarına fısıldayacağı bir çözüm yolu önermeye devam etti.
Artık kurban vakti yaklaştı. Rama ve Lakşmana’nın törene hazırlanmalarını müteakip elverişli zamanda Mahiravan, Rama’dan kafasını kurban sunağına dayamasını istedi. Rama’nın bir sıkıntısı vardı; Kşatriya yani savaşçı toplumsal sınıfından olduğundan hayatı boyunca birinin önünde nasıl eğileceğini bilmediğini söyledi ki Mahiravan, ona bunu gösterebilir miydi? Mahiravan sinirlendi ama kurbanı sürdürme arzusuyla başını sunağa yasladı. Çok geçmeden, tanrıça Kali idolünün arkasına saklanan Hanuman, asıl biçimini almasının ardından kurban kılıcını alarak Mahiravan’ın boynunu vurdu. Böylelikle Rama ve Lakşmana kurtarıldılar. Hanuman, bunun üzerine Mahiravan’ın kanını tanrıçaya sundu.
Mesele burada bitmiyor. Mahiravan’ın karısının hamile olmakla beraber kocasının ölümünü haber aldığında karşı saldırıda bulunduğu söylenir. Kargaşa vardı ve ortaya çıkan karışıklıkta Hanuman’ın tekmesi onun midesine indi ve kavga etmeye amade çocuğu Ahiravan belirdi. Ahiravan, kan ve sümük ile dolu olup yakalanması zordu. Hanuman, biraz çamur fırlatarak onu bacaklarından yakalamayı becerdi. Onu şiddetle yere çarparak öldürdü. Çok geçmeden, hem Rama’yı hem de Lakşmana’yı savaş alanına geri getirdi.
Bu mit, esasen doğunun Ramayana yorumlarında, özellikle Bengalli şair Krittibaş’ınkinde (Krittibash) daha çok bilinen adıyla Mahirabonerpala bölümünde bulunur. Tanrıça Kali’nin karışması ve büyüsel uygulamalar, destanın bu kısmında yer bulur. Üstelik, Kali, bu bağlamda olumlu bir rol oynayarak Mahiravan’ın kanını talep eder. Birçok bilim adamı, bu hikâyenin destana örülmüş bir halk söylencesi olabileceğine inanır. Biçimlerin değişmesi, tanrıça Kali’nin sunağındaki kurbanlar, vb. doğudaki yaygın halk efsanesi motifleridirler. Kurban edenin kurban edilene dönüşmesi de tanrıların ateşli serdengeçtilerini yoldan çıktıkları takdirde desteklemediklerini vurgulamakta olan yaygın bir halk hikayesi unsurudur. Neticede, çok ilginç bir mittir.
HİKAYENİN ANLATICISI: Utkarsh Patel
METNİN KAYNAĞI: 15. asırda yaşamış Bengalli şair Krittibas Ojha’nın yazdığı Krittivasi Ramayanası (ya da Sri Ram Pançali), Ramayana’nın Bengalceye yapılmış bir çevirisidir. Bu hikaye, Mahiraboner-pala bölümünde bulunmaktadır.
YER: Batı Bengal
Kaynak: https://themythologyproject.com/on-mahiravans-trail/
Çeviren: Yalçın Ceylanoğlu
HER HAKKI MAHFUZDUR.
